İyiliğin ölümü

Belki, yeryüzünde insanlar var olduğundan beri kötülük de var.
Ancak, şimdi farklı bir durum söz konusu. Şöyle ki:
Eskiden, kötülük yaptığını bilen birey, bu kötülüğü aslında istemeyerek yaptığını söyler, doğru ya da yanlış bir gerekçe ileri sürerek kendini savunurdu ve en azından kötülüğüne bir kılıf bulmaya çalışırdı.
Şimdi ise, kötülük yapan veya kötülükten yana birçok bireyin sık sık şunları söylediğini görüyoruz:
“Kötülük, insan yaşamını yönlendiren en doğal ve en temel durumdur. İnsan yırtıcı bir kuş olmalı.
İnsanların birbirinden nefret etmesi, savaşması olağan durumlardır.
İyilik zehirlidir.
Tarihte görüldüğü gibi; muhteşem olmak ancak kötü olmakla mümkündür.
Vicdanlı davranmak salaklıktır.
Barıştan yana olmak, merhametli olmak aptallıktır.
Samimi olmak, sahici davranmak büyük bir palavradır.”

****

Masumiyetin her geçen gün biraz daha aşındığı, kötülüğün meşrulaştırıldığı ve kötülüğün yaşamın her alanına sirayet ettiği böyle bir ortamda:
Kendinizi solcu olarak nitelendirseniz ne olur, sağcı olarak nitelendirseniz ne olur?
Alman olsanız ne olur, İngiliz olsanız ne olur? Ya da Kürt olsanız ne olur, Türk olsanız ne olur?
Sahi, ne olur? Ne fark eder?

****

Belki her şeyden önce şu soruya cevap vermek gerekiyor; “Kötülüğü Meşrulaştırma Merkezinden” mi yanasınız, yoksa karınca kararınca yaşamlarında iyilik yapmaya çalışanlardan mı yanasınız?
Evet, siz hangi tarafta olmak istersiniz?
Cevaplanması gereken diğer bir soru da; bugün yeryüzünde vuku bulan bunca kavga, savaş iyiler ve kötüler arasında mı cereyan etmekte; yoksa bütün bunların önemli bir kısmı kötüler arasındaki güç mücadelesinin bir yansıması mı?
Üstünde düşünülmesi geren önemli bir soru.
Muhteşem olmak mı, mutlu olmak mı istersiniz? Tercih sizin. Tercih bizim.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.