Yelken, Soprano Angela Gheorghiu ile açıldı

Yelken, Soprano Angela Gheorghiu ile açıldı

0
PAYLAŞ

Ama, esen rüzgar değil. Pırıl pırıl bir ses. Angela Gheorghıu’nun sesi ve kendisi. Sahnede, önce mavi bir gül açıyor, kelebek olup uçuyor. Sonra sekerek, rengarenk bir serçe geliyor, kanarya oluyor. Şakıyor. Şaşırmaya devam ediyoruz. Salınarak, beyaz bir melek geliyor. Sesi, Ege Denizi’n de yankılanıyor. Sadece yelken açmıyoruz. Uçuyoruz.

Bu güne değin, sahnede epey opera sanatçısı izledim. Aryalar, şarkılar, türküler söylediler. Ama bu akşam bir başka. Angela Gheorghıu, söylemiyor sadece, o sahneyi oynuyor. Sahnede üç ayrı elbise ile yer alırken, seyircilerin, özellikle de bayanların dikkatleri, beğenileri dorukta. Sesin, görüntü ile birleşimi, sizi büyülü bir yolculuğa çıkarıyor. Son, beyaz elbisesi ile uçar gibi sahneye gelirken, “oooo” sesleri ve en çok alkış bayanlardan.

Sahnede öylesine rahat ki. O denli içten, sevimli, şirin, dansediyor, konuşuyor, espri yapıyor. Ve binlerle belirtilebilecek seyirciyi, avucunun içine alıp, yelkeni ile Ege kıyılarından açılıyor. Viyana’ya, İtalya’ya, İspanya’ya uçuyoruz. Sadece Verdi’nin kadınları söylemiyor. Puccini’nin, Gounod’un, Massenet’in kadınları da, onun sesi ile acıyı, sevgiyi ve coşkuyu, bir kez daha yaşıyorlar. Massenet’nin aryasına, mandolin eşliğinde, yaşam verirken, cilvesine ise diyecek bir şey yok.

Ağustos sonu, yaz sıcağı, sahneden gelen serinlik. Bir yolculuğa başlıyoruz. Dört gün, “Müziğe Yelken Açıyoruz!” Bodrum Turgutreis Marina’dayız. D-Marin Turgutreis 9.Uluslararası Klasik Müzik Festivali başlıyor. Dört gün, yedi konserle sürecek olan bir yelken yolculuğu. İlk gece, Gala Konseri, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nı, İspanyol Şef, Ramon Tebar yönetiyor. Bir Diva’ya, Romen soprano, Angela Gheorghıu ve tenor Teodor Ilincai’ ye eşlik ediyorlar.

Angela Gheorghıu’nun, Türkiye’ye ilk gelişi, 2007’de İstanbul Festivali. İkinci gelişi ise bu kez ilk defa Bodrum. Ege’de yaz ve Bodrum da etkilemiştir diyelim, sahne de adeta dalgalanıyor. Duruşuyla, sesiyle ve yorumuyla. Opera’yı dekorsuz izler gibisiniz, çünkü sahnesini oynuyor.

Cahit Sıtkı Tarancı’nın şiirinde ki gibi, yaş olarak yolun yarısına bile gelmemiş olduğunu söyleyebileceğiniz, 48 yaşında ki bu genç ve güzel kadın, Angela Gheorghıu sizi sahneye çekiyor ve onunla rüya gibi bir yolculuğa başlıyorsunuz.

Genç tenor Teodor Ilinci, eşlik ederken Angela Gheorghıu, onu da yönlendiriyor, oyunun içine çekiyor. Genç tenor’un ayrı söylediği aryalarla da, fikriniz iyice pekişiyor. Doğru bir seçim ve iyi bir ikili, sizi müziğin derinliklerine çekiyor. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın, yabancı şeflerle ve uluslarası sanatçılara, eşlik ederken gösterdiği dinamizmi de, belirtmeden geçmeyelim. Burada, onlar da bu esintiyi, rüzgara çevirme de eşlik ediyorlar.

Alkışlar dinmiyor, bisler bir birini takip ediyor. Beş bini aşan dinleyicilerin, pek yerlerinden kalkmağa niyetleri yok. Neşesi ve şirinliği, seçtiği kıyafetler ve nefis sesi ile güzel bir geceyle, Festival 9. yılında yeniden denize yelken açıyor.

Türkiye’ye ikinci kez gelen bu sanatçıyı dinlemeyenler, üçüncüsünü kaçırmasınlar. İstanbul da olan dinleyiciler, herhalde İstanbul’da da izlemek ve dinlemek isteyeceklerdir. 28 Kasım 2013 de, Borusan Filarmoni Orkestrası eşliğinde, aryalarını söylemeyi, İstanbul’da yeniden sürdürecek. Bu rüzgara kendinizi bırakmayı yine deneyin. Bu renkleri kaçırmayın.

Üç saati bulan gece sona ererken, bu beraberliği sürdürmek gerek diyerek, DECCA etiketli, “The Essential” CD’sini döndürmeğe başlıyoruz. Verdi’nin, “La Traviata” ile Puccini’nin “La Boheme” operalarının, hiç değilse DVD’lerini de izleme gereğini düşünüyorsunuz.

Turgutreis’den, müziğe yelken açmayı, bir kaç hafta daha, paylaşmayı sürdürerek, Fazıl Say’la noktayı koymak üzere, bu pazartesi buluşmamıza, sadece Angela Gheorghiu’nun, Bodrum’u fethetmesini saptayarak, noktayı koyuyoruz.

______________________________

İstanbul. 2 Eylül 2013. Pazartesi. ismail.bayer1@yahoo.com
.

BİR CEVAP BIRAK

14 − three =