Yazılı Kanyon taş ocaklarına kurban ediliyor!

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE-Isparta’nın Sütçüler ilçesinde, antik çağın Frigyalı ünlü filozofu Epiktetos’a adanan şiirin de bulunduğu yazıtlara ev sahipliği yapan Yazılı Kanyon mermer ocaklarının tehdidi altında…

Dağları, yaylaları ve ormanlarıyla tanınan ilçede 67 mermer ocağının faaliyet yürüttüğünü, 59 ocağın da doğayı tahrip ederek sahayı terk ettiğini açıklayan Sütçülerliler Dayanışma Platformu, MİGEM tarafından ihaleye çıkarılan 15 yeni maden sahasından 4’ünün Yazılı Kanyon Tabiat Parkı’nı da etkileyeceğine dikkat çekerek, “İhale edilen 15 saha daha faaliyete geçer, mermer çıkartılmaya başlanır ise Karacaören Baraj Gölünün Çandır tarafı tamamen mermer ocaklarıyla kapanmış, hiç ağaç kalmamış olacak. Müezzinler ve Yazılı Kanyon ile Değirmendere arası, Yeşilyurt köyü tamamen mermer ocaklarıyla çevrilmiş olacak” uyarısında bulundu.

100 DOLARLIK KAZANÇ İÇİN MİLYONLARCA LİRALIK SERVET YOK EDİLİYOR

Türkiye’nin gündeminden düşmeyen çevre yıkımlarına her gün yenileri ekleniyor. Isparta’nın ormanları, dağları ve yaylalarıyla tanınan Sütçüler ilçesi de son yıllarda vahşi madenciliğin en çok etkilediği bölgelerden biri. İlçede bulunan ardıç ve çam ormanları tonu 100 dolara ihraç edilen mermeri çıkarmak uğruna katledilirken, su kaynakları kirleniyor, arıcılık ve hayvancılık ise büyük zarar görüyor. Türkiye’nin önemli ihraç ürünlerinden biri olan ve bu bölgede doğal olarak yetişen ‘Sütçüler kekiği’ ya da ‘Tota kekiği’ olarak anılan tür de mermer binlerce hektarlık alana yayılan mermer ocakları nedeniyle yok olmak üzere. Yöre halkına yılda yaklaşık 3 milyon lira civarında ek gelir sağlayan kekik ve doğal adaçayının varlığı tehdit altında.

RUHSATLAR PLANSIZ, ÇALIŞMALAR DENETİMSİZ, DAĞLAR SAHİPSİZ

Ancak ormanlarla kaplı arazide plansız şekilde açılan ve denetimsiz şekilde faaliyet yürüten mermer ocaklarının yarattığı tahribat bunlarla sınırlı değil. Sütçüler’de bulunan Yazılı Kanyon Tabiat Parkı da mermer ocaklarının ablukası altında. Kanyonun girişinde, güney batı kesimindeki dağlık alanda yıllardır faaliyetini yürüten mermer ocakları bölgeyi ziyaret edenlerin tepkilerine neden olurken bu yıkımın durdurulması yerine bölgede yeni mermer sahalarının ihale edildiği ortaya çıktı.

‘59 MERMER OCAĞI TAHRİP EDEREK TERK ETTİ, 67’Sİ FAALİYETTE’

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı Maden İşleri Genel Müdürlüğü (MİGEM) verilerini inceleyen Sütçülerliler Dayanışma Platformu, ilçede mermer ocakları tarafından yaratılan tahribatın boyutlarını gözler önüne serdi. Platformdan konuyla ilgili yapılan açıklamada, “Sütçüler mermercilerin hoyratça tavırlarıyla talan ediliyor. Bu gün için ilçemiz hudutlarında, 67 Mermer ocağı Faaliyette. 37 ruhsat, ‘genel arama’ döneminde. Yani, açılmak için gün sayıyor. 75 ruhsat ‘ön arama’ döneminde. 6 saha için ön müracaat yapılmış, 33 yeni saha ihale ediliyor ve en kötüsü 59 ocak doğayı tahrip ederek terk edilmiş durumda” ifadelerine yer verildi.

BÖLGEDE 15 YENİ MERMER OCAĞI SAHASI İHALEYE ÇIKIYOR

İlçe sınırları içinde ihale edilecek 15 yeni mermer ocağı sahasının bulunduğuna dikkat çekilen platform açıklamasında, bu sahaların 4 tanesinin Yazılı Kanyon Tabiat Parkını da etkileyecek konumda olduğuna işaret edilerek, 7 ruhsat sahasının da Karacaören Baraj Gölünü kirletecek konumda olduğu uyarısında bulunuldu. Konunun öneminin anlaşılması için MİGEM’in yayınladığı mermer ocağı sahalarının koordinatlarını bölgenin uydu haritası üzerine işleyen Platform gönüllüleri, ortaya çıkacak korkunç tabloyu gözler önüne serdi. Buna göre Yazılı Kanyon Tabiat Parkı ile içme suyu kaynağı olarak ayrılan Karacaören Baraj Gölü mermer ocaklarıyla kuşatılmış olacak.

‘YAZILI KANYON TAMAMEN MERMER OCAKLARIYLA ÇEVRİLECEK’

Platform gönüllüleri, gelinen noktanın ürkütücü boyutta olduğunu belirterek, “En kısa zamanda Sütçüler’i, Yazılı Kanyonu, Değirmen Deresini, Çandır’ı terk etmek gerekecek. Eğer bu ihale edilen 15 saha daha faaliyete geçer, mermer çıkartılmaya başlanır ise, Karacaören Baraj Gölünün Çandır tarafı tamamen mermer ocaklarıyla kapanmış, hiç ağaç kalmamış olacak. Müezzinler ve Yazılı Kanyon ile Değirmendere arası, Yeşilyurt köyü tamamen mermer ocaklarıyla çevrilmiş olacak” görüşünü paylaştılar.

ADINI EPİKTETOS’A ADANAN YAZITTAN ALAN KANYON

Eski Çağdan bu yana Akdeniz ile Anadolu içlerini birbirine bağlayan doğal geçitlere ev sahipliği yapan Aksu Vadisi’nin doğusunda, Göksu çayında yer alan Yazılı Kanyon, adını antik çağın Anadolu doğumlu ünlü filozofu Epiktetos’a adanan şiirli bir yazıttan alıyor. Özgür insana övgü niteliğindeki dizeler, kanyondaki bir kayaya kazınmış. Antik yolların yanı sıra zengin bir yaban hayatına da ev sahipliği yapan kanyonun bulunduğu 6 bin dekarlık bölge, 1989’da Tabiat Parkı ilan edilerek koruma altına alındı. Bir kısmı kanyonun içinden geçen antik yol, St. Paul Yolu’nun da bir parçasını oluşturuyor. Tarihi yazıtın ortası, geçmişte define avcıları tarafından tahrip edilmiş.

‘ÖYLE İNSANLAR VAR Kİ, ÖNÜNDEKİNİ BİLE GÖRMEKTEN ACİZ’

İ.S. 55’te bir Frigya kenti olan Hierapolis’te (Bugün Denizli-Pamukkale) dünyaya gelen Epiktetos’un, köle olarak Roma’ya götürüldüğü ancak daha sonra azat edildiği biliniyor. Stoacı filozoflar arasında anılan Epiktetos, felsefe dersleri verdiği Yunanistan’ın Nikipolis kentinde İ.S. 135’de öldüğü biliniyor. Epiktetos’a göre insanı hayvanlardan ayıran en önemli özelliği, sahip olduğu akıldı. Ancak insan aklını kullanamadığı zaman içindeki hayvani yönün açığa çıkmasına neden oluyordu. İnsan, ancak aklını kullanarak erdemli bir hayat yaşayabilirdi. İnsanın maddiyat ve şöhret gibi şeylere değer vermemesi gerektiğini savunan Epiktetos, bilgeliğin paradan daha değerli olduğunu öğretiyordu. Felsefenin insana katı alışkanlıklarını değiştirebilme gücü verdiğini düşünen Epiktetos, insanın kendine hâkim olmasının da ancak felsefe yoluyla ortaya çıkacağını savunuyordu. Epiktetos’a göre yeryüzünde öyle kör insanlar vardı ki, gözlerinin önündekini bile görmekten acizlerdi.

‘EY YOLCU, HAZIRLIĞINI YAP VE KOYUL YOLA’

Yazılı Kanyon’a adını veren yazıt, 2014’te yitirdiğimiz eski çağ dilleri ve kültürleri uzmanı Prof. Dr. Sencer Şahin tarafından eski Yunancadan günümüz Türkçesi’ne çevrildi. Ancak bugün çevresindeki mermer ocaklarının tehdidi altında bulunan kanyona adını veren tarihi yazıtta yer alan dizelerin, 2010’da Isparta İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün yaptığı çalışma ile bir mermer şirketinin üstleniciliği ile iki ayrı dilde mermer bloğa yazdırılması dikkat çekiyor. “Hür insan üzerine” başlığını taşıyan şiir şöyle:

“Ey yolcu, yol hazırlığını yap ve koyul yola; şunu bilerek: 
Hür kişi sadece karakterinde hür olan kişidir 
Kişi hürriyetinin ölçüsü bizzat kendi doğasında bulunur 
Ve kararında içtenlikliyse hür kişi, 
Yüreğinde ise dürüstlüğü, işte bunlar asil yapar kişiyi 
Ve bununla yücelir hür kişi hatalarla değil. 
Ana-babadan gelen uydurma bir asaletten tad almaz o; 
Zira ana-baba değildir hür insanı doğuran 
Zeus’tur herkese ata olan ve de tek kök insanoğluna 
Herkesin tek şansı vardır. O alır kader icabı beden güzelliğini 
Budur soy güzelliği ve hür olma hali gerçek anlamda. 
Ruhen köle olan ise sakınmaz kötü sözden, katmerli köle de olsa 
Aşırılıktır şiarı bu kişinin, yüreğinde soysuzluk vardır 
Ey yolcu, Epiktetos köle bir anadan doğmuştu ama 
Yüceydi herkesten, bir kartal gibi; bilgelikte ise takdire şayandı ruhu 
Söylemem gerekirse, tanrısal bir varlık doğurdu onu. Keşke şimdi de (bu mümkün olsa) 
Böylesine yararlı ve sevinç kaynağı bir insan 
Tüm ünlü kişiler arasında köle bir anadan dünyaya geldi.” 

 

Önceki haberHayvancılıkta ürkütücü tablo!
Sonraki haberTürkiye’de hiçbir güzellik cezasız kalmıyor!
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.