Yenikapı Mitinginin Alternatif Düşündürdükleri

Yenikapı Mitinginin Alternatif Düşündürdükleri

0
PAYLAŞ

Güç…

Çekici olduğu kadar da esrarlı ve boyutlu bir kavram. Hırs ise bir o kadar tehlikeli ve karanlık duygudur. Öfke gibi ilk bakışta ele vermez kendini. Örgütlülüğü de gelmez, çünkü başına buyruk bir duygu. Sınırı ve bitme ihtimali de olmayan bir duygu. İnsanın en erken kırılmalarından beslenir.

Güç ve hırs eğer uygun zamanda ve “uygun” kişide yer bulmuşsa parlaklığı daha keskin, daha uzun sürer, daha geniş alanlara yayılır kuşkusuz. Kazanmaya doymaz, zafer sarhoşluğu aldatmacasına da gelemez, sevinir gibi coşar ama bu “mükemmel gidişatın” geçici hal olduğu tehdidini ha bire savurur. Bu sebeple sahibini hep tetikte tutan bir duygudur hırs.

Siyasette vuku bulmuşsa güç ve hırsın buluşması işte o zaman kiteler birikir, sürüklenir gücün ve hırsın ardından…

Kapitalizm ve emperyalizm,  işte tam da buna; yani bu hırsların tek kişilik gövde gösterisine güveniyor.

Recep Tayyip Erdoğan da bu  bu anlamda üzerinde durulması gereken bir figür bu yazı kapsamında fakat konuyu dallandırıp budaklandırmak yerine Yenikapı Mitingi ve son 20 günün toplumsal panoramasını çizmek istiyorum. Aslında son 20 günün özeti biraz da Türkiye halkının genel sosyo-kültürel yapısının siyasete tezahürünü yansıtan emsalsiz bir panoramadır.

Üstat Aziz Nesin, medeni cesaret eksikliğini “Korkudan Korkmak” adlı kitabında şöyle çizmiştir: biz güçlüyüz cesuruz ama gücümüzün yettiğine karşı öyleyizdir. O medeni cesaret denen şey bizde yoktur.

Söylediği doğrudur. 12 Eylül’den sonra yapılan referandumla halkın ezici çoğunluğu darbeci Evren’i cumhurbaşkanı seçmemiş miydi? O dönemin oy kullanma potansiyeline sahip kuşağı şimdinin 52 yaş üzeri. Peki bugün özellikle de bu orta yaş kuşağının büyük kısmı bu kadar “darbe karşıtlığı” ile sokaklara dökülürken, miting alanlarını teşkil ederlerken; insanın aklına şu soru geliyor, bu işte bir tırsaklık yok mu?
İktidarı ve gücü arkasına kalarak gününü kurtarmanın bir tezahürü hiç mi yok bu işte? Fetö karşıtlarının hepsi mutlaka Akp’li mi?
Akp’li gibi görünenlerin içinde korkak Fetö’cüler var mı, yok mu? Bu durumlar, eleştiriye mazhar değil mi? Diğer yandan, eleştiri yapılıyor mu bugün çoğunluğun uzlaştığı düşüncelere?  Bu sorular o kadar çoğaltılabilir ki…
Fakat gerçek olan şu dün Evren’i yere göğe sığdıramayan sanatçısı, yazarı, aydın geçineni, iş adamı, gazetecisi bugün arşivlerden en çok korkan insanlar. Bir dökülse o arşivler kaçacak delik arayacaklardır.
Erdoğan’ın ezdirmem diyerek “ezici” kisvesine bürünmüş ve tam da kutuplaşmanın bu baş aktörleri de bir gün gelecek aynı konuma düşeceklerdir…Şimdi uçuk gelebilir ama gün gelecek Akp’liyim demek zor hâle gelecektir. Dün Fetö’ye “cemaat” diyen, Fethullah Hoca Efendi Hazretleri diyen  aynı kesimin bu radikal jargon transferini düşününüz…
Yenikapıda Demokrasi HaykırıldıEvet Yenikapı’da demokrasi sevdası; daha doğrusu demokrasinin ihtişamlı reklamı göz kamaştırdı. Kartonet kalelerin toplarla yıkılması temsilinin yapıldığı 2 ay önceki İstanbul Fethi Kutlamaları gölgede kaldı. Oysa demokrasi de gölgede kaldı. Basın medyasının özerkliği dibine kadar kezzap dökülmüş gibi eritilmiş. Darbe karşıtı olmak, belli bir siyasal zümrenin haklarını kollamaya indirgenmiş ve bu yollar içinde haklı haksız kovuşturmalar at başı gitmekte. Fikirlerini bildirme konusunda insanlar üzerinde psikolojik bir operasyona tabi durumda. Demokrasi bu olur mu? Demokrasi yazara oto sansür uygulatan fikir ortamı mıdır? Demokrasi kelimeleri 10 kere düşünerek seçmek midir? Demokrasi insanın onurunu saldırılarla yıpratma ve tahakküm mekanizmalarının dişli çarkları arasında ezip geçmek midir?

HAYIR!

Demokrasi herkesin fikrini açıkça söyleyebildiği yerdir. Akp’yi ve cumhurbaşkanını eleştirmeyi “milli irade” ile eşdeğer tutan bu anti-demokratik mantalite yıkılana kadar,  biz GERÇEK DEMOKRASİYİ istemekte ısrar edeceğiz.

Ne demiş ozan Emekçi:

Dünün hesabını, bugün korkmadan, bıkmadan bedel ödeyerek verebilenlerindir yarınlar…

Korkusuz, aydınlık dolu yarınlara…

BİR CEVAP BIRAK