Yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan

Tavuklarin yumurtladiklari, genellikle beyaz ve kahvemsi renkli olan yumurtalar, bu günlerde kartopu gibi havada uçusuyor, yumurta atilan yerler savas alanina dönüstürülüyor. Üstelik TV kanallarinda açik oturumlar düzenleniyor, yumurta atmanin tarihçesi ele aliniyor, Ankara Barolar Birligi Baskani’ na cezasi nedir diye soruluyor, nasil yumurta atilir, hangi yumurtanin atilmasi makbuldür, ya da hiç makbul degildir türünden merakli sorular soruluyor, kamuoyu bilgilendiriliyor. TV’ deki panele semsiye ile gelen de vardi, yumurta atilinca nasil korunulur dersi vermek ister gibi, sözüm ona ima ile anlatiliyor, latife ediliyor desem, ”her sakanin gizlisinde bir gerçek vardir” da denir… Yine ”güleriz aglanacak halimize” misali bir durum var yasanilan, Eyy Aziz NESIN ruhun sad olsun, ne diyeyim…

Ilkokulu, Aksaray Oruç Gazi Ilkokulu’ nda okudum. Okulumuzun marsi bile vardi. ” Varligimiz titresir, asiyorken bu yolu, Yolumuz hep ileri, Oruç Gazi Okulu” cümlesi ezgisiyle aklimda kalmis. Okulumuz ve ögretmenlerimiz çok iyiydi de, nedense kim oldugu hiç anlasilamayan birileri vardi, onlar bazi ögrencilerdir diye konusulur, veli toplantilarinda ”çocuklariniza ögüt verin okul esyalarina zarar vermesinler ” diye ögretmenler ve sinif anneleri tarafindan ikaz edilirdi. Biz ögrenciler, tuvaletlerin beyaza boyanmis tahta kapilarina yazilan çirkin küfürleri ister istemez okurduk. Görmememize imkan yoktu, benim o yazilardan midem bulanirdi, dekorasyon zevkim, düzenli olusum henüz bebeklikten çiktigim çaglara rastladigi için, tuvaletleri hep piril piril bulmak isterdim, tipki evimizdeki gibi, benim için okulum ikinci evimdi. Okula verilen en küçük bir zarar beni üzerdi. TV de bir gazeteci, hadi adini da söyleyeyim Can ATAKLI, yumurtanin çürütülerek atilmasinin makbul oldugunu, kokusunun hiç çikmayacagini, tarihçesinin Ingilizler’le basladigini söyledi. Geçtigimiz günlerde esiyle arabasinin içindeyken, protestocu ögrencilerin arasinda kalmis olan Prens Charles geldi aklima, O ki, Mevlana Hazretlerini çok sevdigini Türkiye Basininda açiklamisti, protestonun sebebi, sekli, sonucu, ve artik tera çaginda protesto nasil olmali diye, hiç düsünme firsati bulmus mudur acaba diye düsünmekten kendimi alamadim. Ingiliz Medyasi geçtigimiz günlerde, Prens Charles’ in büyük oglunun nisanlandigi haberini verirken bilhassa Lady Diana’ nin yüzügünün geline takildigini defalarca gösterip, yeni bir nisan haberini eski bir hatirayla karistirip vermeyi basarmisti. Geleneksel ve küresel bir töre olusmus iste, ne çare…En güzel günler en gözüyasli günlere dönüstürülüyor, en aci günler en gülünç hallere dönüstürülüyor…”Cehennemdeki Türk kazani” hikayesi tarihe karisip, ”Cehennemdeki yeryüzü kazani” haline gelecek sonunda bence.
Zarar vermek, siddetin görünen bir biçimidir. Arabalarin çizilmesi, Camilerin musluklarinin sökülmesi, Parklardan çiçeklerin sökülmesi, Camilerden ayakkabi çalinmasi, Konusan insana ayakkabi atilmasi, Konusan insana yumurta atilmasi, kendisine soru soran gazeteciye çantayla, semsiyeyle vurulmasi, Meclislerde milletvekillerinin birbirine tokat, yumruk atmasi, imali ya da aleni küfür etmesi, digerinin zamanini bekleyip ya da aninda cevap vermesi, kalp krizi geçirecek ya da kalp krizi geçirtecek kadar insan beynine ve ruhuna zarar verilmesi, ”Kürtçe sarki söyleyip, klip çekip sizlerle paylasmak istiyorum ” diyen bir sanatçiya çatal- kasik firlatilmasi, bizim bilmedigimiz, anlamadigimiz bir konu hakkinda insani olmayan sesler -ugultular çikartarak olusturulan her türlü karalama kampanyasi, Baris’i söyleyene kursun atilmasi, Baris’i yazana bomba atilmasi, Sevginin ürünü olan insana ve insanin emegi olan herseye zarar verilmesi bir insanlik ayibidir, insanlik günahidir bence. Hersey konusmamak, konusamamak, konusturulmamaktan basliyor bence. Oysa insan olan, en dogal hakki olan, insani ve demokratik hakki olan, elestri ve protesto hakkini, en güzel, en iyi,en dogru yol olan ”KONUSMAK” hakkini kullanmali, diye düsünüyorum, bekliyorum ve umuyorum…
Çevrenizde her kim ki,” O’nu susturun ” diyorsa anlayin ki, kendi gerçeklerinden korkuyordur, kendisinden kaçiyordur. Dikkat edin böyle insanlar, bir de güya Aktivist imaji çizmeye çalisirlar, çok yaygin model ört-bas uygulayicilari olduklari için… Güya mazlumun yaninda yer aldiklarini düsünürler, nükleerin kalbinde yasadiklarini düsünemeyecek kadar, havayi koklayamayacak kadar gerçegin disindadirlar. Allah yardimcilari olsun, bilmeyerek veya bilerek küçük bir yanlislikla büyük bir magduriyete sebep olduklari için… ”Ögrencilerin her zaman protesto haklari vardir”, diye yüksek sesle son sözü söyleyen insanlar, bence tarihte yasanan acilardan ders çikartmayi ve ögrencilere ” konusun, hakkinizi arayin, siz konusturun ki söyleneni dinleyip anlayin, sonra siz kendinizi dogru anlatin, ama konusarak, n’olur konusarak, insanlar ölmesin, biber gazi solumasin, her çocuk hem ailesinin hem ülkesinin hem yeryüzünün gözbebegidir, gözümüz acimasin, analar aglamasin, ölümden gayri bütün problemler çözülür, begenmediginiz siyaset adamlarini oylarinizla dagitin, oklarinizla, yumurtalarinizla degil …” deyin, ne olur…
Nice insanlar açlik grevinde can verdiler, nice insanlar baska insanlarin yasadiklari kahirdan, canli cenazeye döndüler.
Yasanan acilarin hiç biri, gerçek insanlarin yüreginde zaman asimina ugramaz, bilirim ki gerçek insanlar bir nefeslik ömürlerini kin ve intikam içinde de sürdürmezler, Yüce Allah’ in siirsel adaletine teslim ederler.

Tarihsel olarak eylem baslangici Ingiltere olan, bir insana yumurta atmanin cezasi, Türkiye’ de kuru temizleme para cezasi imis. Siddetin her sekline, her zaman, her yerde ve her durumda ”hayir” diyen bir insan olarak, Tarihsel dogumu Ingiltere olan, barissever sanatçi John LENNON ile tarihsel dogumu Japonya olan, karisi sanatçi Yoko ONO’ nun protesto seklini sizlerle paylasmak ise kivancim olur.
”John ve Yoko’ dan baris için dünyanin her liderine iki mese palamudu gönderecegiz. Ekerler ve büyütürler ve belki kafalarindaki düsünceyi anlayabilirler” diyor John LENNON.
John LENNON ve Paul McCARTNEY bir sarkilarinda söyle söylüyor,
”Everybody’s talking about Revolution, Evolution, Mastication, Flagellation, Regulations, Intergrations, Meditation, United Nations, Congratulations… ( Herkes konusuyor………….)
All we are saying is give peace a chance ( Tek söyleyecegimiz barisa bir sans vermeniz )”
Yine bir baska sarkilarinda söyle söylüyorlar,
”Say the word and you’ ll be free, say the word and be like me ( Sözcügü söyle ve hür olacaksin, sözcügü söyle benim gibi ol )
Say the word I am thinking of , have you heard the word is love ? ( Düsündügüm sözcügü söyle, Ask kelimesini isittin mi?)
It’s so fine, it’s sun-shine, it’s the word love ( Çok hostur, günes isigidir, sevgi sözcügüdür )
Ve fotograflardan görüyoruz, ATATÜRK’ ün, konusan insanlari nasil saygiyla ve yüregiyle dinledigini…”Tüm insanligi tek bir vücut gibi düsünmelidir” diyerek, bence yeryüzünde söylenmis en güzel Baris cümlesine de imzasini atmistir ATATÜRK…
Siddetin her türlüsüyle, herseyi, atan atana olan insanlara, ATATÜRK’ ün bir sözünü hatirlatmayi insanlik görevimdir diye düsünürüm, ” Hakikatleri konusmaktan korkmayiniz ”…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.