Yıkarak abad olunur mu?

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE  – AKM’nin yerine yapılması planlanan proje ABD’den ithal…
 
Artık kimse saat kulesinin altında, demir köprünün başında, Ulu caminin avlusunda ya da kentinin meydanında buluşmuyor. Tam tersine kentleri işgal eden bu yeni tasarım ürünü AVM’lerde buluşuluyor. Kendi doğasında karşılığı olmayan bir peyzajın içinde, içine doğduğu yaşama yabancılaşan bu yeni birey, asmanın ötelendiği; çınarın, kadife çiçeğinin, çitlembiğin, hayıtın küçümsendiği plastik bir peyzajla dolduruyor ruhunu. 
 
Kentler ve mekanlar toplumların ortak hafızasıdır. Ancak bu ortak hafızadan beslenen, onu koruyabilen ve geleceğe aktarabilen toplumlar ortak bir kimlik oluşturup, yaşadıkları coğrafyaya sağlam kökler salabilirler…
 
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe’de düzenlenen 3. Turizm Şurası’nda yaptığı konuşmanın sonunda İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nin yıkılacağını açıkladı. Erdoğan, şöyle konuştu: “Bugün burada bir müjde vermek istiyorum.İstanbul’da AKM’yi yıkıyoruz ve daha büyüğünü çok daha modern bir mimari ile inşallah İstanbul’da pazartesi günü lansmanını yapacağım. Bu lansman ile 2019’un sonuna kadar İstanbul’a opera binasını kazandırmış olacağız.”
 
AKM’NİN YIKILMASI NEYİN GÖSTERGESİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan daha önce de çeşitli kereler AKM binasının çirkinliğinden ve sevimsizliğinden söz etmişti. Beğenin beğenmeyin ancak AKM, Cumhuriyet döneminin simgesel yapılarından biri olarak tarihe geçen bir mekandır. Bir ülkenin mimari ve sanatsal arayışının geçirdiği evrelerin tarihine tanıklık eden AKM’nin yıkılmasını salt eski bir binanın yıkılıp yerine yenisinin yapılması olarak göremeyiz…
 
AKM’nin yerine nasıl bir proje uygulanacağına ilişkin bazı ayrıntılar epeyce önce gündeme gelmişti…
ABD merkezli Adrian Smith&Gordon Gill Mimarlık şirketinin hazırladığı ‘İstanbul Kültür Merkezi’ projesi, Dubai, Şangay, Astana, Bakü ve benzeri başkentlerdeki türevlerini andıran bir tasarıma benziyor
AVRUPA BAŞKENTLERİ NEDEN ESKİ BİNALARI KULLANIYOR?
Örneğin Avrupa başkentleri neden bu tür tasarımlara hiç pirim vermiyorlar da sadece petrol zengini Araplar ya da Orta Asya’nın diktatörlükle yönetilen ülkeleri öykünüyor? Neden Paris’te ya da Roma’da hala opera ve sanat merkezleri neredeyse 700-800 yıllık, Orta Çağ’dan kalma binalardan oluşuyor? Neden bu tarihi başkentlere yılda yüzer milyon turist gelirken İstanbul 10 milyon turiste fit oluyor? Neden İran’da Firdevsi’nin, Şirazlı Sadi’nin anıt mezarları her gün yüzbinlerce insan tarafından ‘yaşanıyor?’Bu sorulara sahici yanıtlar vermeden kent ve mekan-insan ilişkisini doğru dürüst anlayamayız.
AĞACI SAKSIDA, ÇİÇEĞİ KUTUDA GÖREN YENİ İNSAN TİPİ
Son bir kaç yıldır tek tipleştirici bir kent ve mekan tasarımının dayatıldığı dönemin ruhuna uygun, ağacı pencere önündeki sakıda, çiçeği duvardan sarkan kutuda görmeye alıştırılan yeni Türkiye insanının hemen ‘Vaaoovvv!’ diyeceği türden bir mekan modeli bu.
Ali Ağaoğlu’nun başını çektiği müteahhit modelinin ülkenin her yerine dikmeye başladığı türden bir yapı. Türkiye’nin metropollerinin dışına taşan, taşra kentlerinin de adeta metropollerle yarışırcasına kendi özgün mimari yapılarını gölgede bırakırcasına dağa taşa dikmeye başladıkları çelik, beton, cam ve pvc’den mamül dikey rezidanslar…
 
YENİ DÜNYANIN YÖNETME BİÇİMİNE UYGUN MEKANLAR
‘Eski’nin yalnızca eskimiş, yıpranmış ve unutulması gereken bir şey değil, aslında geçmişin hafızası, geleceğin ise ‘kara kutusu’, olduğu bilincini yitirdikçe çevremizi saran robotik insanların girip çıktığı mekanik mekanlara fit oluyoruz. Yeni dünyanın yönetme ve hükmetme biçimine uygun tasarlanan bu mekanlarda insanın edilgen bir aksamdan ibaret. İnsan, bu yeni ‘yaşam alanlarında’ devasa bir endüstriyel üretim bandının patentlediği ürünler gibi tektipleştirilerek yaşamının düğer tüm bağlamlarından koparılıyor.
 
ARTIK KİMSE ULU CAMİNİN AVLUSUNDA BULUŞMUYOR
Bu yüzden artık kimse saat kulesinin altında, demir köprünün başında, Ulu caminin avlusunda ya da kentinin meydanında buluşmuyor. Tam tersine kentleri işgal eden bu yeni tasarım ürünü AVM’lerde buluşuluyor. Kendi doğasında karşılığı olmayan bir peyzajın içinde, içine doğduğu yaşama yabancılaşan bu yeni birey, asmanın ötelendiği; çınarın, kadife çiçeğinin, çitlembiğin, hayıtın küçümsendiği plastik bir peyzajla dolduruyor ruhunu. 
 
Toparlayarak söylersek, Pazartesi günü Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından ‘tanıtımı’ yapılacağı açıklanan İstanbul Kültür Merkezi, bugünden başlayarak yakın gelecekte Türkiye’ye biçilen rolün simgesel mekanlarından biri olmaya adaydır…
 
CUMHURİYET KLASİKTİ, AKP’NİN YENİ TÜRKİYE’Sİ BAROK
Selçuklu klasikti, Osmanlı barok… Selçuklu matematikti, geometriydi; Osmanlı düz bir hamaset…Cumhuriyet klasikti, AKP’nin yeni Türkiye’si, klasiğe karşı bilenmiş bir yıkıcılık taşıyan barok… Cumhuriyet bilimdi, akıldı, ulustu, kimlikti; AKP’nin yeni yeni Türkiye’si ümmet ve hamaset…
 
AKM’NİN TEMELİ CUMHURİYET BAYRAMINDA ATILDI
Temeli 29 Ekim 1946’da ‘Opera Binası’ olarak atılan AKM, sancılı bir inşa sürecinin ardından 12 Nisan 1969’da ‘İstanbul Kültür Sarayı’ olarak hizmete açıldı. Dönemin aydınlarının ‘Cumhuriyet devrinde saray’ olmaz eleştirilerinin ardından 1973 yılında adı Atatürk Kültür Merkezi’ olarak değiştirilen yapının mimarı, çağdaş Türk mimarlığının önemli isimlerinden biri olan Hayati Tabnlıoğlu’ydu. AKM, Ruhi Su’dan İdil Biret’e, operedan oratoryaya, karikatürden heykele pek çok sanat dalı ve sanatçıya ev sahipliği yaptı. 1999 yılında kültür varlığı olarak koruma altına alınan AKM’nin yıkılma önerisini ilk kez 2005 yılında dönemin Kültür Bakanı AKP’li Atilla Koç dillendirdi.
Önceki haberİki cinayet ve şüpheli bir mektup intiharla sır oldu!
Sonraki haberİNGİLTERE… Yazılara tepkiler…
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.