İyi insan, kötü insanı döver!

İlköğretim müdürü, “Gen haritası çıkarılsın. Vatana millete zararlı olan çocuklar daha yürümeden imha edilsin” diyor. Bu görüşünü en azından yüzünü saklamadan söylemiş, aslına bakarsanız bütün öğretmenler, istisna görmüyorum; bütün çocukları vatana, millete zararlı olmasın diye biçimlendirdi ve biçimlendirmeye devam ediyor… Ha onları öldürmüşsünüz, ha onların hayallerini çalmışsınız, fark eden ne var? Benim gözümde; bir öğretmen ile bir asker, bir cami hocası arasında fark yok… Hepsi, doğal bireyi yok eden, onun özgünlüğünü, kişiliği ortadan kaldıran bir devlet mekanizmasının görevlileridir. Birisi açıkça niyetini beyan etmiş, biri gizli gizli o niyete hizmet etmiş… Bu durum elbette tek ülke için geçerli değildir, hoca yerine papaz, haham da diyebilirsiniz…

Faşizm, devlet var olduğu sürece ne yazık ki varlığını koruyacak ve insanlar üzerine hakim olmak isteyenlerin bir aracı olma işlevini; birilerine hizmetçi ya da görevli olarak yaptıracaktır. Rejimler fark etmez, her rejim altında ve devlet mekanizması olduğu sürece bu tehlike hep var olacaktır…

Gen haritası çıkarılsın demek ile kafatasının ölçüsü çıkarılsın demek arasında pek fark yoktur. Sonuçta insanları kategorize etmek ve o kategoriye göre ‘iyi insan’, ‘kötü insan’ kavramını ortaya çıkarmak demektir.

İyi insan yaşayacaktır, kötü insan ise ölecektir. O halde bana göre ‘iyi insan’, ona göre ‘iyi insan’ çatışacak ve her iki tarafın iyi insanları bir birini öldürecek ve savaşı kazanan tarafın ‘iyi insanları’ öteki ‘iyi insanları kötü insanlar’ olarak tanıtacak ve tarihi öyle yazacaktır.

Tarih, hep ‘iyi insanların’ eseri olmuştur, kahramanlıklar ve destanlar hep iyi insanların yaratmış olduğu öykülerdir.
İyi insanlar hep yaşamıştır ve hep kötüler ölmüştür.

Dinler tarihi de o şekilde kurgulanmıştır.

İyi biri vardır o tanrıdır ve o ne yaparsa doğru yapar, eleştirilmez, sorgulanmaz, onun varlığından dahi şüphe duyulmaz, duyan olursa kötüdür ve yok edilmelidir. Ve yok edilmiştir.

Düşünsenize orta çağda Avrupa’da kaç insan şeytan ve cadı diye ateşlere atıldı? Bizim ülkemizde farklı ibadet ediyorlar ve farklı oldukları için anne karnında dahi çocuk öldürüldü.

Maraş, Sivas, Çorum hep bu ‘iyi insan’ bakış açısının eseri olmadı mı?

‘İyi insanlar’ yaşadıkları yerin hep ‘homojen’ olmasını istemiştir, önce farklı dilde konuşanları, farklı düşünenleri yok ettiler, sonra bir uzvu eksik diye sakatları, bakıma muhtaç diye yaşlıları, farklı cinsel tercihi var diye birilerini fuar salonlarına doldurup öldürdüler. (Sadece Naziler aklınıza gelemsin, örneği o kadar çok ki hangisi anlatılacak?)

İyi bir toplum yaratılması için eğitimi, dili, öğretimi tek tipleştiren ülkeler, bunun için ‘iyi öğretmen’ yetiştirmek için yatılı okullar kuranlar, halktan topladıkları paralar ile halkı yeniden biçimlendirenler hep insanlık tarihi içinde oldu.

Spartalılar hiçbir zaman tarım ile uğraşmadılar, erkek çocukların eli silah tuttuğu gün aileden alınıp asker yapıldı, tarım yapan şehir devletleri gidip soydular, orada yaşanları öldürdüler, babası belli olmayan binlerce çocuk yaptılar. Bugün o Spartalıları kim anıyor?

Troya savaşına katılmak için denizleri aşan, yıllarca Troya şehrinin kapsından bekleyenler, zaferi kandıklarında en büyük acıyı yine kendileri yaşadılar. Yaşadıkları şehirlere giden o Troya fatihlerini ilk öldürenler yine birlikte yastığa baş koydukları eşleri olmuştur.

Ölüm çare olmamıştır, ve tarih sahnesinde öldürmeden ‘biçimlendirmeyi’ bulmuştur insanlık ve eğitimin tek tipleştirilmesi ile birlikte bütün çocukların hayallerini çaldılar, onları yaşayan ölüler yaptılar. Onlar (çocuklar) istenildiği gibi davranış gösterilmediğinde bir hastalık uydurulup uyuşturuldular.

Bugün çocuklarımıza uyuşturucu devlet hekimleri tarafından veriliyor, devlet ilaç parasını ödemeye devam ediyor. Hiperaktif diye çocuklarımıza yeni bir meslek kategorisi içinde yasal uyuşturucu ve zararlı maddeler verilmeye devam ediliyor.

Okullarda, kışlalarda, camilerde bir nizam vardır ve o nizama uymak ve gerekliliklerini yerine getirmek ‘iyi insan’ olmak için yeterlidir. Yerine getirmeyenler hep ‘kötüdür’. O yüzden farkı düşünenler hep kötü olarak gösterilmiş ve saldırılmış, mahkeme önüne çıkarılmıştır.

Galileo (Galile) : “Eppur si muove” (Ama dünya yine de dönüyor) demiştir kötü olarak gösterilen mahkeme sonunda.
Kötülerin varlığı, gerçeklerin hala varlığını koruduğunu gösterir. Kötüler olmasaydı, insanlık ne soykırımları duyardı, ne de Troya savaşını ve sonucunu.

Benim iyi insanım, benim doğrum, benim ırkım, benim genim vatana ve millete yararlıdır, benim gibi olmayanlar yok edilsin anlayışı hala kendisine yandaş topluyorsa, orada devlet var demektir. Devletin olduğu yerde bu anlayış her rejim altında varlığını sürdürecektir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.