Zamansız yitiklerin ardından…

Zamansız yitiklerin ardından…

0
PAYLAŞ

Yaz  ayları  mevsim itibariyle  herkesin tatil  planları  yaptığı, genellikle deniz, güneş, eğlence odaklı  bir dönemdir.  Güneşli sabahlara uyanmaktan mıdır bilinmez, sanki bu aylarda  hüzünlere, acılara  yer yokmuş gibi gelir insana. Ben de  hep benzer duygular  yaşardım, hatta  yazın ardından  gelecek her sonbaharı – yaparak dökümü mevsimi olarak kabul ettiğimden olsa gerek- biraz kaygıyla beklerdim.

Oysa bu kez  yaza zamansız yitikler damgasını vurdu. Önce hafta içi gelen bir telefonla, çok sevdiğim, yaşamımda hep özel bir yeri olan sevgili  Seçkin hanımın (Seçkin Selvi)  oğlunun  ölüm haberi ile sarsıldım. Bir anda aklımda anılar canlandı, Emrah’la  ilk  karşılaşmamazı  anımsadım.  O zamanlar akademisyenlik hayallerimi entrikalarıyla Osmanlı saraylarına  taş çıkaran  İstanbul Üniversitesi’ne gömmüş ve Türk Haberler Ajansı’nda çalışmaya başlamıştım. Seçkin hanımın eşi THA’da benim haber müdürümdü.

Önce ajansta başlayan tanışıklık, hızla ailece bir dostluğa ve  hatta o yaz  Heybeliada’da komşuluğu dek uzandı. Yine o yaz askerden izne gelen Emrah’ın, bir günde  haşlanmış istakoza dönüşmüş hali hala gözümün önünde.

Son yıllarda Seçkin hanımı da, Emrah’ı da çok sık göremiyordum, ama bu dostluğumuza  engel  değildi. Her gördüğümde  sevgileri yüreğimi ısıtıyordu. Oysa  artık  Emrah yok, ama her zaman gülen  gözleri  anılarımda kalacak.

Haftasonunda  postadan özlemle beklediğim, Cumhuriyet ve Radikal’in  eklerinden  oluşan kocaman  paket çıktı. Ancak  keyifle başladığım okuma maratonu  bu kez  de sevgili  Sevin’in  bir yazısından  öğrendiğim bir başka  zamansız  yitik haberiyle gölgelendi. Ben Londra’ya geri dönmenin karmaşasında iken Jak Deleon aramızdan ayrılmıştı.

Jak Deleon’la yıllar önce Türk balesi ile ilgili bir  çalışma  yaparken tanışma fırsatı bulmuş,  daha sonra değişik  vesilelerle  bir kaç kez  biraraya gelmiştik. Hatta bir seferinde  neden, niçin  anımsamasam da,  Harbiye’nin arka sokaklarında  bir daha asla yerini  çıkattamadığım bir ocak başında  inanılmaz kebablar yemiştik.

Bana göre Jak Deleon  birikimiyle, toplumsal duruşuyla, ürettikleriyle  Türkiye’nin yüzakı  olan  aydınlarından bir tanesiydi. Yerinin doldurmak çok zor. Ne yazık ki o da bizi çok erken terketti…

BİR CEVAP BIRAK

six − 5 =