‘Yunuslar avlansın’ diyen akademisyene tepki!

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Kocabaş, avlanması yasak olan Yunusların sayılarının artarak Karadeniz’deki balıkçılığı tehdit ettiğini iddia etti.

Yetişkin bir yunusun günde 70 kilo hamsi yediğini ileri süren Kocabaş, artan Yunus miktarının dengelenmesi için de kontrollü olarak avlanmasına izin verilmesi gerektiğini savundu. Kocabaş’ın açıklamalarının bilimsel gerçeklerle bağdaşmadığına işaret eden WWF-Türkiye, “Öncelikle bilim dünyasınca bir balık değil deniz memelisi olarak tanımlanan Yunus’un birçok türü küresel ölçekte tehlike altındadır. Dünya genelinde olduğu gibi Türkiye denizlerinde de, özellikle yaşam alanlarının tahribi, deniz kirliliği ve trafiği, ses kirliliği, balık ağlarına tesadüfen takılma ve kasti öldürme gibi nedenlerle sayıları hızla azalmaktadır” açıklamasında bulundu.

WWF-TÜRKİYE: ‘YUNUSLARIN SAYILARI HIZLA AZALIYOR’

WWF-Türkiye’nin konuyla ilgili açıklamasında, “Son günlerde yerel basında yer alan ‘Yunus Balıkları Trabzon’u Tehdit Ediyor’ başlıklı habere konu olan ‘yunus popülasyonunun normalin çok üzerine çıktığı için balıkçılığı tehdit etmeye başladığı’ ve ‘yetişkin bir yunusun günde 70 kilo hamsi yediği ve kontrollü bir şekilde avlanmaları gerektiği’ şeklinde (bir akademisyen tarafından) bilimsel gerçeklerle bağdaşmayan yanlış dolu açıklamalar üzüntüyle izlenmektedir.

Öncelikle bilim dünyasınca bir balık değil deniz memelisi olarak tanımlanan Yunus’un birçok türü küresel ölçekte tehlike altındadır. Dünya genelinde olduğu gibi Türkiye denizlerinde de, özellikle yaşam alanlarının tahribi, deniz kirliliği ve trafiği, ses kirliliği, balık ağlarına tesadüfen takılma ve kasti öldürme gibi nedenlerle sayıları hızla azalmaktadır” ifadelerine yer verildi.

‘YUNUSLARIN GÜNDE 70 KİLO HAMSİ TÜKETTİĞİ İDDİASI GERÇEK DIŞI’

Türkiye’de, bazıları ‘nadir’ olmak üzere, Mutur (Phocoena phocoena), Afalina (Tursiops truncatus), Tırtak (Delphinus delphis), Çizgili yunus (Stenella coeruleoalba) ve Grampus (Grampus griseus) gibi 5 yunus türünün görüldüğüne dikkat çekilen basın açıklamasında, şöyle denildi: “Yunus sayısının ülkemiz sularında arttığına dair açıklamalar, bilimsel veriye dayanmadığı gibi, geçmişten (örneğin 1980) bugüne ve bugünden geleceğe dair popülasyon eğilimleri de bilinmemektedir. Bir yunusun günde 70 kilo hamsi tükettiği iddiası ise gerçek dışıdır. Türüne göre değişmekle birlikte bir yunus bir günde kendi ağırlığının ortalama yüzde 2 ila 5’i kadar balık avlar. Ancak yeterli balık bulduğu takdirde, Mutur için yaklaşık 1 kg, Tırtak için 3 kg, Afalina 7.5 kg anlamına gelen bu durum yere ve zamana göre değişir. Yunus, balık bulamadığı zaman ihtiyacını kendi yağ dokusundan karşılar.

BALIKTAKİ AZALMANIN SEBEBİ BALIK UNU ÜRETİMİ VE AŞIRI AVLANMA

Hamsi ve diğer balık stoklarında görülen azalma nedenlerinin başında, bu türlerin balık unu üretimi için sanayide kullanımı, yurt dışına ihraç edilmesi ve aşırı avlanma gelmektedir. Deniz suyu sıcaklığındaki değişimler ve kirlilik gibi çok yönlü ve etraflı bir şekilde uzmanlar tarafından araştırılması ve değerlendirilmesi gereken etkenlerin de balık popülasyonlarındaki azalmanın nedenleri arasında olduğu bilinmektedir. Bugün bilimsel veriye dayanmadan vereceğimiz kararlar bizleri ileride geri dönülemeyecek yanlışlara sürükleyebilir.”

YUNUSLARIN SAYILARININ ARTMASI SAĞLIK VE BEREKETİ GÖSTERİYOR

Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), Akdeniz Eylem Planı (MAP) kapsamında hazırlanan Akdeniz’de Yunus ve Balinaların Korunması Eylem Planı’nın, kasıtlı öldürmelerin yasaklanarak kirliliğin önlenmesini önerdiğine dikkat çekilen açıklamada,

şu bilgilere yer verildi: “Ülkemizde yunuslar hakkında yapılan çalışmalar son yıllarda artmakla birlikte, eldeki veriler hala sınırlıdır. Yunusların da dâhil olduğu deniz memelileri ile ilgili veri eksikliği, ekosistemin bir bütün olarak değerlendirilmesini zorlaştırmaktadır. Besin piramidinin en üst basamağında yer alan yunus, balina gibi türlerin popülasyonlarındaki artış, o ekosistemin sağlıklı ve bereketli olduğunu gösterir. Deniz ortamında, fitoplanktondan deniz memelilerine uzanan zincirin güncel durumunun bilinmesi bütünsel ve sağlıklı bir değerlendirmenin yapılmasına olanak sağlar.

 DENİZ MEMELİLERİNİN AVLANMASI 1983’TEN BU YANA YASAK

Bir popülasyonun veya belli bir türün, doğa koruma açısından hassasiyetini belirlemenin ilk adımı, popülasyondaki birey sayısının ve mümkünse bu sayının geçmiş, bugün ve geleceğe dair tarihsel eğiliminin belirlenmesidir. Bu nedenle, lojistik imkânların elverdiği ölçüde, mümkün olduğu kadar uzun vadeli ve düzenli veri toplanması, tür koruma planlarının geliştirilmesinde çok önemlidir. Türkiye’de 1983 yılından bu yana tüm deniz memelilerinin avlanması yasaktır. Bu türler, 1380 Sayılı Su Ürünleri Kanunu ve ülkemizin taraf olduğu uluslararası anlaşmalar ile (Barselona, Bern, CITES, vs) koruma altındadır. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yayımlanan Ticari Amaçlı Su Ürünleri Avcılığını Düzenleyen Tebliğ de Türkiye karasularında yunusların avlanmasını yasaklamıştır.”

DOÇ. DR. KOCABAŞ AÇIKLAMASINDA NELER SÖYLENMİŞTİ

KTÜ Orman Fakültesi Yaban Hayatı Ekolojisi ve Yönetimi Bölümü Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Mehmet Kocabaş, tepkilere neden olan açıklamasında özetle şunları dile getirmişti: ” Son zamanlarda yapılan uluslararası anlaşmalar bizim elimizi ayağımızı bağladı. Şimdi yunusun sayısı oldukça arttı. Sahillerde zaman zaman denk geliyoruz. Koca sürüler yavruları ile beraber dalıp çıkıyor. Hayatta kalabilmesi için balık ihtiyacı var. Her yunusun günde 70 kilo balık yediğini ve yunusların gün geçtikçe sayısının arttığını düşünün. Açık denizlerin aksine Karadeniz’de yunus ile beslenen başka bir avcı balık türü yoktur. Yunusun avlanmamasıyla popülasyonu anormal bir şekilde arttı. Karadeniz’de canlı yaşamının normal düzeye çekilmesi için, anormal bir şekilde artan yunus miktarının dengelenebilmesi için kontrollü yunus avına izin verilmesi gerekmektedir.”

 

Önceki haberDağarcıktan plastik torbaya nasıl geldik
Sonraki haberVeysel Eroğlu Irak’a atandı
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.