Yazlık saray inşa edilen Okluk Koyu kapatıldı!

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Cumhurbaşkanlığı eski Başdanışmanı Can Pulak, 15 Temmuz akşamı Okluk Koyu ve çevresindeki tekneleri dolaşan sivil polislerin tatilcilerden bölgeyi acilen terk etmelerini istediğini dile getirdi.
 
Muğla’nın Marmaris ilçesinde inşa edilen Cumhurbaşkanlığı yazlık sarayının bulunduğu okluk koyu ve civarındaki teknelerin bölgeyi terk etmeleri istendi. Cumhurbaşkanlığı eski Başdanışmanlarından olan Okluk Koyu’ndaki eski Cumhurbaşkanlığı konutunun mimarı Gazeteci Can Pulak, koyun boşaltılmasına tepki göstererek, “15 Temmuz Pazar günü akşam üstü sivil polisler tekneleri dolaşarak, içindekilerden hemen bölgeyi terk etmelerini istemişlerdir. Hava serttir ve deniz teknelerin yer değiştirmelerine müsait değildir. Tekne sahipleri, kaptanları ve tatilciler itiraz ederek, bunun mümkün olmayacağını söylemeye çalışmışlardır. Ama polisler emir aldıklarını ve Okluk civarındaki tüm teknelerin koyu boşaltmaları gerektiğini ifade ederek, fazla oyalanmamalarını da tembih etmişlerdir. Bu arada İngiliz ve Hırsız koylarından Okluk’a girişi engellemek için liman girişine bir muhrip konulmuş, ayrıca bir sahil güvenlik botu ile bir deniz polisi botu da devriye gezdirilmiş ve civarda adeta kuş uçurulmamıştır” ifadelerini kullandı.
 
Okluk Koyundaki mütevazı Cumhurbaşkanlığı konutunun fikir babası ve mimarı olan Eski Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Gazeteci Can Pulak, koy ve çevresindeki teknelerin polis tarafından uzaklaştırıldığını dile getirdi.
 
GÖKOVA’DAKİ İNGİLİZ LİMANI HALKA VE TURİZME KAPATILDI
İşte bu olmadı, hem de hiç olmadı” sözleriyle yapılan uygulamaya tepki gösteren Can Pulak, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, şunları dile getirdi: “Gökova’da halk arasında İngiliz Limanı diye bilinen koy, halka ve turizme kapatıldı. Okluk’ta yapılan Cumhurbaşkanlığı yerleşkesi yüzünden hem turizme büyük zarar verildi, hem de deniz tutkunlarına ve yat sahiplerine inanılmaz zorluklar çıkarıldı.
 
CUMHURBAŞKANLIĞI YAZLIĞI YÜZÜNDEN HALK MAĞDUR OLDU
Karacasöğüt köyü, Buzağıotu Mahallesi ve Mal Deresi sakinleri bir yıldan fazladır ki, Cumhurbaşkanına yapılan yazlık yüzünden mağdur oldular, çile çektiler. Yolları ve ormanları perişan edildi. Marmaris’e ulaşım, çocukların okula gidiş-gelişi ve çiftçilerin ürünlerini ilçe pazarına götürmesi hayli zahmetli hale getirildi. Yolların gereksiz büyütülmesine, kuru derelerin ıslahına, yapılan binalara ve sahil düzenlemesine çok büyük paralar döküldü. Ne o, Cumhurbaşkanı ve misafirleri burada tatil yapacaklar.
   
‘ÖZAL DA CUMHURBAŞKANIYDI, KORUMASIZ YÜZER VE GEZERDİ’
Rahmetli Özal da Cumhurbaşkanı’ydı. Aynı yerde ona küçük bir kulübeyi onararak, mütevazı, iki odalı bir ev yapmıştım. Orada 3 yıldan fazla tatil yaptı, halkla beraber yüzdü, halkın içinde gezdi, turist teknelerini ziyaret ederek tatilcilere ülkemizin güzelliklerini ve değerlerini anlattı. Rahmetlinin Allah’tan başka kimseden korkusu yoktu, o yüzden denizde ve ormanda genelde korumasız yüzer ve gezerdi.”
 
‘KARACASÖĞÜT BENİM DE KÖYÜM, YAPILANLARA YÜREĞİM DAYANMIYOR’
Karacasöğüt benim köyüm” diyen Can Pulak, “köyün en gerisinde ve bahçe içinde bir evim vardır. 40 yıldan fazladır oralardayım ve o bölgenin insanına, doğasına, havasına, denizine özetle her şeyine hayranım. Ama şimdi, orada yapılan doğa kıyımından ve Tanrı’nın yarattığı o muhteşem görsel güzelliklere verilen zararlardan sonra, köye gitmek bile istemiyorum. Ayağım çekmiyor artık, yüreğim dayanmıyor yapılanlara.
 
‘KEŞKE 28 YIL ÖNCE O MÜTEVAZI EVİ YAPMASAYDIM, PİŞMANIM’
Biliyor musunuz, hayatta ilk defa pişmanlık yaşıyorum. Keşke, Cumhurbaşkanlığı yazlığı için Karacasöğüt’ü seçmeseydim. Keşke 28 yıl önce, o mütevazı evi yapmasaydım, böylece köye zarar vermeseydim, doğanın tahribatına dolaylı sebep olmasaydım. Benim gibi ömrünü doğanın korumasına adamış biri için, ne hazin ve ne talihsiz bir üzüntü değil mi? Ama yapacak bir şey yok. Artık her şey tamamlandı, gemilerle İstanbul’un Şile’sinden plaj kumu bile getirilip sahile serildi. Bu saatten sonra ağlaşmanın, yürekleri dağlamanın kimseye bir faydası yok. Olan oldu işte” görüşünü dile getirdi.
 
‘SİVİL POLİSLER TEKNECİLERE BÖLGEYİ TERK EDİN DEDİ’
Bölgede terör estirilerek halkın ve tatilcilerin korkutulduğunu öne süren Pulak, Okluk Koyundaki teknelerin başka yere bağlanmaya zorlandığına dikkat çektiği değerlendirmesinde, “15 Temmuz Pazar günü akşam üstü sivil polisler tekneleri dolaşarak, içindekilerden hemen bölgeyi terk etmelerini istemişlerdir. Hava serttir ve deniz teknelerin yer değiştirmelerine müsait değildir. Tekne sahipleri, kaptanları ve tatilciler itiraz ederek, bunun mümkün olmayacağını söylemeye çalışmışlardır. Ama polisler emir aldıklarını ve Okluk civarındaki tüm teknelerin koyu boşaltmaları gerektiğini ifade ederek, fazla oyalanmamalarını da tembih etmişlerdir.
 
OKLUK KOYUNA GİRİŞİ ENGELLEMEK İÇİN SAVAŞ GEMİSİ YERLEŞTİRİLDİ
Bu arada İngiliz ve Hırsız koylarından Okluk’a girişi engellemek için liman girişine bir muhrip konulmuş, ayrıca bir sahil güvenlik botu ile bir deniz polisi botu da devriye gezdirilmiş ve civarda adeta kuş uçurulmamıştır. Unutmadan söyleyeyim, çok sayıda lastik bottaki görevliler de gözetleme, izleme ve kontrol işini büyük bir ciddiyetle yerine getirmişlerdir. Tedbirlere bakılırsa ve geç saatlerdeki helikopter trafiğine kulak kabartılırsa, gelenler çok önemli kişilerdir. Bazılarının ifadelerine göre de, muhtemelen Cumhurbaşkanı ve maiyetidir. Okluk koyu o günden bu yana kapalıdır” ifadelerini kullandı.
 
‘HALKINDAN BU DERECE KORKUYORSA O KÖYDE TATİL YAPMAMALI’
Koyun 25 Temmuz’a kadar kapalı kalacağının söylendiğini dile getiren Pulak, “Orada lokantalar, üç-beş odalı pansiyonlar vardır. Daha da önemlisi dış koylardaki teknelerinde korkuyla bekleşen turistler vardır. Hadi denizden giriş yasaklandı, peki karadan girişi niye engelliyorlar ki? Bana göre tüm önlemler kraldan fazla kralcıların işidir. Cumhurbaşkanının koruma adına yapılan bu rezaletlere, turizmin zarara uğratılmasına, halkın korkutulmasına izin vereceğine inanmam. İzin veriyorsa ve halkından bu derece korkuyorsa, o sakin ve kendi halindeki köyde tatil yapmamalıdır. Yapacaksa eğer, tıpkı rahmetli Özal gibi halkını kucaklayarak, iç içe yaşayarak, birlikte yüzerek yapmalıdır. Ayrıca bir yıldan fazladır çile çeken Karacasöğüt köylülerinin de gönlünü almalı ve olanlar için özür dilemelidir. Herkesin Cumhurbaşkanı olacağını söyleyen Erdoğan, bunu mutlaka yapmalıdır” görüşünü dile getirdi.
 
‘BURALARI YASAKLARSANIZ TURİZMİ DİNAMİTLEMİŞ OLURSUNUZ’
Karacasöğüt, İngiliz Limanı ve Okluk çevresinin mavi yolculuğun, amatör denizciliğin ve yelkencilerin en önemli uğrak noktaları olduğuna değinen Pulak, “buraları yasaklarsanız, mavi yolculuğu da, amatör deniz turizmini de dinamitlemiş olursunuz. Bilmiyorum bu söylediklerimin, yazdıklarımın ve önerilerimin bir faydası olacak mı? Şimdiye kadar yazdığım yazıların, feryatların ve itirazların en küçük bir faydasını göremedim de. Varsın olsun. Biz söylemeye ve yazmaya devam edeceğiz. Hiç değilse tarihe bir not düşmüş oluruz. Kim ne derse desin, biz bölgeyi, Gökova’yı, Gökova’nın 150’ye yakın koy ve büklerini, korumaya son nefesimize kadar devam edeceğiz. Bunun bir bedeli varsa, onu da gözümüzü kırpmadan şerefle ödeyeceğiz. Bizim bu topraklara, bu güzelliklere borcumuz var. Onun için buraları korumak boynumuzun borcudur.
 
‘CUMHURBAŞKANININ HARCANAN PARALARI İZLEMESİ MÜMKÜN DEĞİL’
Son olarak şunu söylemek istiyorum. Bunca işi gücü arasında Cumhurbaşkanının, buralarda bir yıldan fazladır yapılanları ve harcanan paraları izlemesi ve hele bölgede yaşayan halkın mağdur edilmesine göz yumması bence mümkün değildir. İnancım odur ki, tatile geldiğinde olanlara o da çok üzülecek, kraldan fazla kralcılara hayli söylenecek ve Gökova’da yaşamaya başladıktan sonra da, doğaya karşı yapılan kıyımı yüreğinde hissedecektir” ifadelerini kullandı.
Önceki haberAnadolu bir nefesini daha yitirdi…
Sonraki haberİsrail’in ulus yasasına tepki
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

three × 2 =