Yastık altına göz diktiler…

Yastık altına göz diktiler…

0
PAYLAŞ

Gazeteci olarak yarım asra yakın Türk siyasetini izliyorum, politikanın göbeğinde geçti yaşamım ama ben böylesine bir  siyasetciye rastlamadım.

Yalakaların tümünü hatırlıyorum nerdeyse.

Söz verip yapmayayına hiç girmeyeyim, yüzde 50’nin altına düşmemiştir bu tip siyasetcinin oranı.

Parti değiştirenler.

Fırıldaklık yapanlar.

Pişkinler.

Yağcılar, yağdanlıklar.

Bakan olmak için siyasi parti liderinin önünde bel bükenler.

Hepsini gördüm ama ülkededeki fakir, fukara-gurabanın cebine göz dikenine hiç rastlamadım diyebilirim.

Güya iktidara garip-gurebaya sahip çıkmak için geldiler.

Adamın tuzu kuru.

Adamın umurunda değil fakir fukaranın hali.

Rahmetli Sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal gibi o da

fakiri değil “Ben de zengini seviyorum” diyor, demeye getiriyor..

Çünkü patlak veren global krizde, gözünü fakirin iki-üç kuruşuna dikmiş.

Lafı uzamayayım.

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’dan bahsediyorum.

Likit yumurtacılıktan köşeyi dönmüş zengin oğlundan değil.

2009 Bütçesinin genel kuruldaki görüşmeleri sırasında konuşurken “Allahını seversiniz nereye gitti bu altınlar? 20 Milyarlık altını yastık altından çıkarın” demiş.

Maliye Bakanı konuşurken, tesadüf bu ya, Alman gazetesi Türkiye’deki zenginlere yönelik haber hazırlamış.

Alman Gazetesi Die Welt Türkiye’deki zenginlere, daha çok tuzu kurulara, yani trilyonerlere yönelik bir tabloyu manşetine çekmiş:

“Istanbul süper kente dönüştü. Krize rağmen Türkiye’nin 100 bin dolar milyoneri var”

Bakar mısınız paradoksa.

İnsanlar işlerini kaybediyorlar.

Kriz yüzünden herkes duvara dayanmış.

Emeklisi, dulu, yetimi ay sonunu getiremiyor.

Başbakan “kriz bizden teğet geçti” diyor.

Fakir fukara için kimse elini bile kımıldatmıyor.

Varsa yoksa IMF’nın yine fakir guraba için getireceği şartlara evet demek olan hükümet, ne KDV’yi indirme niyetinde, ne de satın alma gücünü güçlendirmek için bir adım atmakta.

Maliye Bakanımız ise gözünü yastık altına dikmiş.

Yastık altında, varsa bu altınlar altın kime ait olabilir?

Yarınını göremeyen, kara günü düşünerek tasarruf edip yastık altında koyan garibanın altınıdır bu.

Başkasının değil.

Kiminin de kefen garantisidir.

“Ölürsem orta yerde kalmayayım”kaygısıyla harekat eden garibanın yastık altı tasarrufuru bir kaç altın bilezik.

Hadi diyelim ki bunların tamamı 20 milyar dolar olsun ve hepsi yastık altında toplanmış bulunsun.

Sana ne be sayın bakan, yastık altındaki altından?

Siz hiç zengini, milyoneri, trilyoneri yastık altını kasa gibi kullandığını duydunuz mu?

Hiç bir zengin, bir kuruşunu ve bir gram altınını evinde tutmaz.

Nakite çevirir, çalıştırır.

Demek ki bakanın gözü fakir fukaranın altınında.

Öte yandan aynı gün Türkiye’de 100 bin kişinin dolar milyoneri haberı yer alıyor Alman basınında…

Bu paranın nerden, nasıl kimler tarafından kazanılmış olduğunun derdinde değil bakan bey.

Zenginlerin bu krizde pamuk ellerini cepe atmalarını isteyeceğine, işsiz kalan, açlık sınırının altında kıvranan fakirin yastık altına dikmiş gözünü.

Bakan bey daha sonra ne diyor okuyun ve gülün:


“Türkiye’yi iyi günler bekliyor. Bu kriz Türkiye için iyi bir fırsattır. Evvel Allah, Boğaz Köprüsü trafikten geçilmiyor.”

Bu cümlenin hangi bölümüne güleyim.

Şaşırdım kaldım.

Çelişkilerle dolu.

Türkiye’yi iyi günler bekliyormuş.

Sevsinler.

Türkiye’yi değil ama zenginleri iyi günler beklediği kesin.

Bu kriz, dolar milyoneri olan 100 bini 150 bine çıkarır evvel Allah.

Zenginlerin iktidarı olarak, böyle bir tablo karşısında kına yakarsınız….

Demem o ki, 50 yıldır ne böyle bir siyasetciye rastladım, ne böylesi fakir düşmanı bir bakana, ne de böyle tuzu kuru bir iktidara… 

BİR CEVAP BIRAK