Yeni zaman arayışları

İsmi ne olursa olsun, mekanikleşmiş mevcut çağdan daha anlamlı, biraz tavana çarpmışlık ve ders alınmışlık yansıtan, gelmiş, geçmiş ve mevcut çağın acımasız dişli çarklarında kaybolmuş evrensel değerlerin tutunmaya çabaladığı ve yeni değer yargılarını taşıyacak bir çağ olması ihtimali bile, insana bu bozuk gezegende barınma gücü veriyor… Hani ” bundan da kötüsü olmaz ” savına dayanarak, iyimserlik babında…


Aklın sınırları genişledikçe, dünya insanına yeni teknolojilerle birlikte yeni sorgulamalar enjekte olmakta… Bilimsel ve mistik yeni keşifler de bakış açılarını genişlettikçe, aklın sınırları genişlemekte… Bu kısır bir döngü değil, evrim seyahatine çıkmış, ilerleyen bir sarmal olmalı… Mistisizme giren dallar henüz müsbet addedilmese de, yeni bakış açıları eklenmekte global vizyona… Sibernetik bilimin her dalının son 10 yılda katettiği mesafe, dünya kurulalı beri  katedilmiş  mesafeden fazla…  Yani 10 sene öncesinin müsbet bilim sınırları çoktan yıkılmış durumda… Ve artık bu başdöndürücü ivme, dünya insanında bağışıklık kazanmış olduğundan, o kadar önemle üzerinde durulmuyor… Ancak sibernetik bilim, spritüalist, parapsikolojik vs. arayışları da içermekte artık… Bu dalların da kürsüleri yayılmakta, duvara çarpmış Batı’da… Belki bu sentez arayışı mefhum ! bilimleri de müsbet sınırlara katacak yakında… Oysa müsbet kelimesinin karşılığı bile menfi zamanımızda…


Bir yanda indigo bebekler doğmakta, büyük insanlar gibi bakmaktalar ve 1 yaşında mükemmel bir bilgisayar kullanıcısı olarak gelişebilmekteler… Önceden programlanmış ve gerekli güncel bilgilerle donanmış olarak dünyaya gelinebilmesinin altında yatan sırların derinliğine araştırılması gerek… Ve bu araştırmalar için müsbet bilim sınırları artık yetmiyor, hatta çoğunlukla çakışıyor alternatif tezlerle… Demek ki dünya insanına, kaldırabileceği boyutta bilgi yükü verilmekte nesillerle taşınarak… Bu eskiden gıdım gıdımdı, şimdi kepçeyle… Ama alınması ve hazmedilmesi için zamane dogmatizminden sıyrılmak gerek… Ki dünyayı değiştirirken dalga geçilmiş veya giderilmiş nice uç, kaşif ya da bilim adamının akibetine hüküm verilmemiş olsun, zamanımızda bile… Sadece bilinen bilimin sınırlarında algılanan bir dünya, henüz bilinmeyen bilimlere, bilim adamları eliyle kapanırsa, temeli objektif araştırıcılık olan, bilimin iyileştirici öğeleri geç varır bu gezegene… Bunun için de ufukların arkasını görebilecek bilim adamlarına ihtiyaç var… Ve dünyanın bu halinden nemalanmayan yöneticilere…


Şu anda  ışınlanma teknolojisi bulunsa ve bilimsel olarak anons edilse kimse pek şaşırmayacak… Ya da, uzaylılar inse, 10 yıl öncesine nazaran daha normal karşılanacak… Bu çağa ayak uyduracak elementler, akıl yürütme, yaratıcılık, pratik zeka geliştirme, çözüm üreticilik, hız, girişimcilik, empati, büyük düşünmeye odaklı zihinler, duygusal zeka, pozitivite gibi vasıflar gerektiriyor… Gelecekteki değerlerin de şu andakiler gibi kolay ucuzlamaması lazım… Bu biraz da çok anlamlı deformasyonun dünyevi tabana çarpmasından kaynaklanan sıçrama ivmesi… O ivme psikokinetik bir güçle daha yukarılara taşınabilecekse, neden dar sınırlarda yerinde saysın dünya ve yaşanmaz kılan değersizlikler neden baskın olabilsin bu karmaşa ortamında? Hem de çıkarcı zihniyetlerin lehine olarak…


Diğer taraftan bataklık kıvamında, insanların birbirine kin duyduğu, bir kaşık suda boğacağı, sevgiyi bile paylaşmaktan aciz,  kalıntı bir ırk işgal etmekte dünyayı ve de üstelik bu şer odakları dominant bir moddalar… Yukarıda saydığımız yükselen değerlerin öne geçmesiyle ve bu ucuz insanların  hükümranlığının sona ermesiyle, dünyanın dönüş dengesini ve evrimsel hızını regüle edici bir gelişme ortaya çıksa, bu bile yeter, hiç olmazsa yeni dünyalı nesillerin insani nefesler alabilmesi için…


Elbette, dinazorlaşmış alt kutuplarda seyredenlerin pek algılayamadığı bu sorgulama ve hızlı değişim dünyası, sadece bu dönüşüm hızında, üzerinde tutunabilenleri barındıracak… Dönüş hızından savrulacak olanlar doğal bir eliminasyon yaşayacaklar… Gezegenin kalitesinin artması için ve evrenin tekamülü önünde bir takoz olmaktan kurtulması için böyle de olması gerekiyor… Şimdiki zaman, prangaların, ağır çapaların… Yarın ki zamanlar, koşacak akılların ve özgür rüzgar yelkenlerinin olabilmeli ki, yaşamaya değsin…


Herhangi bir konuya odaklanmak yerine, onun içindeki senfoniyi algılamak, mekanik ciddiyetlere, eğlentili öğeler katabilmek, kalıplaşmış ve dogmatik eğitim sistemine özendirici boyutlar eklemek gibi birşey, müsbet bilimlere göksel ve evrensel boyutlar katabilmek…


O zaman evrensel tasarımın derinliği algılanır da belki, dünyayı bozan geri kalmışlık tetikçiliklerinin kurusıkı atışları ayyuka çıkar iyice…


Karanlıklarda daha çok parıldayan bunca yıldız süs için bulunmuyor gökyüzünde, milyonlarca yıldır göz kırparak bu geri gezegene…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here