Yitik kuşaklar

Malmö’de, ”Ne kiliselik, ne camilik” bir gurup İranlı, bu yılkı Nevruz’u bir kilisenin salonunda toplanarak kutladı. Beni de çağırdılar. Giderken taşlarımı da cebimde götürdüm. İlk önüme gelene, ”Nevruz’u kutlayacak başka yer bulamadınız mı, ağa can?” dedim.
Törene, kilise papazı da katılmıştı. Papaz efendi, bir de söylev verdi. Din/ insan ilişkilerini tarihsel süreç içinde özetledikten sonra, Nevruz söylencesinin yaratıcısı ”Demirci Kava” hakkında bilgisi olduğunuı söyledi. ”Solcu papaz” diyorlarmış ona; bir insanın, hem ”solcu”, hem ”papaz” olabilmesine akıl erdiremedim. Yaşadıkça daha neler görecektik…
Kan çekti herhalde, konuşmalar sürerken esmer bir kız geldi, oturdu yanıma. Salondakileri incelerken gözlerimara sıra ona da takılıyordu. Kısa saçları, yuvarlak bir yüzlü; iri, simsiyah gözleri vardı. Ara verildikten sonra elini uzattı, İsveçce, ”Benim adım Feride” dedi.
”Aaaa!”’dedim, ”Feride, Türk adı. Bu adı İran’lılar kulanıyor demek ki!?”
”Ben, İranlı değil, Türkiye’liyim.” dedi.
İki elinin arasında tuttuğu kitaba baktım:
”İncil’i mi inceliyorsun?”
”Evet, ayinlere de katılıyorum, ben Hırıstiyanım.”
Küçük bir duraksama geçirdim:
”Mardin’lisin o zaman, Süryani olmalısın?”
”Hayır! Alevi kökenli bir aileden geliyorum ben.” dedi.
Türkiye’den geldiği ili, ilçeyi söyledi…
Son zamanlarda din değiştirenler o kadar çoğaldıki…
Yaşamsal sorunlarından bunalan güçsüz bazı insanlar, çareyi dine sığınmakta buluyor. Sorunlarını kendi diniyle çözemeyince de başka bir dine yöneliyor.
Lisede okuyan küçük kızımın en iyi arkadaşlarından biri, Cezayir’li, başı türbanlı bir Arap kızıdır. Katolik inancına bağlı Polonya’lı annesi, babasıyla evlendikten sonra Müslüman olmuş ve türban takmaya başlamış. Baba, genç yaşta, birkaç yıl önce öldükten sonra da kadın türban giymeyi sürdürmüş. Kızımın arkadaşı, ara sıra evimize de gelir. Sessiz, hüzünlü bir hali var. Zaman zaman ağlayarak, babasını özlediğini söylermiş, kızıma…
Feride ile konuşurken, bu film kareleri hızla gelip geçti gözlerimin önünden..
Feride’nin dramı bir başkaydı…
Sivas katliamında, çok sevdikleri bir yakınlarını yitirmişler.
Olaydan sonra, baba, eşini ve çocuklarını da alarak ülkeyi terk
etmiş, İsveç’in kuzeyindeki Uppsala kentine yerleşmişler. Şimdi 21 yaşında, Lund Üniversitesi’nde okuyor. Gerçek adı da Feride değil; kilise çevresinde bu adla tanınıyor.

Feride’nin din değiştirmesinde, yaşadığı travmaların veya bir gönül ilişkisinin etkili olabileceğini düşünüyordum. O ise başka şeyler anlattı:
”Sizler, idealleri, hayalleri olan şanslı bir kuşakmışsınız. Babamın da, ölünceye dek tutkuyla sarıldığı bir ideolojisi vardı. Sürekli olarak, ‘dünyayı güzelleştirmekten, değiştirmekten’ söz ederdi. Bize bir din aşılamaya çalışmadı. Aleviliği de dinsel bir anlam yüklemedi. ‘İnsanları yakanlarla inanç akrabalığı içinde olmayı’ istemiyordu. Dört kardeştik. Aklımız ermeye başladığında, o ‘güzel dünya’ hayallerinden payımıza bir şey kalmamıştı.”
İsveç’te, Fadime Şahindal adlı bir genç kızın babası tarafından öldürülmesi, Feride’nin yaşamımda bir kırılma noktası olmuş:
” Fadime Şahindal, Uppsala Üniversitesi’nin sosyoloji bölümünde okuyordu. Elbistan’lı, Alevi kökenli bir ailenin kzıydı. İsveçli bir gençle arkadaşlık yaptığı için, 2002 yılında, babası tarafından vurularak öldürüldü. Fadime’yi tanıyordum. Olaydan sonra çok sarsıldım… Türkiyedekiler yakıyor, buradaki inanç akrabaları ise kızlarını öldürüyor. Kafa, aynı kafa!….”
İsveç’e geldikten sonra Türkiye’ye hiç gitmemişti,” Bu kadar önyargılı olmamalısın; tek tek olayları böyle genelleştiremezsin. Doğduğun topraklara yeniden gitmeyi denesen, önyargılarından kurtulursun belki..” dedim.
Gözlerinde inatçı bir kararlılık ifadesi vardı:
”Hayır, gitmem!” dedi; kesin bir dille…
George Bush’un başlattığı yeni ”Haçlı Seferi”, bazı Müslüman ülke yönetimlerinin de desteğiyle, sadece savaş boyutlarıyla değil, kültürel ve psikolojik boyutlarıyla da etkisini sürdürüyor. ”İslamofobi”, dünyanın her yerinde yaygınlaşıyor. Fazla bir dinsel kaygısı olmayan İsveç’te bile, ”Müslüman” deyince yüzünü asanların sayısı çoğalıyor.
Kilisenin çanları uzun uzun çalmaya başladı. Yan taraftaki büyük salonda pazar ayini başlıyordu. Feride, ayine katılmak için yanımdan ayrıldı, ilahilerin okunduğu salondaki kalabalığın arasına karışarak kayboldu…
İranlı arkadaşlarıma baktım… Onlar da, dağıttıkları Nevruz aşının boş tabaklarını toplama uğraşı içindeydiler.
alinergis@yahoo.se, alihaydarnernergis@gmail.com


Ali Nergis
alihaydarnergis@gmail.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

3 × 3 =