Zamanda Spiritüel Yolculuk

Spiritüel yaşamda, zamanda yolculuk her zaman ilgimizi çekiyor. Bazi ruhlarin farklı boyutlarla ve zaman dilimleriyle iletişim halinde oldugunu biliyoruz.

Birçok kitap, film, dizi, zamanda yolculuk ve paralel evrenler ile iletişim konusuna yer veriyor.

Şehrin ortasında öyle yerler var ki 60’lara 70’lere gitmiş hissini veriyor. Amerika’da sizi Ingiltere’nin 1600 yıllarına götürebilecek yerler var. Bunlardan biri Amish Village. Bu köylerde, hayat çok farklı işliyor.

Zaman dilimi olarak sizi çok eskilere götürüyor. Kasabada elektrik olmasına rağmen elektrik ile çalışan hiçbir cihaz kullanılmıyor. Tarım yapıyorlar ve mumlarla, gaz lambalarıyla aydınlanıyorlar. Sadece atlar, inekler, hayvanlar var. Atları tarım için, ulaşım için kullanıyorlar. Küçük çocuklarda bile büyük hasır şapkalar var. Kadınlar, elbise ve üstüne uzun siyah pelerin gibi kıyafetlerle tüm vücutlarını örtüyorlar. Dışarıdan ziyarete gelenler için açıklar ama kendileri sürekli bu şartlarda, kendi dünyalarında, sanki bambaska bir zaman diliminde yaşıyorlar.

Peki zamanda yolculuk ile ilgili karşımıza neler çıkıyor.

Albert Einstein’in teorilerinden biri de zamanda yolculuktu. Uzayda ışık hızında bunun mümkün olduğunu söylüyor. Kozmonot Sergei Krikalev ise zaten kendisinin gelecekte yaşadığını, uzay istasyonunda ki farklı zaman dilimlerinden bahsediyor. Einstein’a göre kara deliklerde zaman daha yavaş ilerliyor. Uzay gemileri ve farklı teknolojiler, tüm bu bilgiler ışığında daha da geliştirilmeye calışılıyor.

1940’lı yıllarda cekilen bu fotoğrafta modern giyinimli, güneş gözlüklü birinin varlığından bahsediliyor. Bu kişinin gelecekten geldiği var sayılıyor. Peki sizce bu mümkün mü? Bazı fizikciler, paleoantropolojistler Mısırlılar’daki yüksek teknoloji ve sanat eserlerindeki nesneleri, zamanda yolculuğa kanıt olarak görüyor. Mısır yazıtlarında uzmanlar helikopter, ucak ve bazı ilginc semboller, yılan sembolleri buldular. Bu inanışta eğer sanatlarında ileri teknolojik resimler kullanılıyorsa, bunu görmüş olmalılar. Ya da gelecekten gelen biri onlara öğretmiş olmalı. Bazı teorilerde ise, tüm teknolojiyi uzaylılardan aldıklarına inanılır.

1595 yılında Ventura Salinbeni tarafından yapılan bu tabloda ileri derecede bir teknoloji kullanılmıştır. Bu resim kanıt olarak kabul edilir ve Hz. Isa’nın zamanda yolculuk yaptıgına inanılır. Bu konuyla ilgili en son Oprah Winfrey’in de rol aldıgı,
“A Wrinkle in time” filmini izledim. Filmdeki bilim adamı, zamanda yolculuk yapmak icin sadece uygun frekansı yakalamamız gerektigine inanıyor.

Ona göre uzay aracına ihtiyacımız yok. Tabii ki çok eleştiri alıyor ve bir çok kişi ona inanmıyor. O inancını hic kaybetmeden deneylerine devam ediyor ve ortadan kayboluyor. Cocukları onu aramaya başlıyorlar. Iki cocugu ve bir arkadaslarını farklı zaman dilimlerine ve fantastik diyarlara dogru büyüleyici bir yolculuk bekliyor.

Periler, cadılar ve evrenin karanlık tarafı ile tanışıyorlar. Her zorluga ragmen sonunda başarıyorlar. Babalarını kurtarıyorlar ve tekrar eve donüyorlar.

Albert Einstein bize zamanın bir illuzyon oldugunu gosterdi. Zaman bizim evrenle olan frekans ve hızımızın bagına göre şekilleniyor. Einstein’a göre zaman dordüncü Boyutta, uzay ise 3 boyutlu olarak anlatılıyor. Bu teoriden yola cıkarak Dünyada kendi zaman dilimimizi yaratabilecegimizi varsayabiliriz. Zaman bükücüler ve Zaman illuzyonunu gecmiş ruhların yasadıgı deneyimleri dinledigimde bunun gayet mümkün oldugunu anladım.

Dünyaya buluşlar, icatlar ve ozel görevler icin gelen, farklı zaman dilimi, başka boyutlar orjinli ruhların varlıgından bahsediliyor. Yani gercek uzaylılar aramızda dolaşıyor. Bu inanca göre; ruh, ornegin ucağı bulmak icin daha ileri teknolojik bir zaman diliminden dünyaya görev icin geliyor. Hepimizin bu dünya icin görevleri ve sorumlulukları oldugu inancındayım. Bütün gün evde yalnız otursak da yaydıgımız enerji ve frekans dünyanın genel ruhunu etkiliyor. Yaptıgımız işi en iyi şekilde yapmak, sorumlu bir anne baba olmak, vefalı bir evlat olmak , calışkan, üretken, alcakgonüllü, ve umutlu olmak… Herşeyin başlangıcında ve en temelinde bu değerlerin yattıgını düşünüyorum. Dünya; ruhun yükselmesi ve karmaların odenmesi icin çok guzel fırsatlar sunan bir yer. şu an geldigimiz noktada ise kendi icimizde başlayan savaşın bir virüs gibi tüm Dünyaya yayılmış oldugunu gorüyoruz. Insanlar Dünyaya gerekli ozeni ve sevgiyi gostermedikleri, kendi bencil egoları ve tatminleri icin daha fazla zaman harcayıp Dünya kaynaklarını tükettikleri icin insan ırkının onümüzdeki 20 yıl icinde bir yıkım süreci ile karşılaşacağı kanısındayım. 2020 ye iki kala hayal ettigim Dünya; insanların barış, sevgi, ve huzur icinde yaşadıgı, Ormanların, dogal kaynaklarin korundugu, hayvan haklarının tam olarak tanındıgı, insanların akıl beden ruh olarak evrimleştikleri yeni üretimler, sanatsal aydınlanma süreclerinde oldukları ve sayamadıgım birçok teknolojik gelişmenin oldugu kozmik bir merkez olmalıydı. Ne yazık ki gercek çok farklı. En son susuz kalma tehlikesi icinde olan 10 şehir haberini okudugumda bu yıkım surecinin 25 yıl öncesine dayandıgını hatırladım.

Bugun bilim adamları, ruhani liderler,astrolojistler ve yeni cağ aydınları, dünyanın icinde bulundugu zor durumu anlatmaya calısıyorlar.

Dünya herseye ragmen icinde türlü güzellikler barındırmaya devam ediyor. Insanların son bir büyük test icinde oldugunu gozlemliyoruz. Tarih olarak aslında en onemli ve ozel zamanlara sahitlik ediyoruz. Bu zaman diliminde Dünyada bulunmamızın çok kadersel oldugu inancındayim. Dünyanın ve kendi ruhumuzun kurtulusu icin iyilik adına savas vermek icin en mukemmel zaman dilimi icinde nefes alıyoruz. Bizim bir nefes alıs verisimizin gectigi o kısacık zaman, evrende bir yerlerde belki de farklı bir galakside tam bir güne denk geliyordur.

Dünya tarihi icinde zaman yolculuğu yapsanız, hangi gecmis ve gelecek zamana ısınlanmak istersiniz?

Ben, 1700’lu yılların basına gitmek isterdim. Gelecekte ise Dünyanın 300 yıl sonraki halini çok merak ediyorum. Benim hislerime göre daha gelismis bir insan ırkı Dünyayı yeni guzel bir yer haline getirecek. 1700’lu yıllarda Dünya nüfusu 600 milyonmus. 1704 yılında Amerika’da ilk gazete yayınlanmıs. Bu gazetede yazar olmak isterdim. Ilk oldugu icin çok ozel bir his olurdu. 300 yıl sonra ise insan ırkının çok daha farklı evrimlesmis bir neslinin daha teknolojik ulasım ve iletisim halinde olacaklarını hayal ediyorum. Cocukken izledigimiz Jetgillerde oldugu gibi, ulasım aracları ile sevgi, barıs nese ve mutluluk icinde uctuklarını hayal ediyorum.

Uzay aracımız, Zamanda yolculuk makinemiz yok ama icimizde tüm Dünya tarihine sahitlik eden dnamiz ve ruhumuz var. Bazen insanların ruyalarında eski yasamlarını gorduklerini ya da gelecek zaman ile ilgili bilgi aldıklarını duyuyoruz.

Bu girdigimiz Yeni Cağ, Altın Cağ olarak adlandırılıyor. Kisinin arzusu zaman dilimi icerisinde çok hızlı ve farklı bir frekans ile ilerliyor. Isterseniz ruhunuz ile zamanda spiritüel yolculuk yapabilirsiniz. Eski yasamlarınızı görebilirsiniz. Kaybettiginiz sevdikleriniz ile baglantıya gecebilirsiniz. Meleklerden gelecek ile ilgili guzel mesajlar alabilirsiniz. Ruhumuza yonlendigimizde en buyuk mucizelerin gerceklestigine zaman yolculuklarının yapılabilecegine en saf Tanrısal bilgilerin kaynagına ulasacağımıza inanin. Gunluk kaygılar ile mesgul olan zihnimiz ise icimizdeki Ruhsal yukselisimize en buyuk engel. Spiritüel yasamda bu yuzden duzenli Meditasyon sifa calısmaları ve frekansımızı yukselten uygulamalar yapıyoruz. Bu sayede Ruhumuzun sesini hep duymak ve hep baglantıda olmayı amaclıyoruz. Hepimizin Dünya icin olmazsa olmaz kisiler oldugumuzu biz olmasaydık Dünyanin daha farklı bir yer olacağını dusunun. Hepimiz biriz. Ve butunu olusturan essiz parcalarız. Bizim ısıgımız parladıkca Dünya daki görevlerimizi tamamlayacağiz. Ruhumuzun yukselisi gerceklesecek. Altın Cağ da insan ırkının turlu mucizelere ve dogal felaketlere, savaslara sahitlik edecegi soyleniyor. Cağ gecislerinde bu tarz olayların hep yasandıgını Nostradamusun kitaplarında okuyoruz. Ortadogu icin soyledigi butun savas ve felaketlerin hepsi gerceklesti. Altın Cağ bize felaketlerle merhaba dese de bu aslında Ruhumuzun turlu mucizelere sahitlik edecegi yeni bir cağın da baslangıcı… Ruhumuz bu cağda daha ozgur, guclu, sevgi ve ısık dolu bir iyilik savascısı olabilir. Zamanda Yolculuk çok ilgi cekici guzel olsa da suan en mukemmel zaman dilimi icerisinde yasıyoruz. Eğer hala Dünyada isek ruhumuzun ogrenmesi deneyimlemesi ve yukselmesi gerekiyor bu yolu yurumesi gerekiyor. Dünya tarihi icerisinde en onemli enerjisel gecis donemi icinde nefes alıyoruz. Sozlerimizin buyu etkisi yarattıgı, icimizdeki ruhsal aydınlanma doneminin hızlandıgı, iyilik-kotuluk arasındaki savasın dahada netlestigi herseyin artık sadece gozlerle degil direkt ruhumuzla gorulebilecegi ücüncü gozümüzün açıldıgı bir donemdeyiz.

Bu zaman dilimi icin;

-Akıl beden ruh olarak simdiye odaklanın…
-Ruhunuzun yukselisi icin aklınızın oyunlarına bir dur deyin…
– Sevginiz ile tüm Dünyayı sarın…

Dünyanın simdi her zamankinden daha çok iyilige sevgiye ısıga, yardımcı Ruhlara ve ilgiye ihtiyacı var.

Her adımda ve nefeste evrenin sonsuz sevgisi size rehberlik etsin…

Aria

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

six + fifteen =