Yeah bre pehlivan!

PAYLAŞ

sivil toplum ve meslek odalarının temsilcileri katıldı.


İki gün boyunca Kaş, Kalkan, Patara ve Elmalı’da hem bilgi alışverişinde bulundular hem de bölgenin tarihi dokusunu yerinde inceleme olanağı buldular. Antalya Valisi Alaaddin Yüksel de bu önemli buluşmanın ev sahibi sıfatıyla kent kimliği üzerine bir konuşma yaptı ve ardından Tarihi Kentler Birliği’nin danışmanı  olan ÇEKÜL  Başkanı Prof. Metin Sözen’e yaptığı çalışmalardan dolayı bir şükran plaketi sundu.


Sempozyuma Antalya’dan katılan Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi araştırmacı  Giray Ercenk, belediye başkanlarına önemli bir konuşma yaptı. Ercenk’in konuşmasında altı çizilmesi gereken bölümleri kısaca aktarmak gereği duydum: “Dağların yükseklerindeki ana kayadan kopan ve çarşaklara, yamaçlara biriken irili ufaklı taş yığınları, kendilerini dağdan alıp engine, sahile indirecek karı ve yağmuru bekler… Bunlar yamaç taşıdır. Yamaç taşı bu haliyle sert ve sevimsizdir, ele ve göze ters gelir. Derken rüzgar, kar, yağmur gelir… Yamaç taşı suyun önüne düşmeye görsün, yüksekten engine doğru savrulup yuvarlandıkça o kaya senin bu kaya benim törpülenir, sert ve sevimsiz görünümünden kurtulur, göze hoş, ele yönet gelen sevimli bir hal alır… Yüksekteki yamaç taşı nihayet engindedir, ancak çakıl taşıdır artık…”


Ercenk’in yükseklerdeki yamaç taşı olarak andığı kavramın, 1980’lerde yaşanan turizm furyasında, bölgenin dağ köylerinden sahile akın  eden; girişimcisinden, hizmet elemanına yörenin kırsal nüfusu olduğunu ayrıca belirtmeye gerek yok. Kırsal nüfus, bu haliyle, turizmin kendi belirleyiciliği içinde süregelen dönüşümünden de yararlanarak, hem göze hoş hem de ele yönet gelen insan tipini yaratarak kendini dönüştürdü. Turizmin olağan süreci içinde bu durum belki de en doğru olanı. Arz ve talebin atbaşı gittiği  bu sosyo-ekonomik dönüşümün sonuçları, iyi ya da kötü bölge insanını kırsaldan sahile indirerek, yarattığı cazibeyle önemli ölçüde istihdam sağladı. Ancak bu süreç çoktan sona ermiş görünüyor. Turizm, bölge insanın belirleyiciliğinden çok uzaklaşan bir sektör haline gelmeye başlamış durumda. İnşaat- emlak sektörünün bölgenin lokomotifi olduğu son beş yıldır, küçük işletmeleriyle turizmin girdilerinden yararlanan bölge halkının yaşadığı sıkıntılar yakın gelecekte çok daha vahim sonuçlar doğuracak bir sürece doğru hızla ilerliyor. Bunda sağlıksız ve çarpık yapılaşmanın etkisi olduğu kadar bölgenin coğrafi ve doğal zenginliklerinin ikinci konut ve yabancılara yönelik konut-arazi satışı için cazibe merkezine dönüşmesinin de önemli  payı var.


1980’li yıllarda turizmle yıldızı parlayan, doksanlarda tüm ülkenin ve hatırı sayılır bir yabancı nüfusun gözde tatil-yaşam alanı olan bölge eski parlak günlerini arıyor. Bu arayışların önemli girişim ve projelerle sürdürülmesi kaçınılmaz bir gerçek. Ne var ki ortaya konulan projelerin bölgenin geleceğini nasıl şekillendireceği de ayrı bir tartışma konusu. Son birkaç yıldır dolaşımda olan Kentsel Dönüşüm  ve Havza Ölçeğinde Bölgesel Kalkınma Projeleri, Kaş, Kalkan, Patara üçgeninde ve Bölgenin kuzeydeki önemli yerleşimi Elmalı’da da sık dillendirilen bir kavram olmaya başladı. Kaş eski kaymakamı, Topkapı Sarayı Müzesi müdürü Nurullah Çakır öncülüğünde iyi niyetli girişimlerle başlayan çalışmalar ağır aksak da olsa ilerlemeye devam ediyor.


Ancak Kaş’ta yapılan Tarihi Kentler Birliği Sempozyumunda Elmalı Kaymakamı Veysel Yurdakul’un sunduğu projenin detayları arasında sıralanan kimi noktalar, turizmin toplumsal kabuk değiştirmeye yönelik yapısını yeterince tartışmadığımız kanısı uyandırıyor. Elmalı’nın tarihi, doğal ve kültürel zenginliklerinin turizme kazandırılması, bu yolla bölge insanına istihdam sağlanmasına yönelik projenin detayları oldukça fazla. Dileyen projenin içeriğini internet aracılığıyla da öğrenebilir. Üzerinde tartışılması gereken ayrıntılar ise ilçenin tarihi Kırkpınar güreşlerinden sonra en eski güreş organizasyonu olan Elmalı yağlı güreşlerinin şov amaçlı olarak turizme kazandırılması fikri. Turizm, çarkına aldığı bütün değerleri kendine dönüştürerek içinde eritiyor. Bu anlamda geleneksel  Elmalı güreşlerinin 650 yıllık tarihinin turistik bir şova dönüştürülerek Oryantalist bir anlayışa kurban gitmesi işten bile değil. Tabii bölgenin zengin folklorik değerlerinin de.


Turizme açılan beldelerin, kentlerin yaşadığı kimlik erimesi ortadayken böylesi yeni projelerin yarattığı etkiyle ortaya çıkacak  değişimin, kentlerin kendi olağan dönüşümünün dışında çarpık, eğreti ve kültürel değerleriyle göbek bağını koparmış bir seyir  izleyeceği gözden kaçırılıyor. Umarız Elmalı Kaymakamlığı, belediye ve diğer sivil toplum örgütleriyle birlikte AB fonlarının da katkılarıyla yürüttüğü bu dönüşüm projesinde bütün bu değerlendirmeleri yeniden gözden geçirir. Çakıl taşına dönüşme evresi çoktan bitti. Turizm seline kapılan hiçbir kayanın kuma dönüşmesini engelleyecek bir savunma mekanizması yok çünkü.


________________


* yusuf_yavuz2004@yahoo.com

CEVAP VER