Yörükler mermer ocağı yüzünden dağdasusuz kaldı!

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Mermer ocağı suyu kesince Kurban Bayramı arifesinde 500 keçisi ile dağ başında susuz kalan Sarıkeçili Çoban Veli Bacak, keçilerinin ölüm riskiyle karşı karşıya bulunduğunu belirterek yardım istedi…
Türkiye kırmızı et açığını gidermek için bu yıl 500 bin sığır ithal etme kararı aldı. Ancak yüzlerce yıldır Toroslarda keçi yetiştiriciliği yaparak ülkenin ihtiyacını karşılayan Sarıkeçili Yörükleri her türlü zorluğa karşı yaşama mücadelesi veriyor. Karaman’ın Kazım Karabekir ilçesinde bulunan Hacıbaba Dağında ailesiyle birlikte keçi çobanlığı yapan Veli Bacak, bölgede açılan mermer ocağının sularını kesmesiyle 500 keçinin ölüm riskiyle karşı karşıya kaldığını söyledi. Sarıkeçililer Derneği Başkanı Pervin Çoban Savran ise Mersin ve Konya arasındaki göç yolları ve yaşam alanlarının tesciliyle ilgili Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın hazırladığı projenin bir an önce hayata geçirilmesini isteyerek, “Devletimizin bir an önce göç yollarımızla ilgili projeyi tamamlamasını ve yaşam alanlarımızı tescil etmesini bekliyoruz. Yoksa bu kültür sonsuza kadar yok olacak. Hacıbaba Dağındaki o çeşmeyi 170 yıl önce bizim atalarımız yaptırdı, şimdi bizim elimizden alıyorlar. Biz artık derdimizi kime anlatacağımızı bilemiyoruz” diye konuştu.
 
Anadolu’nun geleneksel konargöçer üretim kültürünü sürdüren son topluluğu olan Sarıkeçili Yörükleri, yaz aylarını Toros Dağlarındaki yaylalarda, kış aylarını ise Mersin’in sahil bölgelerinde geçiriyor. Yavaş yavaş güz göçü zamanı yaklaşırken yıl boyunca dağlarda gezdirerek yetiştirdikleri keçilerini Kurban Bayramı öncesinde satarak geçimlerini sağlayan Sarıkeçililer, kazançlarıyla çocuklarının eğitim giderlerini ve temel ihtiyaçlarını karşılıyorlar.
 
YÖRÜKLER DAĞDAKİ SUYU ARTIK MERMER OCAKLARIYLA PAYLAŞIYOR
Ancak yaşam alanları giderek daralan Sarıkeçililer için dağlarda, kıl çadırlarda sürüp giden her geçen gün zorlaşıyor. Orman baskısı, dikim sahaları, ekili alanlar ve göç yolları üzerindeki yerleşik halkın önyargılarına son yıllarda susuzluk sorunu da eklendi. Kısıtlı durumdaki su kaynaklarını artık dağlarda ardı ardına açılan mermer ocaklarıyla da paylaşmak zorunda kalan Yörükler, geçmişte hayvanlarını sulamak için çıktıkları yaylalara, son birkaç yıldır tankerlerle su çıkarmak zorunda kalıyor.
 
MERMER OCAĞI SUYU KESTİ, 500 KEÇİSİ DAĞ BAŞINDA SUSUZ KALDI
Yaz aylarının bir dönemini Karaman’ın Kazım Karabekir ilçesinde bulunan Hacıbaba Dağında geçiren Yörüklerinden Veli Bacak, yıllardır kullandıkları su kaynağının yakınlardaki mermer ocağı tarafından kesilmesiyle 500 civarındaki keçisinin susuz kaldığını söyledi. Ailesiyle birlikte Gökçeşme mevkiinde çobanlık yaptığını anlatan Bacak, “Keçilerimiz ve kendimiz için kullandığımız su kaynağı, yakınımızda açılan mermer ocağı tarafından da kullanılmaya başlandı. Zaten bize çok az kalan su zaman zaman kesiliyordu. Ancak üç-dört gündür tamamen kesildi. Keçilerimiz ölüm riskiyle karşı karşıya kaldı” diye konuştu.
 
‘YETKİLİLER SÖZ VERDİ AMA SORUN HALA ÇÖZÜLMEDİ’
Parası olduğunda tankerle su satın alarak keçilerinin hayatta kalmasını sağlamaya çalıştığını dile getiren Çoban Veli Bacak, “Sorunumuzu Karaman İl Özel İdaresi yetkilerinden birine ilettik. Bize bir iki gün içinde sorunu çözeceklerini bildirdiler. Ancak halen çözüm üretilmedi, susuzluğumuz devam ediyor” dedi.
 
PERVİN ÇOBAN SAVRAN: ‘O ÇEŞMEYİ 170 YIL ÖNCE ATALARIMIZ YAPTI’
Yaşananlara tepki gösteren Sarıkeçililer Derneği Başkanı Pervin Çoban Savran da, Hacıbaba Dağındaki  o çeşmeyi 170 yıl önce bizim atalarımız yaptırdı. 170 yıl önce Koca Ana diye anılan bir Sarıkeçili kadınının hayratı. Biz hayır amacıyla yaptırdığımız bir çeşmeye adımızı yazmayız. Adı üstünde hayır amacıyla yapılmış bir şey. Ancak atalarımızın elleriyle yaptırdığı bu su kaynakları şimdi bizim ellerimizden alınıyor” dedi.
 
GÖÇ YOLU VE YAŞAM ALANLARININ TESCİLİ İÇİN PROJE HAZIRLANDI
Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın Sarıkeçili Yörüklerinin göç yolları ve yaşam alanlarını belirlemek ve bu güzergahları tescil etmek amacıyla iki yıl önce bir proje başlattığını anımsatan Savran, “Proje tamamlanırsa yüzlerce yıldır atalarımızın kullandığı göç yolları ve konaklama yerleri üzerindeki tartışmalar bitecek, bizlerin yaşam alanları da tescillenmiş olacak. Bizler de bu alanlardan yararlandığımız için yasalar çerçevesinde devletimize vergimizi, kiramızı ödeyeceğiz. Ancak raporlama aşaması tamamlanan proje bir türlü sonuçlandırılmadı. Bize söylendiğine göre Mersin ve Konya’daki orman bölge müdürlükleri henüz projenin uygulanabilmesi için hazır değillermiş. Bu güzergahlardaki arazilerde nereleri bizim için ayıracaklar, nereleri başka amaçla kullanacaklar bunların hesabı yapılıyor sanıyoruz. Ancak bu arada bu kültür de yok olup gidiyor” diye konuştu.
 
‘YETKİLİLER BİZE AB PROJELERİ ÖNERİYOR’
Sarıkeçililerin sorunlarının aktardıkları kamu idarecilerinin kendilerine AB projeleri ve hibeler önerdiğini dile getiren Pervin Çoban Savran, “Bakın bu tür oyalamalar yüzünden tükeniyoruz, üretim kültürümüz bitiyor. Bizim AB projelerine, hibelere ihtiyacımız yok. Elimiz ayağımız tutuyor, üreten gençlerimiz var, dağlarda bekleyen çobanlarımız var. Biz kimseden yardım dilenmiyoruz, anayasal hakkımız olan temel ihtiyaçlarımızın giderilmesini istiyoruz. Devletimize vergimizi verelim, insan gibi yaşayalım istiyoruz. Keçi otlattığımız dağlarda, yaylalarda, meralarda muhtarlara rüşvet, ihtiyar heyetine haraç, şuna buna kaçak göçek paralar ödemek istemiyoruz. Bundan artık yorulduk. Devletimizin bir an önce göç yollarımızla ilgili projeyi tamamlamasını ve yaşam alanlarımızı tescil etmesini bekliyoruz. Yoksa bu kültür sonsuza kadar yok olacak” ifadelerini kullandı. 
 
‘SARIKEÇİLİLERİN ÜRETİM VE YAŞAM KÜLTÜRÜ YOK OLUYOR’
Türkiye’nin küçükbaş hayvan varlığının azlığından şikayet edildiğini ancak öte yandan da geleneksel olarak yüzlerce yıldır küçükbaş hayvan üretimiyle uğraşan Sarıkeçili Yörüklerinin üretim ve yaşam kültürlerinin yok olduğuna dikkati çeken Savran, “Birkaç yıl öncesine kadar sorunlarımızı anlattığım toplantılarda ve çeşitli buluşmalarda bu sorunlara gösterilen ilgiden umutlanıyordum. Sorunlarımızın çözüleceğine olan inancım artıyordu. Ancak yıllardır bizi oyalayarak bekletiyorlar. Çözümsüzlük uzadıkça umutlarım da tükeniyor. Bu kültür söz verile verile oyalanıyor ve tarihten siliniyor. Bütün bunları anlatacak kelime, söyleyecek söz bulamıyorum artık” görüşünü dile getirdi.
 
Önceki haberSalda Gölü’nün kaderini üç mühendisin eline verdiler!
Sonraki haberİNGİLTERE… Nilgün Canver’in ardından…
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

eleven + 5 =