Yeni TCK’da ne değişti?

Bildiğiniz gibi oldukça büyük tartışmalara neden olan yeni TCK bugün yürürlüğe girdi. 26 Eylül 2004 yılında TBMM’ne sunulmuş ve kabul edilmiş olan 5237 sayılı bu kanun, 1 nisanda yürürlüğe girecekti. Hukukçular tarafından alelacele hazırlandığı iddia edilen kanunun yine hukukçulara göre birçok belirsiz tarafı vardı ve bu yüzden yeniden gözden geçirilmeliydi. Medya kuruluşları da basınla ilgili ağır yaptırımlar getiren bu kanunun, yeniden gözden geçirilmesi konusunda ısrarcı olunca, kanunun yürürlüğe giriş tarihi 1 hazirana ertelenmişti.


Hatırlarsanız yeni TCK’nın kabul ediliş tarihinden yaklaşık, üç ay gibi kısa bir süre önce 26 Haziran 2004 tarihinde 5187 sayılı Basın Kanunu yürürlüğe girmişti. Yeni Basın Kanunu 1950 yılından beri yürürlükte olan 5680 sayılı yasanın yerine getirilmişti ve ülkemizin, demokrasi sınavı verdiği bu günlerde önemli bir adım olarak gösterebileceği bir örnekti. Gerçi kanun yürürlüğe girdiği günlerde para cezalarının çok ağır olduğunu tartıştığımızı unutmuş değilim ama yine de oldukça yenilikçi olan bu kanuna göre basın yoluyla işlenecek tüm hapis cezaları kaldırılmıştı. Medya çalışanları henüz bu yasanın keyfini çıkaramadan 5237 sayılı yeni TCK ile ifade özgürlüklerinin ciddi biçimde sınırlanmasıyla karşı karşıya geldiler. Üstelik yeni kanun basın yoluyla işlenen suçlara verilecek cezayı arttırmıştı. Yeni Basın Kanunu’yla kaldırılan ha! pis cezaları arttırılmış olarak geri gelmişti.


Medyayla ilgili değişik örgüt ve kuruluşlar yeni TCK’da basını ilgilendiren toplam 27 maddenin değiştirilmesini istiyorlardı. Bu konuyla ilgili olarak 13 ve 16 Nisan 2005 tarihlerinde Adalet Bakanlığı’nda toplantılar yapıldı ve oluşturulan komisyon sorunlu maddeleri tartıştı. Her iki toplantının sonucunda, bu maddelerin çoğu aynı kalmak üzere sadece sekiz tanesinde sınırlı düzenlemeye gidildi.


Bu toplantılarda medya çalışanları ve kuruluşları öncelikle hapis cezalarının kaldırılması konusunda ısrarcı oldular. TCK’nın birçok maddesinde özellikle suç ve cezaların belirlenmesinde orantısızlık olduğunu ve tanımlanan suçlardan bazılarının basın-yayın yoluyla işlenmesi halinde uygulanacak cezaların üçte bir veya yarı oranında ağırlaştırılmış olmasının bu orantısızlığı daha da arttırdığını ve bu tür ceza artırımlarına gidilmesinin basın ve ifade özgürlüğü ile bağdaşmadığının altını çizdiler.


Tek tek incelenen ve yeniden gözden geçirilen bu maddeler hangileriydi? İsterseniz sırasıyla bir göz atalım.


Her şeyden önce yeni ceza kanunun 6. maddesinin G bendinde “basın ve yayın yoluyla” deyiminin net bir biçimde açıklandığını söylememiz gerekiyor. “Basın ve yayın yoluyla” deyimi, sadece yazılı basını değil, görsel işitsel ve elektronik kitle iletişim araçlarıyla yapılan yayınları da kapsıyor.


Yeni kanun, basın yoluyla işlenecek suçlara şu örnekleri veriyor.


İNTİHAR


Madde 84’ün 3. fıkrasında “Başkalarını intihara alenen teşvik eden kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu fiilin basın ve yayın yolu ile işlenmesi halinde, kişi dört yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” deniliyor.


Oysa geçen yıl yürürlüğe giren 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 20. maddesi, cinsel saldırı, cinayet ve intihar olayları hakkında, “Haber vermenin sınırlarını aşan ve okuyucuyu bu tür fiillere özendirebilecek nitelikte olan yazı ve resim yayımlayanlar bir milyar liradan yirmi milyar liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır. Bu ceza bölgesel süreli yayınlarda iki milyar liradan, yaygın süreli yayınlarda on milyar liradan az olamaz.” diyordu.


Burada üzerinde durulması gereken nokta “haber vermenin sınırlarını aşarak” sözü olmalı. Çünkü bu özendirici yayım yapmayı yasaklamak anlamına geliyor ve bu tür yayın yapanı hapisle değil, parayla cezalandırıyor. Yeni ceza kanununa göre bir intihar haberi intihara özendirme olarak kabul edilebilir ve 4 yıldan 10 yıla kadar hapisle cezalandırılabilir.


Medya kuruluşları 3. fıkranın metinden çıkarılmasını, basın-yayın yoluyla suçun işlenmesi durumunda cezayı ağırlaştırma yoluna gidilmemesini önerdi. Adalet Bakanlığında yapılan toplantılar sonunda 3.fıkranın ikinci cümlesi olan ve cezayı ağırlaştırıcı faktör olarak kabul edilen “Bu fiilin basın-yayın yoluyla işlenmesi halinde” cümlesi madde metninden çıkarıldı ancak “alenen teşvik” ile ilgili birinci cümle maddede aynen kaldı. Madde başlığı “intihara yönlendirme” olarak değiştirildi.


HAKARET


Yeni ceza kanunu hakaret konusunu 125. maddesinde düzenlemiş. Maddenin 1. fıkrası şöyle: “Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden ya da yakıştırmalarda bulunmak veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir.” deniliyor.


Maddenin 4. fıkrası da “Ceza, hakaretin alenen işlenmesi halinde, altıda biri; basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde, üçte biri oranında artırılır.” diyor.


Medya kuruluşları bu maddedeki “olgu isnat etme” ve “yakıştırmalarda bulunma” kavramlarının metinden çıkarılmasını öngördüler. Hakaret suçu için hapis cezası yerine para cezası uygulanması ilkesinin benimsenmesi gerektiğini dile getirdiler ve “Suçun basın-yayın yoluyla işlenmesi cezayı ağırlaştırıcı bir unsur olarak kabul edilecekse, Basın Kanunu’ndaki ‘yerel, bölgesel ve yaygın basın’ kavramları göz önünde bulundurulmalıdır. Kurul halinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi halinde suçun kurulu oluşturan tüm üyelere karşı işlenmiş sayılacağına dair 5.fıkra, suç ve cezanın şahsiliği ilkesine aykırılık oluşturacağından metinden çıkarılmalıdır.” dediler. Adalet Komisyonu’na sunulan son değişiklik teklifine göre, hakaretin basın-yayın yoluyla işlenmesi halinde cezanın “üçte bir oranında” artırılma! sı hükmü madde metninden çıkarıldı ancak “alenen işlenmesi halinde altıda bir oranında artırılır” hükmü aynen kaldı. Maddede, hakaret suçu için hapis cezası verilmesinden vazgeçilmedi. Hakaret fiilinin gerçekleşmesi koşullarını genişleten “ya da yakıştırmalarda bulunmak” ifadesi madde metninden çıkarıldı. “Olgu isnat etme” kavramı ise korundu. Son fıkraya, kurula karşı işlenmiş hakaret suçunda “fikri içtima” hükümlerinin uygulanacağı cümlesi eklendi.


HABERLEŞME


132. maddenin 4. fıkrasında kişiler arsındaki haberleşmenin içeriğinin basın yayın yolu ile açıklanması da cezaya tabi tutulmuş. Bu fıkraya göre kişiler arasındaki haberleşme gizliliği basın yayın yoluyla ihlal edilirse , cezanın yarı oranında arttırılacağı belirtiliyor.


Yine kişiler arsında gizli olan konuşmaları taraflardan herhangi birinin rızası olmaksızın bir aletle dinlenen veya bunları bir ses alma cihazı ile kaydeden kişi 133. maddeye göre iki aydan altı aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılıyor.


Madde 134 ise özel hayatın gizliliği ile ilgili cezaları düzenlemiş. Maddenin 2. fıkrası “Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri ifşa eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır diyor. Ve fiilin basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde, cezanın yarı oranında artırılmasını öngörüyor.


Hukukçular bu maddede belirsizlik olduğuna dikkat çekiyor ve uygulamada basın çalışanları için sorun çıkartabileceğinin altını çiziyor.


Madde 158 dolandırıcılık suçunun basın yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenmesi durumunda iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezası öngörüyor.


KAMU BARIŞINA KARŞI SUÇLAR”


214. madde suç işlemeye tahrik, 215. madde suçu ve suçluyu övme, 216. madde düşmanlığa tahrik, 217. madde kanunlara uymayanlara tahrik cezalarını düzenlemiş. 218. maddede de yukarıda adı geçen tahrik suçlarının basın yayın yoluyla işlenmesi durumunda ceza yarı oranında arttırıldığı belirtilmiş.


“Kamu Barışına Karşı Suçlar” başlığı altında yer alan tahrik suçlarını düzenleyen bu maddelerdeki suçların basın yayın yoluyla işlenmesinden dolayı cezayı ağırlaştırıcı hüküm metinden çıkarılmasını ve maddede “haber verme sınırlarını aşmayacak” şekilde yapılacak yayınların ve “eleştiri amacıyla yapılacak düşünce açıklamalarının” suç oluşturmayacağının belirtilmesini istediler. Adalet Komisyonu’ndan çıkan son rapora göre; belirtilen maddelerdeki suçların “basın-yayın yoluyla işlenmesi halinde” verilecek cezanın “yarı oranında artırılmasını” öngören ortak hüküm, “yarı oranına kadar artırılır” şeklinde değiştirildi. Maddeye, “Ancak, haber verme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz” hükmü eklendi.


Örgüt propagandası suçunu da 220. maddenin 8. fıkrası düzenlemiş. Buna göre örgütün veya amacının propagandasını yapan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacak ve bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılacak.


MÜSTEHCENLİK


Gelelim müstehcenliği düzenleyen maddeye. Madde 226’nın 2. fıkrası “Müstehcen görüntü, yazı veya sözleri basın ve yayın yolu ile yayınlayan veya yayınlanmasına aracılık eden kişi altı aydan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır diyor. Aynı maddenin 5. fıkrası ise “Üç ve dördüncü fıkralardaki ürünlerin içeriğini basın ve yayın yolu ile yayımlayan veya yayımlanmasına aracılık eden ya da çocukların görmesini, dinlemesini veya okumasını sağlayan kişi, altı yıldan 10 yıla kadar hapis ve 5 bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.”diyor.


Bu madde de hukukçuların üzerinde önemle durduğu bir madde. Hukukçulara göre burada ‘müstehcenlik’ deyimi yeterli ve belirli bir şekilde tanımlanmamış olduğu için uygulamada zorluk çıkarabilir.


Madde 288’in 1. fıkrasında “Her bir olayla ilgili olarak başlatılan soruşturma veya kovuşturma kesin hükümle sonuçlanıncaya kadar savcı, hakim, mahkeme, bilirkişi veya tanıkları etkilemek amacıyla alenen sözlü veya yazılı beyanda bulunan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” diyor ve aynı maddenin 2. fıkrasında bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi halinde, ceza yarı oranında artırılır ibaresi yer alıyor.


“Bu madde kötü niyetli yayınlar yapılmasını önlemeyi amaçlasa bile iyi niyetli olarak yapılacak beyanların da cezalandırılması söz konusu olabilecektir” diyen medya kuruluşları bu maddenin kanun metninden çıkarılmasını öngördüler ve benzeri bir hükmün, Basın Kanunu’nun 19’uncu maddesinde de yer aldığını hatırlattılar. Adalet Komisyonu’na sunulan son değişiklik teklifine göre bu madde, kanundan çıkarıldı.


CUMHURBAŞKANINA HAKARET


299. madde cumhurbaşkanına hakaret durumunda verilecek cezanın suçun alenen işlenmesi halinde, altıda biri; basın ve yayın yolu ile işlenmesi halinde, üçte biri oranında artırılacağını düzenliyor. Bu maddedeki “Suçun basın-yayın yoluyla işlenmesi halinde verilecek cezanın ağırlaştırılması” hükmünün çıkarılması istendi. Adalet Komisyonu’na sunulan son değişiklik teklifine göre: Suçun basın-yayın yoluyla işlenmesi halinde cezanın üçte bir oranında artırılmasını öngören hüküm madde metninden çıkarıldı ancak alenen işlenmesi halinde cezanın altıda bir oranında artırılması hükmü korundu.


301. madde ise devlet organlarını aşağılama durumunda verilecek cezaları düzenlemiş. Madde 304. savaşa tahrik, Madde 305 milli yararlara karşı hakaret, madde 318 askerlikten soğutma suçlarını düzenlemiş.


Madde 323 savaşta yalan haber yayma konusunu şöyle düzenlemiş. 323. maddenin 1. fıkrası “Savaş sırasında kamunun endişe ve heyecan duymasına neden olacak veya halkın maneviyatını sarsacak veya düşman karşısında ülkenin direncini azaltacak şekilde asılsız veya abartılmış veya özel maksada dayalı havadis veya haber yayan veya nakleden veya temel milli yararlara zarar verebilecek herhangi bir faaliyette bulunan kimseye beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.” diyor.


Aynı maddenin 2. fıkrası “Eğer fiil; a) Propagandayla, b) Askerlere yönelik olarak, c) Bir yabancı ile anlaşma neticesi işlenmişse, verilecek ceza 10 yıldan 20 yıla kadar hapistir.” diye düzenlenmiş. Maddenin 3. fıkrası “Fiil, düşmanla anlaşma neticesi işlenmişse müebbet hapis cezası verilir” derken 4. fıkrası “Savaş zamanında düşman karşısında milletin direncini tehlikeyle karşı karşıya bırakacak şekilde yabancı paraların değerini düşürmeye veya itibarı amme kağıtlarının değeri üzerinde etki yapmaya yönelik hareketlerde bulunan kimseye beş yıldan on yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adlî para cezası verilir.”diyor. Maddenin 5. fıkrası ise “dördüncü fıkrada yazılı fiil, bir yabancı ile anlaşma sonucu işlenmişse ceza yarısı; düşmanla anlaşma sonucu işlenmiş ise bir katı oranında artırılır.” diyor.


Madde 327 güvenlik bilgilerinin teminini, madde 329 siyasal yarara ilişkin bilgileri açıklamayı, madde 334 yasak bilgiyi temin etmeyi, madde 336 yasak bilgiyi açıklamayı, madde 339 belgeleri elde bulundurmayı düzenlemiş. Ayrıca 340, 341 ve 342. maddeler de yabancı devletlerle olan ilişkilere karşı suçlar konusunu düzenlemiş.


Görülüyor ki, yapılan son çalışmalar ve düzenlemeler istenilen sonucu doğurmadı. Var ile yok arasındaki bu düzenlemelerden sonra yeni kanun neredeyse eski haliyle yürürlüğe girdi. Anlayacağınız bugünden itibaren medya çalışanlarını zorlu bir dönem bekliyor. Bu kanunu, bugüne kadar medyadan canı yananlar, biraz da medyanın canını yakmak için çıkarmışlar gibi görünüyor .Gördüğüm bir başka şey daha var ki; o da medya düşmanı olmakla, ifade ve iletişim özgürlüğünü kesmekle kendi bindiğiniz dalı kesmek arasında yakın bir ilişki olduğu.


YAZARIN DİĞER ÇALIŞMALARI İÇİN: www.birsenaltiner.com



 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.