“Yeter!” diyen çığlıklar ülkesi

Kuzey Vezirisitandan THY uçaklarıyla Suriye için taşınan El Kaideciler ve kör bıçaklarla kesilen kafalara katkıları ise işlerinin çabası. Sanki Suriyede her iki taraftanda öldürülenlerde onların hiç katkısı yok, sınır yol geçen hani oldu.

Ya cinsel tacizler? Birde bu yönetim dönemindeki tecavüzler, kadın cinayetleri ile ilgili yazılar, istatistikler toplansa… Polisler başta, hiçbiri ceza almadığı için iyice sapıklaştılar.

Din eliyle bastırılmış cinsel dürtülerinin ve iktidarın hoşgörüsüyle, hatta teşvikiyle nasıl bir canavarlığa dönüştüğünü dehşetle izliyor ve lanetliyor aklı başında insanlar. Sanki beyinleri bacak aralarında kalmış da insanı oradan değerlendiriyorlar. Kadının ölüsüne bile rahat yok (Bakınız çok destekledikleri Mürşi fetvası), çocukla evlenmeler, lisede evlenene kolaylıklar ve dahası… Nüfusun yarısını teşkil eden kadınlarımızı eve kapatma taktik ve fetvaları.

Kendilerinden olmayan herkes cinsel meta haline geliyor bu caniler için artık,
Adliye önünde bekleyen avukatlara bile elle, dille polis tarafından yapılan taciz bunlara çok normal geliyor, Şikayet edilse bile benim polisim öyle şey yapmaz diye karşı tehdit başlatilidiğina dair Evrenselde bir yazı okudum geçen gün.

Polisin Gezi olaylarında göz altına alınan kadın ve kızlara yaptığı toplu tacizler, erkeklere yapılan cinsel tehditler dünyanın hiçbir ülkesinde bu seviyede, daha doğrusu seviyesizlikte olmamıştır.

Ümmetimiz dedikleri, kendi maddi çıkar camiaları dışında herkese, Ya bizdensin ya düşmansın yaklaşımıyla her türlü iğrençlikle, iftirayla, yalanla saldırıp, yalanları yakalandığında da garip bir sırıtışla inkar etmeleri, kendi gibi olanlar sorunca da “takiye” islamiyet için yapılırsa caizdir bahanesiyle ahlaksızlığı kendilerince legalize etmeleri hangi dini veya insanı anlayışa sığar? Geçmişte darbelerde yapılan baskıları gösterip daha fazlasını halkımıza yapan bunlar değilmi?

Ne yazıkki gazete, kitap okumayan, okusada yalanmı diye araştırmayan, televizyon da dizi ve dinci programdan başka pek bir şey izlemeyen milyonlarca insanımız, bu dinci bezirganların Allah, din, peygamberle başlayan laflarına fazla kafa yormadan inanıp, berbat ekonomik koşullarında zorlamasıyla bunlardan medet umup, desteklemeye devam ediyorlar.

Bu dincilik ve sahte vaadlerle gözleri boyanmış, beyinleri uyuşturulmuş bu kesimlere nasıl ulaşacağız? Onlar arasındaki namuslu olanları nasıl kazanacağız?

İnsanca yaşamak hedefiyle ortaya çıkan Gezi hareketindeki gençler topluma sadece sanal zeka yerine, gerçek ve kollektif zeka kullanmayı hatırlatmakla kalmadılar, harika mizah, olağanüstü gülmece örnekleri yaratıp belli bir kesimimize acılarını azaltan gülümsemeler sağladılar.

Ama artık, yine mizahlarından vazgeçmeden ama dozajı azaltıp, kafalarını bu uyuyanları nasıl etkileriz, ne yaparda kazanırıza daha fazla yormaları, o keskin zekalarını dalga geçmekten daha çok bu pervasız, acımasız iktidar sahiplerini nasıl sergileyip yığınlara anlatırıza kullanmaları gerekmiyormu?

Sosyal medya ve face book tan izlediğim kadarıyla artık zorlama esprileri bırakın açıkça galiz küfürler yayılmaya başladı. Küfürlü gülmece ve eleştiriler yeni bilinçlenmeye başlayan insanlarda ters tepki yaratması kaçınılmaz oluyor. Hem artık işin şakası kalmadı, adamlar ciddi, “kişi kendinden bilir işi” misali iktidarı kaybederlerse kendi yaptıklarının kendilerine yapılacağı beklenti ve korkusuyla, koltuklarına iyice yapışıp hertürlü melaneti yapmaya devam edeceklerdir ve hiçte mizahtan, gülmeceden ders alacakları yok, bu onları daha da delirtiyor. Bakın Avrupa bakanının dediğine, Kendisine öldürdükleri 6 canımız sorulduğunda Suriyede öldürülen 100 bin kişinin yanında devede kulak kalır derken, aslında 6 can neki biz yüzbin can bile almaya hazırız, demeye getiriyor.

Naçizane fikrim, dalga geçmekten çok, daha zor olana, sebat istiyen çalışmaya, bilinçsiz yığınlara ulaşıp aydınlatmanın yollarını bulmaya, onlarıda nasıl kazanırıza kafa yorup, emek verilmeli.

Ama Bireysel olarak öne çıkılmadan (tıpkı gezide lider olmaması ve kollektif zeka ve faaliyetlerle mücadele edildiği gibi) ortak anlayışa ve hedefe sahip guruplar halinde aydınlatma ve sergileme yapmayı geliştirmeliyiz.

Bunların etkisinde ahlaken çürümekte olan, bu ‘derya içinde deryadan habersiz’ ler toplumuna, ileri demokrasi hedefli mücadeleyle, bu pislikten kurtuluş savaşımının gerekliliği, anlatılıp, onlarıda ülkemizin bu şerefli insanlarının yanına çekmek gerekir diye düşünüyorum. Yoksa her geçen gün ahlaken dahada çürüyen, baskı karşısında içine kapanan yığınlar, din kullanılarak faşizmin derinlerine çekilip uzun yıllar karanlıklarda acı çekmeye mahkum edilecek diye üzülüyorum.

Bu zamana karşı yarışta mahalle forumlarını, meclisleri dahada geliştirmeliyiz. Zaman kaybetmeden bu sessiz, bir kısmı biad a hazır yığınlara dalmak lazım.

Yani mizahı daha az ve kaliteli yapıp, sergileme, aydınlatmayla ve önce insan kalbini sonra kendilerini bu onurlu savaşıma kazanma çalışmalarına daha çok zaman ayırılmalıdır diye umuyorum.

Bunlar dalga geçmiyor. Pervasızca islami faşizme gitmeye çabalıyorlar, dalga geçmek onları dahada kemikleştirir ve bilinçli, bilinçsiz tüm etrafındakileri aynı torbaya koyduğumuzu savunurlar, kendi cephelerinde tutmalarına yardımcı olabilir.

Yeni şeyler söylemeye, bunları sergileyip gerçek ileri demokrasi için mücadeleye devam. Dileriz ülkemiz sevinç ÇIĞLIKLARININ ülkesi olur.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.