Yerel seçimler ve yeni koşullar

YEREL SEÇİM SONUÇLARI VE ORTAYA ÇIKAN YENI KOŞULLAR

Türkiye, hem içte Kürt sorunu nedeniyle, hem de küresel finans kriz nedeniyle ciddi ekonomik ve politik sorunlarla karşı karşıya olduğu bir zaman dilimi içerisinde yapılan seçimlerin ortaya çıkardığı sonuçlar, herkes bakımından düşündürücüdür. İkili iktidar gücünün bir yanını temsil eden İslamcı AKP’nin oylarında bir düşüş yaşandı. Bu bir bakıma 22 Temmuz 2007 seçimleri sırasında AKP’ye giden bir kısım ödünç oyların geri dönmesidir. AKP 2004 Belediye seçimlerinde almış olduğu il genel meclis oy oranı % 40,19. 2007 Temmuz seçimlerinde bu oran % 47,6’ya çıktı ve 29 Mart 2009 seçimlerinde ise % 40 civarı olarak gerçekleşti. 2004 Belediye seçimleri ile 2009 seçimleri arasında aslında hemen hemen hiçbir fark söz konusu değil. Ancak 2004 seçimleri ile kıyaslandığında AKP, bazı belediyeleri kaybettiği gibi bazılarını ise çok küçük farklarla alabildi. İstanbul gibi metropol kentlerde bazı önemli ilçeleri CHP’ye kaptırdı. 2007 seçimleriyle karşılaştırıldığında ise yüzde 7-8 civarında bir oy kaybı yaşadı. Peki, bu oy kaybı nasıl ortaya çıktı. Birincisi, Temmuz 2007 Genel Seçimlerinde Kürtlerin AKP’ye verdiği ödünç oylar bu kez yeniden kendi partisi olan DTP’ye döndü. AKP’nin belirgin olarak hem belediye hem de oy kaybettiği yerler, daha çok Kürt illeri olarak ön plana çıkmaktadır. AKP ve devlet bakımından son derece önemli olan Van, gerçek sahiplerine geçti. Erdoğan’ı milletvekili ve başbakan yolu açan Siirt, tarihsel haksızlığa son verdi. Kaleye göz diken AKP, Diyarbakır’da fiilen silindi. AKP’nin Türkiye ortalamasında kaybettiği oyların yüzde 4-5’i Kürtlerin verdiği desteği çekmesinden kaynaklanmaktadır. İkincisi özellikle Ankara ve İstanbul gibi illerde az sayıda AKP’ye giden ödünç Alevi oyları, Kılıçdaroğlu ve Karayalçın faktörüyle yeniden CHP’ye döndü. Dikkat çeken diğer önemli bir durum ise AKP oy oranında belirli bir düşüş yaşanmasına paralel olarak Saadet Partisi(SP)’nin oy oranında belirli bir artış yaşandı. AKP ve SP oy toplamı yine yaklaşık olarak % 45-46. Bu Türkiye toplumunun sosyolojik yapısı bakımından önemli bir veridir. İslamcılaşan bir toplum gerçeğiyle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Türkiye ortalaması dikkat alındığında % 30-35 civarında gelenekselleşmiş bir oy potansiyeline sahip olduğu ortaya koyuyor. AKP, halen sistemin en büyük politik gücüdür. 45 ile 447 ilçe ile yerel iktidarları ciddi oranda elinde tutmayı başardı. Türkiye’nin ikinci ve üçüncü partisi olan CHP ve MHP’nin oy toplamının AKP’nin oylarından geride olması, Türkiye’nin mevcut politik koşullar içerisinde halan İslamcı hareketin toplumsal ilişkilerde güçlü olmaya devam ettiğini ortaya koymaktadır.

CHP’nin tek tek adaylar şahsında ortaya çıkan performansı ile İl Genel Meclis Üyeliklerinde elde ettiği oran arasında önemli bir fark vardır. Örneğin İstanbul’da Kılıçdaroğlu ile AKP, Belediye başkanlığını zorlarken, İl Genel Meclis üyelik seçimlerinde ise yüzde % 20 civarında kaldı. CHP geçmişe oranla belediye sayısında belirli bir artış gösterdi. Dikkat çeken bir önemli nokta, özellikle İstanbul’da CHP; Kadıköy, Bakırköy, Beşiktaş, gibi zengin semtlerin önemli bir oy potansiyeline sahipken, gecekondularda ise AKP halen tek belirleyici güç durumunda. SP’nin oy oranı hesaplandığında İslamcıların oy oranı yüzde 50’nin üzerine çıkıyor. Yani burjuvalar CHP’ye, yoksullar ise İslamcı partilere yönelmektedirler. Bu da çok farklı olarak analiz edilmesi gereken politik bir durumdur. Bugünkü veriler dikkate alındığında Baykal’ın kişisel malı haline gelen ve sistem içerinde de politik alternatif bir güç olma başarısını gösteremeyen CHP, iç politik sorunlarla karşı karşıya gelecektir. Aynı şekilde, MHP giderek klasik sağ merkeze doğru kaymaktadır. Bahçeli, MHP’nin klasik argümanlarını kullansa da, sistemin merkezi olarak iç politikada değerlendirilmek isteniyor. Bunun için MHP’nin kendi iç politikasında bir kısım değişiklikler daha belirgin olarak gündeme gelecektir. Türkiye ortalaması % 16-18 olan MHP’nin belediye sayısında önemli bir artış oldu.

Hiş şüphesiz ki, özellikle Kürtler bakımından da ortaya çıkan sonuç son derece önemlidir. Devlet bütün gücüyle Kürt hareketine saldırdı. DTP’nin kazanmaması için bütün gücünü kullandı. Bir bakıma bir referandum tarzında örgütlendi. Ortaya çıkacak sonuçlar bundan sonraki gelişmeleri çok ciddi oranda etkileyecekti. DTP’nin geriletilerek ‘meşruluğunu’ tartışma konusu yaparak, özellikle uluslar arası ilişkilerde Kürt halkının temsilcisi olmadığı vurgusu ön plan çıkacaktı. Bu bakımdan, bir yerel seçim olmakla birlikte, hem devlet hem de AKP için stratejikti. DTP, devletin bu planı gördü ve gerçekten çok ciddi olarak organize oldu. Beklenen sonuçlar DTP’nin hedeflerine oldukça yakında. 8 il, 51 ilçe ve 40 belde olmak üzere kazandıkları 99 belediye ile ülkenin dördüncü büyük partisi haline geldi. Emine Ayna’nın dikkat çektiği önemli bir nokta var. DTP Mardin, Bitlis, Bingöl, Muş, Kars vb. şehirlerde polis, subay gibi dışarıda gelenlerin kullandığı oylar dışarıda tutulduğunda DTP’nin bu illerde de birinci parti olduğuna dikkat çekti. Yani Kürt halkı bütün iradesiyle DTP’yi kendi temsilcisi olarak ilan etti. Kürt halkı, devletin politik oyununa gelmedi ve fiilen referandum için oy kullandı. Seçimler öncesinde verilen rüşvetleri elin tersiyle geri çevirdi ve devletin elindeki en önemli kozu almış oldu. Ayrıca Genelkurmay-AKP ittifakına dayanan ve Erdoğan’ın inisiyatifinde geliştirilen asimilasyoncu politikalar Kürt halkından çok açık tepki gördü. Anayasa Mahkemesinde bekleyen kapatma davasında sistem tam bir tıkanma noktasında.

Seçimlerden sonra, dünya basınına bakıldığında, Kürt sorunun muhatabının DTP olduğuna dair vurgular yapılmaya başlandı. 6-7 Nisan 2009 tarihinde, ABD başkanı Obama’nın Türkiye gelecek. ABD’nin gündeminde PKK ve Kürt sorunu olduğu kesin. Seçimlerde ortaya çıkan mevcut politik sonuçları herkes iyi okumak zorundadır. Kürt halkının resmi iradesi ortaya çıkmış durumda. Ayrıca, PKK’siz toplanması planlanan ‘ Kürt Konferansına’ PKK veya onu temsilen bazı politik kurumların çağırılması zorunlu ve kaçınılmaz hale geldiği gibi, PKK’nin bölgesel ve uluslar arası ilişkilerde eli oldukça güçlendi. Güney Kürdistan Federasyon Yönetimi, Kürtlere dair atacağı her adımda PKK veya DTP’yi hesaplamak zorunda olduğunu bir kez daha gördü. DTP’nin başarısı aynı zamanda bölge coğrafyasında, Kürtler arasındaki ittifakın gelişmesinde önemli bir işleve sahip olduğunu ortaya koydu.

DTP bakımından sorun olan bir başka nokta, İstanbul, İzmir, Adana, Antalya, Ankara ve hatta Mersin gibi illerde oy oranını mutlaka yükseltmesi gerekiyor. En azında bu bölgelerdeki Kürt potansiyelini mutlaka örgütlemesi gerekiyor. Birkaç metropol ilinde yaşayan Kürt nüfusu, Kürt illerinin toplamında fazladır. Özellikle Türkiye seçim barajı bakımından çok önemli olduğunu bir kez daha gördük.

Seçim sonuçlarını bakımından özet olarak şunlar vurgulanabilir. Birincisi sistem içi politik dengelerin yeniden şekillenmesinde bir faktör olacaktır. Sistem ‘yeni’ iç politik düzenlemeye ihtiyaç duyacaktır. İkincisi, Uluslar arası ilişkilerde AKP’nin durumu yeniden değerlendirme konusu yapılacaktır. AKP, politik gücünü korumak için AB ile ilişkilerine yeniden planlayacaktır. Uluslar arası sermayeye daha çok bağlanacak, İMF ve DB krediler almak için çok daha büyük tavizler verecektir. Üçüncüsü, Kürt sorunu bakımından geçmişten çok farklı bir evreye girildi. Sistem, yeni taktik planlar uygulamaya koyacaktır. Kürt sorunu bölgesel ve uluslar arası ilişkilerde çok daha güncel bir sorun olarak daha yoğunluklu olarak tartışılacaktır.

Kürt tarafı, ortaya çıkan politik koşulları çok iyi kullanmalıdır. Sürece denk düşen çok yönlü alternatif politikalar mutlak olarak üretmelidir. Kazanılan belediyeleri yerel Kürt iktidar organları olarak görmek ve böylesi bir toplumsal misyon yüklemek gerekir. Bu bakımdan mevcut belediyelerin örgütlendirilerek alternatif belediyeciliğin geliştirilmesi bir zorunluluktur.

Demokratik-devrimci ve sosyalist hareketler, hem politik hem de örgütsel krizden mutlaka çıkıp, güçlü alternatif politikalar geliştirmelidirler. Toplumsal hareketin örgütlendirilmesi ve alternatif çıkışların yaratılması oldukça önemlidir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

13 + 5 =