Yeni bir fikri olana olanaklarla dolu

Geçmişin izlerinin sokak aralarında korunmuş zihinlerde eşgeçilmiş büyükçe bir yer iste. Yüksek topuk seslerinin birbirine çaldığı yağmuru bilinenin aksine narin, haylaz ve eğitim cenneti aynı zamanda. Sevgili Avrupa Birliğinin kuyruğuna bağlı değilseniz hayalinizde ki eğitimi almak için Sabancı’nın yakın akrabası olmanız yeterli. Çok değil hayat boyu emeklimiş emeklimin dört yıllık maaşı kafi eğitiminizin her yılına.

Her metrekaresinde tarihin yüzdüğü şehirlerin kraliçesi, dengeden ziyadeğerçeğin iki yüzünü taşır koynunda. Kıtalar arası aşklar cennetidir aynı zamanda. Sezen Aksu’dan bir alıntıyı iletmek isterim: hiç yara almadan aynadan geçemezsin. Londra kişiyi kendine ve hayata tanıştıran tasarımı eşsiz bir ayna. Dil okuma, çalışma vesileleriyle gelmiş binlere ayakta düşemeden! nasıl durulurun ispatı. Sayısız sanat aktiviteleriyle sınırsız bir şölen. Özenle korunan tarihi binaları büyüleyici. Sadece kafanızı kaldırıp bakmanız yeterli. ‘Kafamı kaşıyacak vaktim yok’ deyimimizin deyim yerindeyse gık demiş burnundan düşmüş versiyonu şehrimizde.

Geçtiğimiz aylarda güneşli pazar günlerinden birinde sırtımda çantam; suyum ev yapımı sandviçim ve fotoğraf makinemle koyuldum yola. Şehrin merkez civarında ki Tate Modern’in peşindeydim. Tems nehri kıyısında, adından da anlaşılacağı üzere modern yapısıyla şehrimizde önemli isimlerin eserlerine ev sahipliği yapar. Bu yaşıma kadar ismini kitaplardan duyduğum sanatçıların eserlerinin aslından bozma renkli fotokopilerine bakarak geçen bir sürü yıldan sonra onlara dokunabilecek kadar yakın olamak pek tabiheyecanlı birşey. Yasaklanan bilmem kaç cm görüş mesafesini delip, görevlinin göz hapsini de aştıktan sonra Van Gogh’un ”The Chair”na Picassonun ”Woman with a Blue Hat” ve Rodin’ın ”The Kiss” heykeline dokunmayı başarmıştım. Ne mi oldu? Gönlüm şenlendi ve gözümde büyüyen mesafeler kısaldı. Mutlu öldüm! Yeni bir fikri olana olanaklarla dolu Londra! Geleceğim Brahm Bolerosu, Salvador Dali’sı veya Madonnası varsa aranızda buyursunlar. Tabii ise mutfağından başlayıp bardak cilalamak şartıyla.

Dünyaya mereklananlar içinde iyi bir başlangıç noktası. Karış karış Afrika, Avrupa, Asya ve fazlası burda. Her milletten insanımızın kültürünü yaşattığı sokakları cıvıl cıvıl bir yelpaze sunuyor bizlere. Bir bakmışsınız Çin’desiniz, bir bakmışsınız Hindistan’da. Tüm bu kültürleri bir arada görmenin bedeli; pahalılıktan karnınız doymasada, gözünüzün doyacağına garanti verebilirim.

İçi dışı bir, altı üstü bir şehir iste! Dahası anlatmakla kalem tükenir. Gelip koklamak gerek. Ben okumayı tercih ederim diyenlere bir burdayız.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.