İyi de, kime oy verelim?

Birkaç yıl önce bir yabancı gazetede İspanyol seçimlerine ilişkin bir haber vardı. Şimdilerle 50 yaşına geldiği için artık hayatını yaşamaya hazırlanan ve bu yüzden politikayı bırakacağını açıklayan Aznar, iki yıl içerisinde, istihdam sağlamak için, -şimdi rakamı uyduruyorum –  şu, şu, şu alanlara 1 milyar dolar yatırım yapacaklarını ve bununla işsizliği, bu sürenin sonunda – rakamı yine uyduruyorum – yüzde 0.8 oranında azaltacaklarını söylüyordu.


Bu seçim demeci beni çok şaşırtmıştı. Bizdeki politik jargon oldukça farklıydı.
Türkiye’de aynı durumdaki bir siyasetçi “arkadaşlar, biz işbaşına geldiğimizde işsizliği yok edeceğiz” derdi.


Nitekim, bundan bir on yıl önce Tansu Çiller “herkese iki anahtar vereceğini” haykırıyordu. Çiller Boğaziçi Üniversitesi’nde ekonomi profesörüydü. İki anahtar verilmesi halinde Türkiye’nin kaç yıllık gayri safi yurtiçi hasılasının gerekli olduğunu acaba hiç hesaplamaya kalkmış mıydı?


Evet, şimdi Tansu Çiller yok. O kadar boş keseden atan yok. Ama hedeflerini matematikle anlatan birisi de henüz çıkmadı. Hatta bırakalım matematiği, biraz düzgün bir lider bile yok.


Baykal’ın politika yapışına bakın. İktidar ile bol bol ağız dalaşı, imalı laflar, ordu ve türban konusunda karşısındakini köşeye sıkıştırma çabaları… Edirne’deki sel baskınını bile iktidarın zaafına bağlamak gibi Çetin Altan’ın deyişiyle şark kurnazlıkları…


Baykal’ın hiçbir zaman söylemeyecekleri, şüphesiz söylediklerinden çok daha önemli.
Mesela CHP iktidara geldiğinde Türkiye’de emek verimliğini yüzde 1 oranında daha artırmak için ne tür eğitim programları düşündüğünü, bunun maliyetini ve bu maliyetin hangi kaynaklardan karşılanabileceği konusunda Baykal hiçbir açıklama yapmayacak. Emek verimliliği bir puan artırıldığında, hangi ürünlerde Çin ile rekabet şansımızın yüzde kaç artacağı konusunda da konuşmayacak.


Devlet liseleri mezunlarının üniversiteye giriş oranının yüzde 4’e düşmüş olması konusunda iktidara geldiğinde nasıl bir çözüm önereceğini de hiçbir zaman anlatmayacak. Türkiye’nin bilişim ve genetik mühendisliği alanlarındaki strateji geliştirmesi gerektiği, ya da gelişmiş ülkelerle arayı hızla kapatmak için hangi sektörlerde, hangi tür yatırımların yapılması gerektiği konusunda da Baykal’ın tek bir laf duymayacağız. Dünyayı hiç izlemediğinden, hiç bir yeni açılımı olmadığından, her gün mecliste AKP’lilere laf yetiştirmeyi sürdürecek. 


Bazıları diyor ki, “Türkiye hak olduğu şekilde yönetiliyor. İnsanlar o kadar cahil ki AKP’ye oy veriyor.


Peki insanlar kime oy versinler?
CHP’ye mi?
Karayalçın’a mı?
Geçen gün kendisini televizyonda seyrederken dudağım uçukladı. Karayalçın’a göre “AKP ile CHP gizli bir stratejik ittifak yapıp Türkiye’yi yönetiyorlar”. Evet, yanlış duymadınız. Konspirasyon teorisinde de azıcık mantık olur!
ANAP’a mı?
Ve onun yıllarca AKP’nin, hatta hükümetin içinde yer alıp, bütün yanlışlara hiç ses çıkartmayıp, istifa ettikten sonra bir gün sonra AKP’ye en ağır kelimelerle saldıran Erkan Mumcu’ya mı?
Haluk Kırcı’nın nikah şahidi Mehmet Ağar’a mı?
Bill Gates geldiğinde “Kahrolsun Bill Gates” pankartlarıyla sokağa dökülen TKP’ye mi?
Bundan önceki koalisyon hükümetinde ekonomiyi tamamen tıkayan, AB karşıtı MHP’ye mi?
Beyoğlu partisi diye suçlanan ama hızla Nişantaşı partisi olan ÖDP’ye mi?
Bir ara Abdullah Öcalan’ı bile hararetle destekleyen, on yılda bir 180 derece görüş değiştiren İşçi Partisi’ne mi?
PKK’yı bağrına basan DTP’ye mi?  
Kirli çamaşırları bir yana, yatında ağırladığı en samimi arkadaşlarını bile gizli kameraya çeken Uzanlar’a mı?


İnsanlar kime oy versin?


Kime oy verelim arkadaşlar?


Kötünün iyisi de olsa razıyım. Sadece çok kötü olmayan birini biliyorsanız söyleyin Sağduyulu biri varsa çıkıp haber versin ne olur!


 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.