Yerel seçimler Ekim 2008’de mi?

Gazetecilik yaşamında pek seçim tahimi yapmadım.
Yapanların yanıldıklarına tanık olduğum ve siyasi partilerin hele hele iktidardaki partinin ne yapacağını tahminde zorluk çektiğim için, seçim-toto oynamaktan keyif alamadım.
Ama gelecek yıl mart ayında yapılması gereken yerel seçimlerle ilgili olarak ilk defa tahmin yürüteceğim.
Hatta kesin tarih bile vereceğim.
Ama önce yerel seçimlerin neden erkene alınacağına yönelik görüşlerimi aktarmam gerek.
Bu siyasi analize tahmin  de diyebiliriz.
Önce hafızalarımızı tazeleyelim.
2002 yılında Genel Seçimler yapıldı, AKP iktidara geldi.
2004 yılında Yerel Seçimler yapıldı, AKP Parti İzmir hariç, tüm büyük kentler ve çoğunlukla yurt genelindeki belediyeleri ele geçirdi.
2007 yılında Genel Seçimler erkene alınarak yapıldı, AKP Yüzde 46.7 ile ipi göğüsledi.
2009 Martında ise yerel seçimlerin yapılmasını bekliyoruz.
Peki iktidar neden 2009’u beklesin?
“Beklememesi gerektiğine” yönelik nedenlere göz atalım önce.
AKP geçtiğimiz yıl, yani 2007 Kasım 23 ve 25’inde Kızılcahamam’da kampa alındı.
Bu siyasi kampta parti üst yönetimi, geleceğe yönelik stratejileri belirledi.
İki ana konuda kararlılık gösterdi.
1- Sivil bir Anayasa
2- Yerel Seçimlerin sıkı tutulması.
Yani her iki sorunun 2007 yılında çözümlenebileceği noktasında ortak eğilim belirledi.
Tabii sivil anayasa ile birlikte yerel seçimlere hemen hazırlanılması talimatı gelişigüzel bir karar değil.
Her iki konu, aynı zamanda içiçe geçmiş durumda.
Yani Türkiye’nin içinde bulunduğu ve son derece sancılı noktaya taşınan ve sürekli kaşınan  etnik sorun ve onun ayrılmaz parçası terör belasının üstesinden nasıl gelinebilir sorusunun bir ucu yeni anayasanın çıkışına, diğer ucu da yerel seçimlere uzanıyor. Tabii her ikisinden de başarılı çıkma şartı var.
Daha açık ifadesi şu: 2007 genel seçimlerde AKP ister kömür dağıtsın, ister paket paket erzak versin, ister kapı kapı kumpas kursun ve isterse Köydes ve Beldes adı altındaki hizmetlerle halkı kandırmış olsun, Güneydoğu’da DTP’nin beklemediği biçimde başarılı oldu. Hatta AKP bile başarısına şaştı kaldı. Yani CHP’nin esamisinin okunmadığı, tamamen DTP’nin hakimiyetinde olduğu bu bölgeden beklenmedik oy yanında, etnik kökenli 75 kadar milletvekilini TBMM’ye soktu.
Bu yeterli mi?
İşte Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Kızılcahamam toplantılarında “Yerel yönetimler yarından tezi yok, daha çok çalışmaya başlasınlar” demesi çok şey ifade ediyor.
Güneydoğu Anadolu’da  belediyecilikten çok siyaset üreten ve DTP’nin emrinde  halkın beklentilerine sırt çeviren belediyelerin AKP tarafından fethedilmesi planı öne çıkıyor.
Hem siyasi çözüm açısından.
Hem ekonomik sorunların kolaylaştırılması açısından.
Hem dağa çıkışı önleme açısından.
Ve en önemlisi yatırımların bu bölgelere kaydırılması açısından.
Erdoğan boşuna “Başta Diyarbakır olmak üzere, DTP’deki 4 ili istiyorum”demiyor.
Hangi iller bunlar? Diyarbakır, Şırnak, Batman ve Tunceli.
Halkın buralarda perişan olduğunu öne sürüp “Biz bu illerde hizmet almalıyız” diyor.
Gelelim şimdi yerel seçimlerin neden öne alınacağının kritik noktasına.
Dikkat edenler görüyor ve biliyor ki, AKP 2008’de başlatılması planlaran kongre süreci için düğmeye basmıyor, buna yanaşmıyor. Yani, ilçe ve il yönetimleri kongrelerinden tıs yok. Sadece Kadın ve Gençlik Kolları’na yol verildi.
Bu durumda AKP’nin yerel seçimleri öne almasında hiç bir engel yok.
Bu durumda Mayıs ayından sonra her ay yerel seçimler erkene alınabilir.
Ama 1 Eylül Ramazan, seçimler olmaz.
30 Eylül Bayram.
Bayramı atlattıktan sonra her an yani ekim ayında erken seçim tarihi tesbit edilebilir.
AKP’nin yerel seçimlerin erkene alınacağını önceden ilan etmeleri olanaksız.
Bence hedeflenen tarih 12 Ekim, ya da 19 Ekim’de erken yerel seçimler yapılabilir.
Baskın bir erken seçim için AKP’nin şu günlerde ve önümüzdeki dönemde renk vermemesi son derece doğal.
Ama Güneydoğu’da siyasi çözüm atağının bir ayağı olan, üstelik öncelik arzeden sorunların çözümü açısından bakılınca, erken seçimlerin kaçınılmazlığı ortaya çıkıyor.
Beş veya altı ay önceye alınan erken yerel seçimlerin iktidarı elini rahatlatması yanında, etnik sorunun siyasi açıdan çözümü kolaylaştıcı bir unsur olması açısından da dış dünyadan olumlu tepki alması beklenebilir.
Bir taşla bir kaç kuş vurulabilir.
Tabii kuşlar önceden ürkütülmezse…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here