Yoldaşları Mürvet Demir’i unutmadı

Mürvet Demir, 26 Ocak Pazar günü Hackney Cypriot Association’da toplanan yoldaşları tarafından anıldı. 12 Eylül döneminde sendikacılık faaliyetleri nedeniyle tutuklanıp Metris Cezaevi’nde yattıktan sonra Londra’ya gelen Mürvet Demir, 1984-1990 yılları arasında Londra’da bulunmuş, Halkevinin kuruluş çalışmalarında yer almış ve bu dönemde Türkiye’den gelen göçmenlere yardım etmek için yoğun çaba harcamıştı.

Hackney Cypriot Association’a daha önce yaptığım akademik çalışmalar için göçmenlerle görüşme yapmak amacıyla gitmiştim. Bu sefer Türkiye’den ayağımın tozuyla gelip bir anma etkinliğine katılmak amacıyla gittim. Gözüm tanıdık yüzleri ararken Londra’daki en eski Türkiyeli göçmenlerden akademisyen Mehmet Ali Dikerdem’i, TKP üzerine doktora tezi yazan Mustafa Yaşacan’ı gördüm. Salon yavaş yavaş dolmaya başlarken içeriye girenlerin birbirlerine çok uzun süredir görmedikleri anlaşılıyordu. Zaman çabucak akıp giderken herkesi bir yerlere savurmuştu anlaşılan.

Anma için salondaki sandalyeler “u” şeklinde dizilmiş, bir masaya Mürvet Demir’in bir resmi konulmuş, etrafında mumlar yakılmış ve resim çiçeklerle süslenmişti. Halkevi Londra eski başkanı Nafiz Bostancı ve Mürvet Demir’in dostlarından Cahit Baylav da törende bulunanlar arasındaydı. Bavlav, salondakileri saygı duruşuna davet etti. Nâzım Hikmet’in Mustafa Suhpi ve yoldaşlarının öldürülmesi üzerine yazdığı “Onbeşler için” için şiiri okundu hep bir ağızdan: “Yangınlara fazla bakan gözler yaşarmaz/ Alnı kızıl yıldızlı baş secdeye varmaz/ Dövüşenler ölenlerin tutmaz yasını.”

Sıra anıları paylaşılmasına gelince, Berrin Uyar’ın Mürvet Demir ile Metris Cezaevi’nde karşılaşmalarını, Mürvet’in orada kendisini nasıl koruyup koruduğunu anlattığı duygu dolu mesajı okundu ilkin.

Mürvet Demir, Londra anılarını kaleme almış… Bu anılardan “Londra’daki Tedirginliğim” başlığını taşıyan yazısında Mürvet, İstanbul’dan Londra’ya geleli bir yılı aşkın bir zaman olmasına rağmen sokakta bir araba kapısının sert kapatıldığını duyduğunda hâlâ evi polis basacak endişesi yaşamasını anlatıyor. Sonra bu korkusunun nedenini açıklıyor; 12 Eylül döneminde evinin eli silahlı, yedi sivil polis tarafından basılması ve sonrasında yaşadıkları. Mürvet, bu dönemde Bank Sen adına sendikal faaliyet yürütüyormuş.

Anılarında, Londra Halkevi yılları da yer alıyor; bu dönemde nasıl kısa sürede iki bin üyeye ulaştıklarını, Türkiye’den akın akın gelen göçmenlere yardımcı olmak için neler yaptıklarını anlatıyor.

Mürvet Demir, Londra’ya bir türlü alışamadıklarından da söz ediyor. Bu kısımda, en çok da eşi Fikret’in bu durumdan şikâyetçi olduğuna, memlekete gidememek duygusunun onların Londra’ya alışmalarına mani olduğuna ve Türkiye’ye geri dönüş hikâyelerine değiniyor.

Sıra salondakilerin anılarına gelince ilk sözü Nafiz Bostancı aldı. Ayağa kalkamadığı kusura bakmamalarını istedi önce gelenlerden ardından Mürvet Demir’i anlattı: “Mürvet ve Fikret’le aynı binada oturuyorduk. Sonra bana suikast girişimi olunca o binadan taşınmak zorunda kaldım. Her gün görüşüyorduk. Çoğu zaman yemeklerimizi de birlikte yiyorduk. Halkevi’nin kuruluşunda hepsinin çok büyük fedakârlıkları olmuştu o dönemde. Sendikal hareketle dayanışma komitelerinde de yer aldılar. Çok önemli işler yaptılar.”

Ardından herkes Mürvet Demir’e ilişkin anılarını paylaştı. Salondan çıkarken benim hafızamda politik görüşü kadar insanî tarafıyla da değer gören, içten ve gözü pek bir sosyalist canlandı…

Mürvet Demir’in anma gününde yoldaşları gözyaşlarını tutamadı…
Cahit Baylav dostu ve yoldaşı Mürvet Demir’in çok sevdiği “Kırmızı Gülün Alı Var” şarkısını kemanıyla çaldı…
Londra Halkevi’nin kurucuları…
Akgül ve Cahit Baylav dostları Mürvet Demir’in anmasında…
Mürvet Demir’in anma günü yarım asırlık dostları Londra’da biraraya getirdi…

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.