Yeni Oluşum…

Bu hafta size ‘Yeni Oluşum’dan söz etmek istiyorum…

Türkiye’nin gelişim çizgisini dünyanın ilk sanayi devrimini yapan İngiltere’deki sosyal gelişimden izleyebiliriz. İngiltere’de hükümete Tekstil İşverenleri Derneği Başkanı olarak yazdığım mektupların son derece ciddiye alınıp üstelik 24 saat içinde yanıtlandığını söyleyebilirim. Üstelik dönemin başbakanı Margaret Thatcher bir mektubuma yanıt olarak

3 müsteşarını gönderip görüş alma gereği duymuştu… Geçmişte Türkiye’de cumhurbaşkanı ve hükümet yetkililerine yazdığım mektupların çoğu yanıtlanmamış, dört ay sonra gelen bir kaç yanıtta da ‘yazınızı aldık inceleyeceğiz’ deniliyordu… Global ekonomi Türkiye’nin evrimleşme sürecini daha da hızlandırdığı söylenebilir. Türkiye’de de önümüzdeki yıllarda sivil toplum örgütleri yönetimde baskın olarak söz sahibi olacak…

Türkiye’deki gençlerimiz herşeyden önce dünyaya açılan pencere İngilizce’yi öğrenmek, internet teknolojisini iyi kullanmak, ilgi duydukları alandaki anlık değişimleri izlemek zorundaydılar… Londra’dan bakarak ne yazık ki Türkiye’de ancak kendisine sunulanla yetinmek zorunda kalan gençlerimiz ile sanayileşmiş ülke gençleriyle aralarındaki farkın giderek açıldığını söyleyebiliriz. Zaten bireysel çabalarla bu farkı kapatmak da olanaksızlaştı denilebilir…

İşte bu kaygılarla ve birikimlerimi aktararak toplumumuza yararlı olabilme düşüncesi ‘Yeni Oluşum’na kaynaklık etti. Geçen yılın ortalarında İstanbul’da çoğu yakın çevremdeki 40 yaş altı 60 gence yemek düzenleyip size aktardıklarımı anlattım ve görüşlerini sordum.

Bu bir dernek, bir platform hatta sıkca toplanılan sohbet toplantısı da olabilirdi. Yakın çevremizde başlayacak sosyal birliktelik bir süre sonra hem çeperini hem de ilgi alanını büyütebilecekti… Her şeyden önce etnik, din, ırk, yöre ve cinsel ayrımcılıklara kapılarını kapatan, güven, dayanışma ve dostluk üzerine kurulu bu sivil insiyatife iyi bir model de yaratmış olacaktık… Hiç bir şey gerçekleşmese bile şundan emindim ki; iyi niyetli bu girişim, 20 yıl sonra ‘keşke’ diye başlayıp anlattığımız belleğimizdeki kaçan fırsatlar dosyasında yer alacaktı…

Tabi bunlar benim düşüncelerimdi… Gençler kendilerini, yine en iyi kendileri aktaracak, böylesine bir ihtiyacı yansıtırlarsa kolları sıvayacaktık… İlk toplantıda çoğu kız 60 genç ilgiyle dinledi ‘Eğer varsanız ben de varım’ sorumu olumlu yanıtladılar. İkinci toplantı ve üçüncü toplantılarda sayı artarak sürdü… Yeni Oluşum olarak nicelikten çok nitelikli bir sayı artışını hedeflediğimizi, bu dokuya uygun gençlerin bir araya gelmesine özen gösterdiğimizi de burada belirtmeliyim. Şimdi 200’den fazla üyemiz yine kendi adlarını koydukları ‘Yeni Oluşum Yardımlaşma Derneği’ni oluşturdu. Yeni Oluşum’a katılan herkes, karınca kararınca kendi sosyal birikimlerini ortaya koyarak platformun zenginleşmesi ve sinerji yaratmasını da sağlıyorlar. 

Geçen haftaki son toplantımızda yönetim kurulu ve komiteler belirlendi. Dünürüm Sayın Sami Şirolu, gözlemlerini aktarırken “Bir ilki başardınız. Farkında mısınız, ilk toplantınızda çoğu kız 60 gençle yola çıktınız” demişti. Gerçekten gençlerimiz toplantılarda kendi toplumsal sorunlarını büyük bir samimiyetle anlattılar. Kızlarımız belki de ilk kez aileleriyle bile paylaşamadıklarını bizimle paylaştılar… Bütün bu ipuçları Yeni Oluşum mayasının tuttuğunu gösterdiği düşünülebilir.

Yeni Oluşum’un kendi faaliyetleri yapabilmesi için içinde kütüphane, konferans, internet olanaklı dersanelerin de olabileceği bir yer sağlama girişimlerine başladık. Yeni Oluşum, kendi yerinde eğitim ve yetenek geliştirme kursları sunarken, konferans düzenleyerek dünyaya açılan pençerelerini de büyütecek. Sosyal ve kültürel aktivitelerle üyeler arasında dostluk ve dayanışmayı perçinleyecek. Üyelerin yaratıcı projelerinin gerçekleşmesi için seferber olunacak…

Düşünce ve ifadesinin tamamen özgür olmasını savunan Yeni Oluşum, ekonomik olarak kendi yağıyla kavrulabileceği güne kadar da fahri yöneticisi olarak her türlü maddi ve manevi desteği hiç bir kişisel çıkar düşünmeksizin sunacağım.

Torunlarım Melisa ve Yunus Emre’nin de aktif üye olduğu ‘Yeni Oluşum’daki gençlerimizin mutlu geleceği benim ve Türkiye’nin en büyük kazancı olacaktır… Ayrıca, ‘Ne ekerseniz onu biçersiniz’ sözünde olduğu gibi toplumsal yararı her şeyin üstünde gören bir anlayışla yetişen gençlerimiz, kendisinden sonraki nesillere de öğrendiklerini aktaracak ve bizim küçük katkılarımız katlanarak büyüyecektir…

Bu bağlamda Yeni Oluşum, yazarı olduğum ve Danışma Kurulu’nda yer aldığım Açık Gazete ile eşgüdümlü olarak çalışacak. Açık Gazete yola çıkarken alternatif bir yayın olarak sivil insiyatifin sesi olmayı, onları güçlendirmeyi de hedefleri arasına koydu. Özellikle gençlerimizin yazmaya teşvik edilmesi, sosyal faydayı öne çıkaran gazetecisinden meslektaşlarının yetişmesinde Açık Gazete üzerine düşeni de seve seve yapacaktır…

İyi haftalar dileğiyle…

________________
* Akşahin: BABİK Yönetim Kurulu Başkanı ve Türk İngiliz Sanayi ve Ticaret Odası’nın Avrupa – Türkiye İlişkilerinden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi, Türk İşadamları Dernekleri Avrupa Federasyonu Başkan Yardımcısı ve İngiltere Temsilcisi, Açık Gazete Danışma Kurulu üyesi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here