Yönetici günlüğü (3)

Onların şaşkın bakışları önünde masamı boşalttım. İşlem görmesi gereken evrakları ilgili yerlere havale ettim. Sonra gereksiz ne varsa aldım. Masamda, sadece kalemlik ve bir küçük not defteri bıraktım. Tabii, telefon ile bilgisayar da kaldı.
       
Daha sonra arkadaşlara dönerek şunları söyledim ;
       
Masaların dağınık ve dolu olması, bazıları tarafından; şurada oturan çok meşgul ve önemli bir kişi şeklinde algılanıyor olabilir. Fakat bu, tamamen yanlıştır. Kalabalık masa, işlerin biriktirildiğini ve zamanında yapılmadığını gösterir. Ben dahil, herkes günlük işlerini bitirmelidir.
        
İşlerin bitmesinden sonra kalan zamanda da,  hepimiz yaptığımız işlerle ilgili yeni fikirler üretmeli, planlamalar yapmaya çalışmalıyız.


Yerimizde kalırsak, hiçbir konuda başarı sağlamak mümkün olmayacak. Yerinde duran, aslında geriye gider. Çünkü zaman ilerlemektedir. Sürekli akan zamana uygun olarak farklı şeyler düşünmeli ve yeni ataklar yapabilmeliyiz.
         
Sevinerek gördüm ki, diğer masalar da kısa zamanda boşalmıştı.
         
Bu arada, oda kapısını her zaman açık tuttum ve benimle herkesin her zaman rahatlıkla görüşebileceğini duyurdum. Bunda da samimi olduğumu gösterdim. Böylece, herkes derdini anlatma ortamı bulabilecekti.
         
Kendisiyle rahat görüşülemeyen yöneticinin başarılı olamayacağın inanıyorum.


Her çalışanın yanına gidip oturdum. Onların çaylarını içtim. Onlarla diyalog kurdum. Zaman zaman dertleştik. Şahsi sıkıntılarımızı bile konuşabiliyorduk. Onlara, kendilerinden biri olduğumu hissettirdim.


Bütün bunları samimi olarak yapıyordum. Çünkü insanlara gaz vermek niyetiyle ve suni yapılanlar fayda vermez, aksine ters teper. İnsanlar, bunun farkına hemen varırlar.
         
Onları ve kalplerini kazanmaya çalışıyorum. Çünkü, bunu başarabilirsem işler kendiliğinden ve daha güzel yürüyecekti. Bu konuda samimi olmak gerektiğini tekrar hatırlatmak isterim. Çünkü şekli bir sırt sıvazlama, karşısındakine  “galiba benimle dalga geçiniyor ya da kullanılıyorum “ intibaını verecektir. Bu da, takım  ruhuna zarar veren en büyük sebeplerdendir.


Yönetilen insanların aklı ve duyguları olduğu hatırdan çıkarılmamalıdır. İnsanları makine gibi yönetmeye çalışmak büyük hatadır.
         
Bu arada, işleri ya da eski düzenleri bozulmaya başlayan bazı arkadaşların köşeye çekilmeye başladığın ve olanları dikkatle izlediklerini hatırlatmalıyım.


Onlar, gelişmelere göre yeni tavırlar sergilemeye hazırlanıyorlar galiba…
         
Her neyse…
          
( devam edecek…)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

5 × 4 =