Yeşiller bağımsızları destekleyecek

Tüm dünyada var olan yeşil hareketi tanımlamak hem çok zor hem de çok kolay. Onları, ekolojik, paylaşımcı ve çoğulcu bir toplumun kuruluşu yolunda mücadele eden siyasi bir hareket olarak tanımlamak doğru olacaktır. Türkiye’de de var olan yeşil hareket 1988-1994 yılları arasında Yeşiller Partisi (YP) olarak faaliyet gösterdi. 1994 yılı başında Yeşiller Partisi’nin Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılması sonucunda Yeşillerden bir grup İstanbul Yeşilleri olarak, bir grup da ÖDP’ye katılarak uluslararası ilişkileri devam ettirdiler. Yeşiller son yıllarda partileşme sürecini devam ettiriyorlar. Örneğin 22 Temmuz seçimlerinde yeşil bağımsız adaylar listesi ya da diğer bağımsız aday projelerinin desteklenmesi şeklindeki önermelerden birisiyle etkin olmak istiyorlar. 2008 yerel seçimlerine ise Yeşiller Partisi olarak katılmayı hedefliyorlar. Yeşiller Kadıköy Eş Koordinatörü Gülbahar Gül, Türkiye Yeşilleri Eş Sözcüsü Savaş Çömlek’le Türkiye Yeşillerini konuştu.


– Özgeçmişinize baktığımızda oldukça genç bir doktorla karşılaşıyoruz. 1968 Konya doğumlusunuz. Halen özel bir hastanede Anestezi ve Yoğun Bakım Uzmanı olarak görev yapıyorsunuz ve uzun yıllardan beri de yeşillerle birliktesiniz. Öncelikle neden yeşil oldun diye sormak istiyorum?
– Evet uzun yıllardan beri yeşillerin arasındayım. Tüm pozisyonların rotasyon yöntemi ile sürdürüldüğü yeşillerde, Şubat 2007 den bu yana da Türkiye Yeşilleri Eş Sözcüsü olarak  görev yapıyorum. Bu içeriği çok geniş olan soruyu en kısası ile nasıl yanıt verebilirim diye düşünüyorum. Belki de yeşil olmak ya da olmamak, kimden ya da neden yana olduğunuzla ilgili bir seçimin sonucudur. En iyisi ben size derdimi Roger Waters’ın ‘to kill the child’ adlı şarkı sözü ile anlatayım:


Çocuk yatıyor,
Yıldızlı gecede,
Vakvak Amca lambasının ışığında güvende.
Ne garip şey bir can almayı seçmek
Ne garip şey bir çocuğu öldürmeyi seçmek


Hoover, Blaupunkt, Nissan cipi
Nike,Adidas,Lacoste ve daha ucuz markalar
Cadillac,Amerikan demiryolları, benzin, dizel
Yaşam standartlarımız, nedeni bu olabilir mi?
Ne olabilir bir çocuğu öldürmenin nedeni?


– Sana göre yeşil düşünce ne demektir?
– Bana göre, yeşil düşünce içinde yaşadığımız  dünyayı ve toplum düzenini en doğru yerden bakarak açıklayan düşünme biçimidir. Üstelik de Yeşiller, sadece düşünmekle kalmayıp  tüm dünyada yoksulluğu, ekolojik yıkımı ve eşitsizliği artıran mevcut düzene karşı, barışçı, demokratik, şenlikli politikalarla çözüm önerileri oluşturup mücadele etmektedirler. Tüm bu genel çerçevenin ötesinde küresel ölçekte yaşadığımız ekolojik felaketlerin ve iklim değişikliğinin sorumlusu içinde yaşadığımız endüstriyalist sistem ve onun yarattığı tüketim toplumudur. İnsan uygarlığı ve gezegenimiz ciddi tehdit altındadır. Çocuklarımıza yaşanabilir bir gezegen bırakmak istiyorsak mevcut endüstriyalist sistem ve onun yarattığı tüketim toplumunun yeşil politikalarla dönüştürülmesinden başka seçenek yoktur. Bir öngörü olmaktan çıkıp günlük yaşamımızın bir parçası haline gelen iklim değişikliği,  yaşanabilecek ekolojik felaketlerin sadece birisidir. Bu nedenle de yeşil politikalara olan ihtiyaç sadece bir seçenek olmaktan çıkıp başka türlüsü mümkün olmayan bir zorunluluğa dönüşmüştür.


– Çevrecilik ve yeşil politika kavramlarını açar mısın?
– Görmezden gelinmesi mümkün olmayan sorunlar ve kamuoyunun baskısı nedeniyle birçok siyasal partinin yarım ya da eksik de olsa bir çevre politikası vardır. Bu tür çevreci anlayışların en önemli açmazı,  koca bir yumaktan bir iplik çeker gibi çevre sorunlarını tek tek ele almak zorunda olmalarıdır. Aslında onlar da bilirler ki bunun aksi bir tutum içine girerlerse çevre sorunlarını yaratan ekonomik sistemi ve toplum yapısını da sorgulamak zorunda kalırlar ve o zaman da yeşil politikalar dışında seçenek olmadığını görürler. Biz Yeşiller çevre sorunlarını birbiriyle ilişkili bir bütünün parçaları olarak görüyoruz. Bu yüzden de çevre kavramı yerine ekoloji kavramını kullanmayı tercih ediyoruz. Örneğin yakın geçmişteki iktidarın çevre, tarım ve enerji bakanları küresel iklim değişikliği ile ilgili yaptıkları acil toplantı sonrasında hiç karbon ya da enerji lafı etmeyip ‘Ayşe Teyze düdüklü kullansın, Şoför İdris gaza az bassın, Çiftçi Ahmet de suyu az kullansın!’ deyip ‘muhteşem’ çevre politikalarını açıkladılar. Biz Yeşiller ise iklim değişikliği henüz bir öngörü iken hazırladığımız dosyayı kamuoyuna sunduk. En basitinden, küresel ölçekli bir sorunla küresel bir mücadele gerekir düşüncesinden hareketle  yetersiz de olsa elimizdekilerin  en iyisi olan Kyoto sözleşmesinin imzalanmasını istedik ve bir çoğunuzun da bildiği gibi iki yüz bin imzaya ulaşan bir kampanya yürüttük. Hükümetten, çevre sağlığını ciddi anlamda tehdit eden Yatağan Termik Santrali’nin acilen kapatılmasını,  kömür ve petrole dayalı olan  enerji politikalarının tamamen değiştirilip güneş ve rüzgar enerjisine  dönülmesini istedik. 28 Nisan’da  Kadıköy Meydanı’nda ‘Başka Bir Enerji Mümkün!’ mitingiyle de mücadelemize sokakta devam ettik. İşte yeşil politika da budur.


– Türkiye de Yeşiller Partisi’nin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
– Tüm dünyada, sanayi uygarlığının yıkıcı sonuçlarına bir tepki olarak ortaya çıkan yeşil siyasi hareketler ülkemizde de uzun yıllardan beri var ve etkinler. Bu hareket, önümüzdeki süreçte toplumsal yapının iç dinamiklerinden ortaya çıkan paralel hareketlerle bütünleşmesini tamamlayıp etkin bir biçimde siyaset sahnesinde yerini alacaktır. Ülkenin; sınırsız büyüme anlayışını sorgulayan, savaşa karşı barışı savunan, erkek egemenliğini reddeden, demokratik ve sivil çokkültürlü bir toplum modeli öneren, yeni bir anayasa talebi olan, endüstriyalist tarım yerine ekolojik tarımı savunan, yaşamı sürdürebilmek için iklim değişikliğini durdurmak zorunda olduğunu bilen, alternatif sosyal politikalar oluşturarak ülkemizin her bölgesinde devam eden ekolojik felaketlere acilen ‘dur’ diyecek bir siyasi harekete, kuşkusuz ihtiyacı vardır. Gittiğimiz yörelerde,  katıldığımız toplantılarda ülkemiz insanlarının büyük bir heyecanla yeşil düşünceyi, dolayısıyla yeşil partiyi beklediklerini görmek başlangıçta beni epeyce şaşırttı; ama artık doğal karşılar olduk.


– Yeşil enternasyonel ve yurtdışı yeşiller ile ilişkileriniz nasıldır?
– Tüm dünyada Yeşiller, temelde benzer ilkelerle çok geniş bir siyasal yelpazede politika yapar. Yeşil düşünce; barış yanlısı hareketlerden, kadın hareketlerinden, nükleer karşıtı hareketlerden, alternatif enerji savunucularından, cins ayrımcılığına karşı mücadele edenlerden, doğa korumacı ve çevreci hareketlerden köklerini alır.Tüm dünya yeşilleri dayanışma içindedir; ancak dünya ölçeğinde sürekliliği olan enternasyonel benzeri bir organizasyonları yoktur. Ancak tüm Avrupa ülkelerindeki yeşillerinin üye olduğu bir ortak Yeşiller Partisi mevcuttur. Türkiye Yeşiller’i de 2004 yılından bu yana Avrupa Yeşiller Partisi gözlemci üyesidir.


– Türkiye Yeşilleri seçime katılmak istiyor mu?
– Tabii ki temel hedefimiz seçime katılmak. Ancak antidemokratik seçim ve siyasi partiler yasası nedeniyle bürokratik iş yükünün aşılması için bir miktar zamana ihtiyaç var. Planlarımıza göre 2008 yerel seçimlerine katılmayı hedefliyoruz. Ancak önümüzdeki seçimlerde,  Yeşil bağımsız adaylar listesi ya da diğer bağımsız aday projelerinin desteklenmesi şeklindeki önermelerden birisiyle etkin olmak istiyoruz.


DİĞER AYAKÜSTÜ SOHBETLER:


– Türkiye sağlık turizminde atakta
– ‘Hayallere tanık olmak istedik’
– ‘İngiltere’de işkence yaptılar…’
– ‘Kürtler, Türkler’i ikna etmeli…’
– ‘Düşünceye militarizm de engel…’
– Boyalı bank nöbetini terkeden ‘sosyalist’ asker
– ‘Kategorizesiz bir dünya hayalim’
– ‘Toplumsal varlıklar elimizden kayıp gidiyor’
– Ermeni tarihçi: Asıl sorumlu emperyalizm
– Hrant Dink: Ruh halimin güvercin tedirginliği
– ‘Vicdansızlığın İslamcısı, solcusu olmuyor…’
– ‘İsrail bir devlet değil, bir projedir’
– Orhan Suda: Yaşasın edebiyat
– Türkiye’nin Papa’ya sormayı unuttukları!
– Sol Kendini Arıyor VII: Ömer Laçiner
– Sol Kendini Arıyor VI: Hayri Kozanoğlu
– Sol Kendini Arıyor V: Aydemir Güler
– Sol Kendini Arıyor IV: Oğuzhan Müftüoğlu
Sol Kendini Arıyor III: Aydın Çubukçu
– Sol Kendini Arıyor II: Çiğdem Çidamlı
– Sol Kendini Arıyor I: Mihri Belli:
– Hayalet yazar Hüdai Nabit
– Çitlembik ağacıyla söyleşi
– ‘Çocuğa şiddet, çok yaygın’
– İran PKK’yi neden bombalıyor?
– Serdar Denktaş: Mal mülk davaları en zor sorun
– ‘Kıbrıs’ta kısa dönemde çözüm olmaz’
– Tayvanlı yazardan ‘Sıcak bir öpücük’
– Kavakçı: Başörtü, dini bir mesele
– Perinçek: MHP tabanını dışlayarak solculuk yapılmaz!
– ‘Tek dileğim iki dengeli bir dünya…’
– ‘Beni en çok korkutan: Google’
– ‘Sorunumuz Yahudiler’le değil, siyonizmle’
– O bir ‘peynir avcısı’
– ‘Çernobil’den ders çıkarmadık’
– Bir kültür taşıyıcısı: Aydın Çukurova…
– Afşar Timuçin ile insana dair ne varsa…
– 12 Eylül iddianamesine ne oldu?
– Akın Birdal: Evren yargılanmalı!
– Hitler ile söyleşi…
– ‘Baş örtüsünü ilk kez Sumerliler taktı’
– ‘Türk solu titreyip kendine gelmeli’ 
– ‘Hepten pusulasız olmadığımız kanaatindeyim…’
– ‘Siyasi güç, her zaman kendi hukukunu yaratır’
– ABD işdünyasında çöküş
– ‘ABD Anayasası Patara’dan’
– Çocuklar öldürülmesin!
‘- ‘Bir Gün Mutlaka’
– ‘Derin devlet sorunları çözmek istemiyor’
– Kaş’taki gözyaşı
– ‘Son 15 yılda bilinçte sıçradık’
– Piref. H. Ökkeş ile ‘dörtköşe’ sohbet…
– Sorgun Ormanı’nı kurtaralım
– Devrim Bize Yakışırdı!
– G-8 protestosundan gözlemler…
– Başkaların hayalleri…
– Hurafeler gölgesinde Gelibolu…
Çokuluslu tekellere karşı ‘Adil Ticaret’
– Kuzey çikolata, Güney ekmek derdinde
– Fokları, katliamdan kurtaralım!
– Nükleer denemelerin faturası: Doğal felaketler
-Türkiye’de de nükleer silah istemiyoruz!
– Faşizm neden Almanya’da kök saldı?
– Demirel davasında tekelci medya da suçludur



CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.