Yirmi gün sonra ölmek

Doktor, Murat’a  hastalığının önemli bir şey olmadığını hatırlatırdı hep… Öte yandan, Murat”ın ailevi sorunları oluyordu. Hanımıyla devamlı kavgalı olduğunu anlatıyordu. Doktor arkadaşı da sürekli sabır ile birlikte bazı tavsiyelerde bulunuyordu.


Yine, buluştukları bir gün Murat, ateş püskürüyordu. Yine, ailesiyle kavga etmişti. Doktor arkadaşına sürekli soruyordu :


– Ne olacak benim halim Ahmet? Bana bir yol göster. Artık dayanamıyorum. Kararımı verdim, ya kafasını kıracağım, ya da boşayacağım…Başka yolu yok…Hem de bugün…


Doktor, arkadaşı Murat”ın şikayetlerine alışıktı. Fakat,  bu kez farklı görünüyordu. Çok kararlıydı . Kendisini,  derhal bir şeyler yapmak zorunda hissetti …Ve, ani bir kararla konuşmaya başladı. Sesi, çok sakin  fakat kararlıydı :


– Bak Murat… Söylemek istemezdim ancak, galiba zamanı geldi…Murat, bir an durdu, heyecan  ve merakla sordu :


– Neyi söylemek istemezdin. Neyin zamanı geldi? Doktor, hiç beklemeden cevap verdi:


– Senin, zaten yirmi gün ömrün kalmış…


Beklemediği bir şey duyan Murat, adeta donmuştu. Demek ki, hastalığı ölümcüydü. Hiç bir şey konuşamadı. Kısa bir dalgınlıktan sonra yavaşça ayağa kalktı ve dışarı çıktı. Hayattan bir şey anlamamıştı. Bari bu son yirmi günü iyi bir insan olarak değerlendirmeliydi. Doğru eve gitti. Eve girer girmez hanımı,  sabahtan kalan  konuya devam etmek istedi fakat Murat, duymadı bile…Saatler geçtiği halde Murat”ın süren sessizliği hanımının da dikkatini çekmişti ancak, bir mana veremedi. Karşılık görmeyince sonunda o da sustu. Murat, hanımının en sert davranışına kibarca ve kısa cevaplar veriyordu. Murat”ın bu hali,  günlerce sürdü. Durumu dikkatle izleyen hanımı, halen bir mana veremiyordu. Sonunda, o da sakinleşmişti. Hatta, kendi kendisine :


– Ben bu adamı çok üzdüm. Çok ta haksızlık yaptım. Kendime çeki düzen verme zamanı geldi, dedi.


Günler geçiyor, evde garip bir sessizlik ve nezaket ortamı oluyordu. Nihayet, yirmi gün doldu. Murat, ölmemişti. Buna bir anlam veremedi. Hemen, doktor arkadaşına koştu :


– Ahmet… Bak ben ölmedim.


Doktor, gülerek Murat”a oturmasını söyledi. Hemen de sordu:


– Evde durum nasıl? Yine kavga gürültü devam ediyor mu? Murat, bu soruyla sanki uyanmıştı. Biraz düşündükten sonra ; “hayır” diye cevap verdi. Doktor, koltuğa biraz daha yaslandı ve anlatmaya başladı :


– Senin yirmi gün sonra öleceğin falan yok…Fakat, bu hadiseyle gördün ki, ailede  tartışmaların çoğu  kişilerin kompleksinden meydana geliyor. Herkes, benim dediğim olsun istiyor. Kimse kimseye kanat kırmıyor. Herkes kendisini, sadece kendisini haklı görüyor. Böyle bir ortamda kavgadan başka bir şey olmaz ve tabii huzur da bulunmaz. Sen, yakında öleceğini duyunca, biraz kendine geldin. Hanım ne dediyse, “bir şey olmaz, nasılsa yakında öleceğim” diye karşılık vermedin. Hanım da,  sürekli sert cevaplar duymayınca,  daha bir sakinleşti ve kendisinin hatalarını görmeye ve bunları kabul etmeye başladı.


Ve… İşte netice…


Mutlu bir aile…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.