Yılmak yılmamak

Yılmak yılmamak

0
PAYLAŞ

Bazen iyice umutsuz oluyorum. Ben belki de çok çabuk aldanıyorum. Pırıl pırıl düzgün bir insanla karşılaştığımı sanıyorum. İşte diyorum buldum insanımı. Duruşu bakışı konuşması bana umut veriyor. Bu insan iyi şeyler yapar diyorum. Oysa geçen zaman beni yalanlıyor. Bir de bakıyorum gene yanılmışım. Gözü kapalı biri olduğum söylenemez. İnsanla ilgili nice deneyimlerimiz oldu, bir ölçüde insan sarrafı sayılırız. Sevsinler! Biz ne kadar insan sarrafı olursak olalım insanın alacası içinde. İyiden iyiye kirlenmiş bir dünyada belli ki insanlar saflıklarını kolay kolay koruyamıyor deyip çıkmak doğru mu? Böyle bir gerekçe akla yatkın görünüyor mu size? İnsan bu kadar zayıf mı? İnsanlar her durumda sağlam kalabilmeliler: bu işin kuramıdır. Bilinçleri yetersiz kimseler bozulmuş ortamlarda kolay kolay sağlam kalamazlar: bu da işin gerçeğidir. Gene de gönlümüz her koşulda sağlam kalabilen insandan yanadır, hem kendim için hem de insanlık için varım diyebilen insandan yanadır.

Birilerini dünyamdan kolayca çıkarabildiğimi söylerim sık sık. Söylerim ama söylediğime kendim de yüzde yüz inanmam. Birini yok saymak birini kendimden uzaklaştırmak o kadar kolay mı? Kolum omuz başından kopmuş gibi olur. Günlerce hayal gibi dolaşırım. Zordur insandan ayrılmak. Birini gözden çıkardığımda kendimi gözden çıkarmış gibi olurum. Ama onun varlığını her an karşımda duymam da olanaksızdır. Bu benim kendimle girdiğim büyük bir çatışmadır. Birine dokunamaz olmanın ne demek olduğunu anlatabilmek dünyanın en zor işi olmalı. Artık sizin olmayana gönül rahatlığıyla dokunabilir misiniz? Zorluk buradadır işte. Ne yapıp yapıp kopmak gerektiğinde kopmamayı seçebilir misiniz, kopmamayı seçseniz bile kopmamayı becerebilir misiniz?

Artık uzaktadır o. Yakınınıza geldiğinde bir yabancıdır artık. Hiçbir şey olmamış gibi davranmak neye yarar. Her şey olmuştur bir güzel. Eski bir dostun eski bir sevgilinin yabancılığı kadar insana acı veren ne olabilir. Bazen iyi niyetle düşünürsünüz: ona haksızlık mı ettim yoksa? Hayır elbette ona haksızlık etmediniz, o size haksızlık etmiş olabilir. Beni zayıflıklarımla benimse demiştir size örneğin. Onun zayıflık dediği şeyi içiniz kaldırmamıştır. En iyisi herkesin kendi yoluna gitmesidir. O gider ve siz bundan böyle kimsenin arkasından ağlamamak için birilerini yanınıza yaklaştırmamaya karar verirsiniz. En doğrusu budur. Çünkü siz zaten çocukluğunuzdan beri kimsesizliğin birinci ustasısınız. Başkaları olmadan da kolayca yaşayabildiniz uzun yıllar. İnsanların sizden bucak bucak kaçtığı o garip günlerde tek başınıza olmanın zaman zaman derin acılar veren güzelliklerini yaşamadınız mı?

İçinizde bir türlü söndüremediğiniz bir insan sevgisi varsa iflah olmaz gönül arsızları gibi davranacaksınız, o kim olduğunu bilmediğiniz iyi insanı yeniden aramaya koyulacaksınız, bulamayacağınızı düşünseniz bile. Bu bir kısırdöngüdür. Bunun kısır döngü olduğunu bile bile yılmayacaksınız. Bu bir tür aptallıktır ama güzel bir aptallıktır. İnsandan umudu kesmenin ne kadar berbat ne kadar çirkin ne kadar anlamsız bir iş olduğunu düşününce sizin bu yönelişiniz hiç de kötü bir şey değildir. Ucunda acı olmasa diyeceksiniz. Ama insanlık için acı çekmeyen insana insan diyebiliyor muyuz? Acıyı göze almadığınız zaman insan olma yolunda bir adım bile atamazsınız. Bırakın birileri sizi kandırsınlar, size yalan söylesinler, kirli yanlarını sizden bucak bucak kaçırsınlar, ne çıkar bundan! Önemli olan sizin çirkinliklere ortak olmak gibi bir rahatlığınızın olmamasıdır. Kimseyi iyileştiremeseniz bile kimseyi kötü olmaya itmezsiniz siz. Bir ünlü yazarımızın bir öyküsü vardır, bir türlü aklımdan çıkmaz. Bir genç kızın fahişe olmasını engellemek için elinden geleni ardına koymayan adamın aşağılık serüvenidir bu. Kızın fahişe olduğunu öğrenince onunla yatmaya gider adam. Yazık öykücü ağabeyimiz bunu üzülerek değil gülerek anlatıyor. Her anımsayışımda içim kalkar. Bu bir yanılsama olmalı diye düşünürüm.

İnsan olma yolunda yılmadan çaba göstermeliyiz dostlarım. İktisadi ve toplumsal etkenin belirleyiciliğinde ahlak değerlerinden hızla uzaklaşmakta olan dünyamızda insandan başka tutunacak dalımız var mı? Doğrudan iyiden güzelden ya da kısaca insana yaraşır olandan yana çıkmalıyız. Yılmadan üstüne üstüne gitmeliyiz kötülüklerin. Bayağılıkları basitlikleri hafiflikleri küçüklükleri kolaycılıkları hoşgörmemeliyiz. En yakınlarımızdan hiç tanımadıklarımıza kadar uzanan çizgide bir değerler savaşımını göze almalıyız. Biz bunları yaparken birileri bize kahkahayla güleceklermiş. Olsun! Biz de onlara gülüyoruz, acı bir gülüşle gülüyoruz. İnsanlık insan olma savaşımını yani kendi olmak savaşımını önünde sonunda kazanacak. Bu bir düş bile olsa beni mutlu ediyor.

BİR CEVAP BIRAK