Yöreselden evrensele kültürel değerlerimiz!

Anadolu /Kafkasya / Mezopotamya toprakları, özellikle dışardan bakınca, filiz fışkıran bir zenginliktir. Birileri bu zenginliği tükete tükete bitiremedi. Cumhuriyet tarihi boyunca bu kültürel birikimin üzerinden silindir geçildi. Hala ülkedeki potansiyeli , bir güzellik ve enginlik boyutunda yaşıyoruz.

Gençliğimizde , Türkiye solunda en ender değerlerden biri olarak öğrendiğimiz evrensellik, kendi toprağımıza basmadan, dünyayı el yordamı ile kavramaya yöneltti bizi. Anadolu‘yu Mezopotamya‘yı kavramadan dünyayı anlamak istedik.

Bugün ise, yöreselden evrensele doğru, bir arayış sürecini yaşıyoruz, biz Lazlar. Ayağımız kendi kültürel toprağımıza basıyor. Kendimizi anladıkça dünyayı anlamamız kolaylaşıyor.

12 Eylül yenilgisi sonrası kimlik sorunu gündemimizi belirledi. Kendimizi , siyasi duruşumuzu sorgularken ,halkımızı ve onun dilini, kültürünü keşfettik. Halkımızın gerçekliğini ve tarihini merak ettik. Bu kendimizi anlama süreci ,bizi tekrar dünyayı kavrama serüvenine sürükledi. Yöreselden evrensele uzanan ,bir bilinç sıçraması yaşadık.

Laz Kültür Hareketi, en insanca taleplerden, Anadilde yazma , yazı diline sahip olma talebinden yola çıkan barışçıl metodlara göre şekillenmiş, bir farklı kimlik sorgulama sürecidir. En insanca gereksinimlerin, demokratik taleplere dönüşmesini bir Kültür Hareketi sürecini yaşadık.

„Yazmaz isem Lazcayı unutacagim“ tesbitinin Anadil Hakkı Mücadelesine evrilmesini yaşadık. Bir hoş uğraş olan Anadilde yazma eylemi, kimimizin yaşamını belirleyen bir aktiviteye dönüştü! ‚Yazmak Özgürleştirir‘ özdeyişini Almanya‘da da çok duymuşumdur. Lazca yazmanın nasıl bir özgürleşme eylemi olduğunu bizzat kendi yazma sürecimde, hissederek yaşadım.

Biz Lazlar „nç‘ari do noşk‘erite nçari“(1) gibi atasözlerinin altını çizmiş bir Halk olarak çok önemli bir mesajı yarına taşıma durumunda idik. Anadilde yazma , yazı dilini geliştirme, bizim için hayati bir önemde idi. Zira „Nana nena gondunasi, ti sk‘aniti gogindunas“ (2) gibi özdeyişlerle büyümüştük.

Yazmak, yazı dilinde kendini ifade etmek, bir halkın kültürel birikiminin yarına taşınmasında belirleyici bir olaydır. Yazmak , toplumsal olarak bilinçlenme yolunda inanılmaz güçlü bir eylemdir. Bir halkın özlemlerinin , geleceğe dair düşlerinin kağıda aktarılması , bu zenginliğin paylaşılması demektir ki umudu çoğaltmanın ta kendisidir.

Ortak Paydalarda birlikte yaşam.

Dünyada hiç bir ülke , tek bir kültürel topluluktan oluşmaz. Hangi ülke gerçeğine bakarsak bakalım, bir çok kültürlü yapı gözlemleriz. Bu anlamda, Ulus devlet bir daralma ve kültürel yoksullaşma modelidir.

Anadolu ,Kafkasya ve Mezopotamya Halklarına baktığımızda birlikte geçen uzunca bir süreç görülmektedir. Egemen kültür dayatmasına karşın, çok kültürlü toplumsal yapı sürekli kendini üretir. Ortak paydalarda birliktelik devam eder.

İşte bu ortak paydaların beslenmesi ve pekişmesi için her kültürel yapının, her halk kültürünün kendini ifade etme koşullarının olması gerekir. Herkesin kendi olabileceği, en insani hakların anayasal garanti altında olacaği bir çoğulcu toplum modeli henüz dünyada yeni gelişiyor.

Kapitalizmin alternatifi olan sosyalist sistem teorisinde bile, bu çoğulculuk anlayışı zayıftır. Geçmişin hatalarından arınan, çok yönlü çoğulcu toplum modelini içselleştiren yeni bir sola, dünya genelinde ihtiyaç vardır. Taban demokrasisine dayanan, kitlelerin kendini ifade edebildiği, insanın doğasına daha yakın, yeni bir sol. Bunun nüvelerini latin amerika ülkelerinde gelişen taban demokrasisi örneklerinde görmek mümkün. Mesela Venezuella da.

Anadolu Halklarının gerçekliğine dönecek olursak, muhalif kesimlerin bir „bölücülük fobisi“ ile susturulan bir ülkede, taban demokrasisine dayalı bir yeni solun gelişim olanağı çok zordur. Yine de umudu diri tutmak gerekir. Bin yıllık bir birlikte yaşam deneyimden de Anadolu, Kafkasya ve Mezopotamya Halkları çok derin ortak değerler ürettiler. İşte bu ortak değerler üzerine yükselecektir, yarının demokratik çoğulcu toplumu…

Bu geleneksel pozitif enerjiyi, yarına dair güzelliklere dönüştürmek , ülkenin düşünen ve duyarlı insanlarına bir yaşamsal görev olarak düşer. Bir çok kez yazdığım gibi, bu coğrafyayı dikenleri ile birlikte seviyorum. Bu ülkenin insanı olmak ,bir çoğalma ve zenginleşme olarak yaşanan bir enginliktir.

Dünya Halklarına vereceğimiz o kadar düzgün mesajlar var ki ,bu topraklardan, yeter ki ülke gerçekliğimizin farkında olalım, bilince çıkaralım ve yarına dair umudu diri tutalım.

Her nedense bu sonbahar ben, her zamankinden daha çok umutluyum !

_________________

* Selma Kociva / 6.Ekim.2009 / Dortmund / Istanbul

1-Nç’ari do noşk’erite nç’ari – Lazca – yaz da kömürle yaz
2-Nananena gondunasi, ti sk’ani ti gogindunas.! -Lazca – anadili kaybettiğinde kendini de kaybedersin !

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.