Yoksulluk

Menandros “Kimse yoksul kadar az şanslı olamaz” der. Gerçekten öyle midir? Yoksulluğun küçük ölçüde de olsa bir şans olduğunu söylemek kolay değil. Yoksulluğun şansla bir ilgisi yoktur ama yoksul kendini genel olarak şanssız duyar: binbir zorluklarla boğuşan adam bir de kendini şanslı mı sayacaktı. Şansa inanmak güç! Dünya gereklilikler dünyası olduğu kadar raslantılar dünyasıdır. Raslantıları şans ya da şanssızlık diye adlandırıyoruz ve böylece yaşamımızı gizil güçlere bağlayıp çıkıyoruz. İnsan dünyası raslantılarla örülmüştür. Önümüze hiç beklemediğiniz durumlar çıkıverir. Diyelim bir gün çok eski bir arkadaşımıza rasladık. Ona raslamasaydık belki de uzun süre işsiz kalacaktık. İşi bulduk yaşamımız değişti. İş bulamasaydık evlenemeyecektik, uğrunda ölmeyi göze aldığımız Nurhayat’ı o durumda belki de nalburun oğlu İsmail’e kaptıracaktık, o zaman Şerafettin Betoncan kayınbabamız Raziye Betoncan da kaynanamız olamayacaktı. Keşke! Bunlar şans diye belirlenen raslantılardır. Evet insanlar raslantılara şans derler inatla. Böylece kişi sorumluluklarını görmezden gelmiş ya da üstüne almamış olur.
Yoksulluk yalnızca yarı aç yarı tok yaşamakla ve üstü başı dökülmekle ilgili olsa kolaydır. En kötüsü tuzu kuru insanların yoksula acıyarak bakmasıdır. Bu acımada alttan alta bir aşağılama eğiliminin olduğunu sezeriz. Yoksulluk insana yabancılık duygusu verirken onu toplumdan kopmaya iter. Bu duyguya yüz vermemek gerekir ama bu o kadar kolay değildir. Yoksulluğun koşullarında insan insanlıktan kopacak duruma gelebilir. Yoksulsanız gözler üstünüzdedir. Size yol gösterenlerin haddi hesabı yoktur. Bir eli yağda bir eli balda yaşayan bir yakınınızın acımasız sözlerini duyar incinirsiniz. Oysa ondan hiçbir şey istememişsinizdir, bir gün bile durumunuzdan yakınmamışsınızdır. Olsun, nasıl olsa ne durumda olduğunuzu sezer birileri.“Durumum yok” derken yerin dibine geçersiniz. Yoksul yoksulluğunu gizler, sanki günahtır yoksulluk. Onu ne kadar gizleseniz o kendini göstermekte geç kalmaz. Duruşunuzda bakışınızda sesinizde yoksulluğunuzu ele veren bir şeyler vardır.
Yoksulluk kötülüklerin anasıdır gibi düşünenlerden değilim. Yoksulluk iyiliklere olanak sağlar diye de düşünmüyorum. İnsanın doğru yoldan sapması kötüye eğilimli olmasıyla ilgilidir. Böyle bir eğilimde eğitimsizliğin payı az olmasa gerektir. Yoksulluk tek başına kötülük üretmez: yoksulum diye değerlerinizi yok sayamazsınız. Çareler ararsınız. Dolapta bir tek soğan, biraz kereviz sapı, iki tel maydanoz, bir tane patates buldunuz mu dünyanın en güzel çorbasını yapmak işten bile değildir. Yoksul çare bulmanın ustasıdır. Bir altıncı duyu gibi yaşanır yoksulluk. Yoksulun kötü beslenme yüzünden körelen zekası çıkış yolları aradığında bilenir. Ayrıca yoksulluk adamı dayanıklı kılar: başkasının göze alamayacağı güçlükleri göze alırsınız. Bir eli yağda bir eli balda olanların çoğu zor koşullarda yelkenleri suya indirmeye yatkındır. İnsan her şey benim hakkımdır ruhsallığıyla yaşarken direncini yitirebilirler. Doygunluk yeni isteklere yol açar, yeni istekler arttıkça ölçüsüzlük kendini gösterir. İnsan aşırı bollukta kendini elden kaçırabilir de kendini güçlü kılabilir de. Ruh zenginliği önemlidir. Ruh zengin değilse varlıklılık insana kötü şeyler yaptırabilir. Varlıklı olmak bize ilk bakışta mutlu olmanın birinci koşulu gibi görünür, ancak bu görüntü aldatıcıdır. Gerçek mutluluk gönül adamı olabilmektedir. Bunun için de bencillikleri yenmeyi bilmek gerekir.
Yoksulsanız bir türlü dolmayan bir kabın başını bekleyen, saatlerce günlerce aylarca yıllarca kap dolsun diye bekleyen biri gibi duyarsınız kendinizi. Nasıl olsa o damlalar bu kabı doldurmayacaktır. Buna alışırsınız ama gene de tam alışamazsınız, zaten de alışmamalısınız. İnsan yoksulluğunun içine bir güzel yerleşiverir yoksa. Yoksullukla kardeş olmak diye bir şey de vardır. Karşı koymalıyız içine bırakıldığımız kötü koşullara. Önemli olan zengin olmak değildir hiç değildir, önemli olan insanca yaşama hakkını ve koşullarını elde edebilmiş olmaktır. Yoksulluğu bir yazgı gibi benimsememek, böyle bir yanlışa düşmemek gerekir. Eski bir yoksul olan ben yoksulluktan çok zenginlikten korkmuşumdur. Eş dost arkadaş geçmiş yıllarda beni zengin etmek istediler, benim iyiliğimi düşünüyorlardı sanırım. Ben bunu istemedim. Bana hak ettiğimi verseler yeterdi. Yıllarca hakkı yenmiş biri olarak yaşadım ve yaşıyorum. Zenginlik adamı para denilen o tehlikeli oyuncağın tutsağı yapar. Bir yanda felsefe bir yanda edebiyat ve bir yanda zenginlik… Gene de haklarımızı yemeseler onlara daha çok yakışmaz mıydı?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.