YUNANİSTAN… Yunanistan, Türkiye ve karşılıklı güven

YUNANİSTAN… Yunanistan, Türkiye ve karşılıklı güven

0
PAYLAŞ

“Restleşme”.“Gerginlik”. “Sert yanıtlar”. “Gerilim”. “Fiyasko”…Türk ve Yunan gazetelerinin yanı sıra, yabancı basın kuruluşları da, manşetlerinde, bu sözcükleri kullanarak değerlendirdiler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Yunanistan ziyaretinin ilk gününde yapılan açıklamaları.

Bu yorumlara neden olan, Erdoğan’ın, 7-8 Aralık’taki ziyaretinden önce, bir Yunan televizyon kanalına verdiği demeçte Lozan Antlaşması’nın “güncellenmesi” gerektiğini söylemesi ve bu görüşünü, hem Yunanistan Cumhurbaşkanı Prokopis Pavlopulos ile yaptığı görüşmenin basına açık bölümünde, hem de Başbakan Aleksis Çipras ile gerçekleştirilen basın toplantısında yinelemesiydi.

Her iki ülkenin liderleri, başlangıçta, adeta söz düellosuna dönüştüğü izlenimi veren yorumlarıyla hem Türk, hem de Yunan basınını epey heyecanlandırmış olsa da, resmi gezinin ilerleyen aşamalarında daha yumuşak bir tavır sergilediler.

Pavlopoulos, 65 yıl sonra Yunanistan’a seyahat eden ilk Türkiye Cumhurbaşkanı’nı karşılarken, Lozan’ı gündeme getirdi ve herhangi bir güncellemeye gerek olmadığını belirterek, tüm uyuşmazlıkların müzakereler yoluyla ve uluslararası hukuk çerçevesinde çözülebileceğini vurguladı. Pavlopolos’un ardından Erdoğan ile görüşen Çipras, iki ülke arasında duvar değil, köprülerin inşa edilmesini amaçladığını söylerken, ortamdaki gergin havanın yumuşayacağına ilişkin ilk sinyali verdi. Çipras, “İki ülke ilişkilerinin sağlam temellere oturması için kışkırtmalardan uzak, iyi komşuluk ilkelerine, toprak bütünlüklerimize ve uluslararası antlaşmalara saygı gösterilmesi gerekir” yorumunu yaparken, Erdoğan da Türkiye Cumhuriyeti’nin kimsenin toprağında gözü olmadığını vurguladı.

Türk-Yunan ilişkilerinin sağlam temellere oturtulması konusunda Çipras ile aynı görüşü paylaştığını belirten Erdoğan, Türkiye ile Yunanistan’ın “bardağın dolu” tarafına yönelerek, müzakerelerin bunun üzerine inşa edilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Erdoğan ve Çipras, yaptıkları görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında Lozan Antlaşması’na yeniden değindiler. Erdoğan, Lozan Antlaşması’nın sadece Türkiye ve Yunanistan arasında değil, Japonya dahil 11 ülke arasında imzalandığını, ve Ege’nin yanısıra, azınlık haklarını da ilgilendirdiğini söyledi. “Peki Lozan sadece Ege’yi mi kapsıyor? Batı Trakya’daki azınlıkların hukuku yok mu? Buradaki azınlıkların hukukunu bu anlaşmayla biz nasıl teminat altına alacağız? Şu anda Batı Trakya’da 150 bin Müslüman, Türk, Pomak azınlık var. Bunların hukukunu korumak, araştırmak Yunanistan’daki hükümetin görevi olsa gerek” yorumunu yapan Erdoğan, bölgede kişi başına düşen gelirin Yunanistan ortalamasının altında olduğuna işaret etti. “Şu anda Yunanistan’ın kişi başına 15 bin euro milli geliri var, ama Batı Trakya’da 2 bin 200 euro” ifadesini kullanan Erdoğan ayrıca, Türkiye’de Patriğin seçimle göreve gelmesine karşın, Batı Trakya’da, Başmüftü’nün atamayla göreve gelmesini eleştirdi. Erdoğan’ın yorumlarına yanıt veren Çipras, “Benim anladığım Lozan Antlaşması’nın revize edilmesini istemiyor….. Lozan Antlaşması’nın güncellenmesi mi yoksa doğru şekilde antlaşmaya sadık kalınması konusunu mu masaya getiriyor pek iyi anlamış değilim. Çünkü Batı Trakya’daki müftü konusuna değindiğinde bile Lozan Antlaşması’nın doğru uygulanmasına atıfta bulundu, revizyonuna değil,” diye konuştu.

Kıbrıs konusunda ise Çipras ve Erdoğan, adil ve kalıcı bir çözüm istediklerini vurguladılar. Çipras, “Kıbrıs sorunundaki Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin belirlediği çerçevede adil ve sürdürülebilir çözüme yönelik sabit tezlerimizin altını çizdim” yorumunu yaparken, Erdoğan “Anavatan ve garantör ülke olarak Kıbrıs meselesi de var. Ben bu süreçte aktif rol oynamış bir siyasetçiyim. En son Cenevre’de bir araya geldiler. Masadan kim çekildi? Güney Kıbrıs çekildi. Biz adil ve kalıcı bir çözüm istiyoruz” dedi.

Lozan’ın yanı sıra, tartışmaya yol açan bir başka hassas konu ise, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Yunanistan’a kaçarak iltica talep eden sekiz askerin iadesiydi. Erdoğan, askerlerin iadesi yönündeki talebini yinelerken, Çipras, darbecileri desteklemeyeceklerinin altını çizmesine karşın, yargının kararlarının saygıyla karşılanması gerektiğini belirtti.

Yukarıdaki konuları işlerken, liderlerin kullandığı dile ve Lozan yorumlarına odaklanan Yunan basınında, ziyaretin zamanlaması ve amacını irdeleyen analizlerin sayısı sınırlı kaldı. Erdoğan’ın Atina’ya gelmesinden bir gece önce, Yunan Skai televizyon kanalında yayınlanan ve Lozan Antlaşması ile Batı Trakya azınlıklarına ilişkin değerlendirmelerinin damga vurduğu röportajı gerçekleştiren deneyimli gazeteci Aleksis Papahelas bile, ziyarete ilişkin ilk izlenimlerini aktarırken, “Zamanlama tuhaf, ne kazandıracak belli değil” yorumunu yaptı.

Yunanistan’da yazılı ve görsel basında yorum yapan analistler ile, ana muhalefetten bazı politikacılar da hükümetin, Erdoğan’ı neden davet ettiğini tam olarak anlamadıklarını dile getirdiler. Ziyaretin zamanlamasını, Türkiye açısından değerlendiren yorumlarda ise, ülkenin, Avrupa Birliği ve ABD ile son zamanlarda yaşadığı diplomatik gerginliklerden ötürü, AB üyesi komşu Yunanistan’a yanaşma eğiliminde olduğu görüşü ağırlık kazandı.

Türkiye ve Yunanistan liderleri, görüşmelerinin gergin bir havada başlamasına karşın, dostluk, dayanışma, karşılıklı güven ve işbirliğinin önemini bazen satır aralarında, bazen de açıkça vurguladılar. Buna en güzel örnek, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda Recep Tayyip Erdoğan ile eşi Emine Erdoğan’ın onuruna verilen resmi akşam yemeğinde, Pavlopoulos’un, Mustafa Kemal Atatürk ile Eleftherios Venizelos’un savaş sonrası kurdukları dostluğu anımsatmasıydı.

Pavlopoulos, “Yunanlar pek bilmez ama kurdukları bu dostluk sayesinde 1934 yılında Yunanistan’ın Tahran’daki temsilciliğini Türkiye üstlenmişti” dedi. Pavlopoulos’un sözünü ettiği, geçen yıl Yunanca çevirisi Iason Books tarafından yayınlanan ‘Atatürk-Venizelos ve Bir Diplomat: Enis Bey’ adlı kitabında anlatılan Enis Akaygen’di. Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi ve İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. S. Enis Tulça’nın, dedesi Enis Akaygen’i anlattığı, 2003 yılında Simurg Kitabevi tarafından yayımlanan kitabın arka sayfasında yer alan bir paragraf şöyle*:

“Yıl 1934, Yunanistan’ın Tahran’da Diplomatik misyonu yoktur, ancak o ülkede yaşayan vatandaşları, müteşebbisleri vardır. Türkiye’nin Tahran Büyükelçiliği ve diğer İran şehirlerindeki konsolosluklarımız Yunanistan’ın İran’daki menfaatlerini korumakta ve takip etmektedirler. İran vatandaşları Yunanistan’a seyahat etmek için Türk Sefaretine başvurmaktalar. Ayrıca Tahran ve diğer şehirlerdeki Yunan vatandaşları kendi sorunları için Türk Büyükelçiliği ve Konsolosluklarına başvurmaktalar. İran’daki kordiplomatiğimizin bu ilginç misyonu Yunanistan’ın talebi, 1934 yazında Ankara’nın Tahran Büyükelçiliğimize talimatı ile hayata geçmiştir.

1922 yılından, Kocatepe’den, Dumlupınar’dan, 1934 Yılına, Atatürk ile Venizelos’un bu iki ülkenin diplomatik ilişkilerini getirdiği noktadır bu.

Bölgesel anlamda ise diğer önemli bir hadise, Avrupa’yı hayrete düşüren Balkan Paktı gerçekleşmiştir. Kişisel olarak ise Venizelos’un Atatürk’ü Nobel Barış ödülüne aday gösterdiği meşhur mektubu yazdığı yıldır 1934. Böylece 1930’lu yıllar Türk Yunan ilişkileri açısından bugün henüz yakalanamamış bir dostluk dönemidir.”

Buna benzer bir dostluk ortamının yeniden yaratılıp yaratılamayacağı sorusu, Erdoğan’ın Yunanistan ziyareti öncesinde Skai kanalında yayınlanan röportajının sonunda**, Papahelas tarafından kendisine yöneltildiğinde, Cumhurbaşkanı şu yanıtı verdi:

“Bunu tabii ki zaman gösterecek. Şimdi biz[im] tabii geçmişe bakıp da oradan bazı dersler alarak geleceği inşa edebilirsek, bu güzel bir şey. Ama ders alamazsak, ‘tarih tekerrürden ibarettir’ derler ya, tekrar tekerrür eder. Şu anda biz Sayın Çipras ile bu tür şeyleri konuşarak [onları da] aşalım diyoruz. Yeni bir sayfa, yeni bir süreç başlatalım ve Türkiye ve Yunanistan süratle geleceği inşa etsinler.”

________________

*https://simurg.com.tr/tr-tr/urun/tarih/178231/enis-bey-ataturk-venizelos-ve-bir-diplomat.aspx

** https://www.youtube.com/watch?v=LvxKDYPAiD8

 

SON.

BİR CEVAP BIRAK

17 + 12 =