Yüzleşmek!

Yüzleşmek, tarih önünde olur ancak. Tarih yazıcıları, tarihi para verene göre yazmaya başladığı günden beri yüzleşme tarih önünde olmadı. Para verenlerin ve erk sahiplerinin kurmuş olduğu göstermelik mahkemelerde ise yüzleşme yerine, kendilerinin gerçek yüzlerini kapatma davaları olmuştur. Nürnberg davası buna örnektir.
Tarih önünde; yakın tarihimiz ve uzak tarihimiz içinde insanlar yaşadıkları ile yüzleşti mi, kimler yaşananların gerçek yüzünü görebildi? Baba İshak isyanı ile yüzleşildi mi? Ya Ermenilerin zorunlu göçü? Ermeniler ile birlikte gidenler kimlerdi?
Yakın tarihimiz içinde son otuz yıldır adı konulmamış ‘düşük yoğunluklu’ savaş devam ediyor ve savaşın sonuçları henüz ortada yok, çünkü savaş sonlanmadı, devam ediyor. Savaşın kurbanları ve katillerine durmadan yeni anlamlar yüklenerek, algı daha karmaşık hale getiriliyor, süreç karmaşıklaştıkça cephelerde o kadar karmaşıklaşmaktadır. Ve savaş karanlığın içinde, daha kanlı hale geliyor.
Tarih, sayfasına kan ile notlar düşmeye devam ediyor, tıpkı insanların toprağa kan içinde düşmesi gibi.
Devam eden savaş ile yüzleşilebilinir mi? Ancak bir bölümü ile…
Savaş durmadan yüzleşme olmaz, durduktan sonra zaten taraflar anlaşmış olacak ve para verenin kalemine göre tarihçiler, tarihi yazmaya devam edeceklerdir… Mahkemeler, gücü elinde bulundurana göre kararlar vermeye devam edecektir. Aynı dava üzerine birden çok farklı kararlar açıklanması, o davanın hangi süreçler içinde, kimin iktidar olduğu ile bire bir ilişki içinde olacağı açıktır.
Erk, kanunları da kendi çıkarına uygun yorumlar ve düzenler.
Sivas yangını davası bugün farklı kanallara doğru yöneliyor. Kurban ve katili belli olan yakın tarihimizin içinde, farklı katiller yaratılıyor, farklı kanallardan kafalar karıştırılıyor. Tarih yazıcıları farklı şeyler yazacak, mahkemeler farklı. Savcılar iddianamelerinde ise hepsinden farklı şeyler yazacak…
Tarih, erk sahiplerinin olduğu yerde yüzleşme alanı değildir, sadece notların düşüldüğü yerlerdir.
Parası ve erk sahibi olan kendisini hep haklı, tarihi istediği gibi biçim vermeye kadir olarak görür, çünkü tarih güce göre yazılmaktadır.
Tarihi güçlüler yazdığı sürece, yüzleşme olmayacaktır, olamayacaktır.
Erk sahibi olan güçlüler katil olsalar da masum rolü oynamaya devam edecektir… Yaşananları ise haklar vicdanlarında mahkum edeceklerdir…
Son otuz yılın yüzleşmesini kanunlar ile gerçekleştiremeyenler, aklama işine başlamış durumdalar. Göstermelik bir iki sorgu, göz boyamaca dışında yapabilecekleri fazla bir şey yoktur, çünkü iktidar olanlar o otuz yıl önce gerçekleştirilen kararların ürünüdürler, gerçek anlamda yüzleşildiğin de kendileri ile yüzleşileceğini bilirler.
Yüzleşmek; cellat ile kurbanın rollerinin net olarak ortaya konmasıdır ve bir daha yaşanmaması için yasaların ve toplumun yeniden düzenlenmesidir. Bugün dahi cinayetler ve sürgünler devam ediyorsa, toplumumuz hiçbir zaman kendi gerçekliği ile yüzleşilemediğinin kanıtıdır.
Yüzleşmek arınmaktır… Arınmak ve temiz olmak isteyen yoktur bugün, çünkü ellerinin kiri ile beslenmeye devam eden anlayış bugün her kesim içinde varlığını büyüterek korumaktadır.
Kirlemeyi erdem görenler, bugün dahi kirli elleri sıkmayı ve onların verdiği paraya dua edenler toplumuz içinde varlıklarını korumaktadırlar.
Erk sahibi olanlar, kapılarının önüne her dünya görüşünden kapı kulu almayı ihmal etmezler. Kapı kulları ekmek yedikleri kapıya sadıktırlar ve erk sahibinin iktidarı için her türlü özveriyi göstermeye ve celladı korumayı meslek ilkeleri gereği savunmaya devam ederler. Profesyonel kapı kulları bugün erk sahibinin gölgesinden kapıya gelenin dostu gibi gözüküp, onu da kirleterek kapı kulu yapmaya çalışıyorlar. Kapı kulları tarih içinde yüzleşme önünde en büyük engel konumda olmalarına rağmen, en çok sesi duyulanlarda onlardır.
Toplumu kirletenler ile arasında çizgi çizmeyenler, kapı kullu olmaları yakındır. Çünkü vampir ısırdığını öldürmez, kendisinden yapar!
İsmail Cem Özkan

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

sixteen + 2 =