Yok dedemin sohbeti (II)

Doktorum Civanım…

Geçenlerde, gerek yazılı gerekse görsel medyada bir haber gözüme ilişti:
“Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç TEKEL işçileri sorununda arabulucu olacak.”
Anında kafam karıştı: “Kim kimin kimle olan sorununda hangi kimlikle arabulucu olacak!”
İçinden çıkamadım, neyse ki gece dedem imdadıma yetişti.
Konuyu o da yakından takip etmiş olmalı ki, “hepsini biliyorum” diyerek lafımı baştan kesti ve akabinde “Bak oğlum, eskiler anlatırdı” diyerek, aldı sazı diline.
*
Bilinmeyen bir dünyanın bilinmeyen bir ülkesinde ne olduğu bilinmeyen bir parti iktidara gelmiş.
Gelir gelmez de “devlet sütçülük yapmaz” diyerek süt fabrikalarını;
“devlet kasaplık yapmaz” diyerek et işleme tesislerini;
“devlet içki-sigara üretmez” diyerek içki-sigara fabrikalarını…
Böyle böyle ülkenin terekesinde ne var ne yok kâh satarak kâh kapatarak eritmeye koyulmuşlar hızla…
Kuruluşlar satılırken, çalışanları da kapı önüne koyuyorlarmış tabii ki…
Bir, iki, beş, on derken sonunda bıçak kemiğe dayanmış işçiler açısından.
KELTE adlı kuruluşun işçileri ülkenin başkentine dayanıp;
‘biz eskiden 3 alıyorduk, siz bize ‘eski aldıklarınıza sayın ve 3’ün 1’ne razı olun’, diyorsunuz. Ölmek var dönmek yok, ya 3’ümüzü alacağız ya da 1’imiz bile kalmayacak’ demişler.
İşçiler onlarca gündür süren protesto gösterilerinin ardından eylemlerinin dozajını arttırma kararı almışlar ve açlık grevine başlamışlar.
Daha birkaç gün geçmemişken, ülkeyi yöneten hükümette başbakan yardımcılığını üstlenen 3 kişiden 1’i,
“ben bu sorunun çözümüne aracı olayım” demiş, “ama açlık grevine son verin”.
İşçiler de, “son değil ara veririz” demişler.
*
Başbakan yardımcısı hızla işe koyulmuş. Hemen sağlık bakanını arayıp yanına çağırmış. Bakan da anında gelmiş. Kapıda sağlık bakanını gören başbakan yardımcısı şefkatle buyur etmiş,
“Vay, doktorum civanım, hoş geldin, gel hele gel şöyle yamacıma” demiş.
Sağlık bakanı karşısında masanın arka tarafında üst tarafı çıplak oturan başbakan yardımcısını o halde görünce hayretle sormuş:
“Bu ne hâl abi?”
“KELTE işçileri sorununu çözmeye soyundum doktorum civanım.”
“Hayırlı olsun abi.”
“Gel otur hele gel otur, seninle konuşacaklarım var, bu işin çözümü hakkında.”
“Hayırdır abi?”
“Bak, doktorum civanım; bu işçiler 3 alıyorlardı da biz 1’e indirmeye karar verdik ya. Kabul etmedikleri gibi bir de açlık grevi yapıyorlar.”
“Evet abi!”
“Aklıma hemen sen geldin. Şimdi bu işçiler açlık grevi sırasında rahatsızlanınca senin hastanelere getiriliyorlar ya.”
“Eee!”
“E’si, o gelenlerin tamamına senin yavru doktor civanların, hayat boyu iş-göremez raporu versinler.”
“Yani malulen emeklilik olayı!”
“Aynen öyle doktorum civanım.”
“Hay aklınla bin yaşa sen abi.”
“Sen bunları malulen emekliye ayırınca, alacakları emeklilik maaşı önceki aldıkları 3’ten otomatikman 1’e, yani bizim önerimize düşecek.”
“Sonuçta 3’ün 1’ini almış olacaklar.”
“Tastamam öyle doktorum civanım, hadi sen kalk bu işe soyun” dedikten sonra giysilerini giyinmeye başlamış. Aynı anda da sağlık bakanı soyunmaya başlamış.
Başbakan yardımcısı hemen müdahale etmiş,
“Burada değil doktorum civanım, kendi makamında soyunacaksın bu işe.”
*
Gırgıra alındığımı hissedip ayağa kalktım.
“Dede ya, gene kafa yapıyorsun.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.