‘Zarkavi’nin öldürülüşü isyanı dindirmez’

Daily Telegraph, Zarkavi’nin cesedinin resminin, çerçevelenip basına sunulmasını adeta ‘bir av ödülünün sergilenmesi’ne benzetti.

Gazete ‘katil şeyh’ diye tanımladığı Zarkavi’yi şöyle anlattı:

“Ahmed Fadıl El Haleyli olarak doğan Zarkavi yoksul bir bedevi ailesinin 10 çocuğundan biriydi. Dindarlığıyla değil, futbol becerisiyle hatırlandığı liseden diploma alamadan mezun oldu. Gençlik yıllarında bir kabadayı olarak tanındı. İlerleyen yıllarda sık sık tutuklandı; ama aşırı dincilikten değil, uyuşturucu ticareti, hırsızlık ve cinsel saldırıdan…”

Zarkavi’nin Ürdün cezaevinde yatarken tanıştığı bir din adamının etkisiyle bugün tanıdığımız kişi haline geldiğini belirten gazete, dünyanın onu tanıdığı kod adının kaynağı olan, doğduğu Zarka kasabasında ise matem törenlerinin yapıldığını yazdı…

The Times, Zarkavi’nin ‘küresel cihadda küçük bir oyuncuyken, Irak’ın işgali ardından özellikle cinayetlerini internette yayımlama taktiği sayesinde bir lider haline geldiğini öne sürdü..

The Financial Times Washington’un Zarkavi’yi 2003’te El Kaide’nin Irak bağlantısı olarak lanse etmesine rağmen, aslında Zarkavi’nin yakın zaman dek El Kaide’den kopuk olduğuna şöyle dikkat çekti:

“Zerkavi’nin ‘Tevhid ve Cihad’ adıyla eylem yapan örgütü, ancak 2004 yılında, Usame Bin Ladin’in rızasıyla Irak’ta El Kaide adını aldı. Zarkavi ölmüş olsa da peşinde olduğu mezhep savaşı sürüyor, isyan hareketi Iraklı sivilleri öldürmeye devam ediyor.”

The Independent, Zerkavi’den “Sünni isyan hareketinin liderleri arasında en mezhepçi olandı… Şiileri de yabancı işgalci kadar ölüme layık görüyordu” ifadeleriyle söz ediyor.

İSYAN DİNER Mİ?

“Zarkavi’nin ölümü isyanı dindirecek mi?” sorusuna ise  şu yorumlar yapıldı:

The Guardian’da yazan Jonathan Steele, “işgalin tetiklediği şiddet döngüsü Zarkavi’nin ölümüyle durmayacak” görüşünü savundu. Yazar şu değerlendirmeyi yaptı: 

“İsyancıların adam toplamasını sağlayan işgalciler. Zarkavi ve diğer yabancı mücahitler, isyan içinde hep azınlıktı. Ülke dışından gelenler de asla yüzde 10 oranının üzerine çıkmadı. Zarkavi’nin Iraklı müttefikleri olduğu, intihar eylemlerini teşvik etme gücü bulunduğu açık. Bu etkinin ne kadar güçlü olduğunu önümüzdeki bir kaç hafta gösterecek.”

The Independent yazarı Robert Fisk de bir şey değişmeyeceğini şöyle aktardı:

“Çünkü ez Zarkavi’yi sadece El Kaide’nin canileri dinliyordu. Asıl isyanı yürüten eski Irak subayları değil. Bu nedenle katliamlarda zerre kadar değişiklik olmayacak.”

Gazete başyazısında da “iyimserler temkinli olmalı, Irak’ta kabus sürecek” yorumuyla şöyle devam etti:

“Irak’ta son yıllarda Saddam Hüseyin’in yakalanmasından, Nuri el Maliki’nin hükümeti kurmasına dek pek çok dönüm noktası yaşandı. Acı deneyimlerimiz gösteriyor ki bu da Irak’ın dönmeyi başaramadığı dönüm noktalarından birisi olacak”.

The Times’a konuşan bir Irak uzmanı ise “Bu Saddam Hüseyin’in yakalanmasından daha önemli. Onu öldürerek geçici- altını çiziyorum geçici olarak- cihad şebekesinin gelişimini durdurabilirsiniz” diye yazdı.

Gazetenin dış haber editörü Bronwen Maddox da, “bu, isyanı sona erdirmeyecek sadece ilerlemeye kapı aralatacak bir gelişme” dedi. Maddox bu yolda anahtarın Nuri El Maliki’nin elinde olduğunu öne sürerek şöyle devam etti:

“Güvenlikten sorumlu bakanların atanması, siyasi pazarlığın tutacağı yönünde umut veriyor. Kaç kötü adam yakalanırsa yakalansın ülkede ancak Şii ve Sünniler arasında bir uzlaşma barış getirebilir.” 

IRAK BAŞBAKANI NE DÜŞÜNÜYOR?

“Peki tüm bunlar karşısında Irak Başbakanı ne düşünüyor?”  Nuri El Maliki, The Times gazetesi için bir makale kaleme aldı… ‘Irak’ı tuğla tuğla yeniden inşa edeceğiz’ diyen çiçeği burnundaki başbakan şu değerlendirmeyi yaptı:

“Hükümetin tamamlanması, Iraklıların demokrasi kararlılığının karşılığını görmeye başlayacağı noktayı oluşturuyor. Hükümet terör ve mezhep çatışmasını yenmek için Ebu Mussab ez Zarkavi’nin ölümünün getirdiği ivmeden de faydalanacak. Yeni Irak’ı kurma yolunda üçayaklı bir stratejiye başvuracağız. Öncelikle kapsamlı imar için atıl duran işgücüne başvuracak, hakiki bir ulusal uzlaşma süreci başlatacak ve asker ve polis kurumlarının tesisini hızlandıracağız.”

“Uzlaşma” sürecinin etnik ve dini gruplarla işbirliği içinde yürütüleceği dışında bir ayrıntı vermeyen Maliki, Bağdat’ta da ‘etnik temizlik’ olarak ifade ettiği saldırılarla mücadele için yeni bir güvenlik girişimi bağlatacaklarını ilan etti.

Maliki, “Iraklıların arzuladığı ve hak ettiği güvenliği sağlamak için silahlar üzerinde devlet tekeli sağlayacak ve milislere son vereceğiz” diyerek, “Hükümet milisleri güvenlik kuvvetlerine dahil etmeye yönelik yasayı uygulayacak. Ancak geçmişten farklı olarak, milisleri baştan tespit edip, aynı noktalarda aynı grubun üyelerinin yoğunlaşmamasını sağlayacağız. Siyasi liderle görüşüp denetimlerindeki grupları dağıtma iradesi yaratmaya çalışacağız” yorumunu yaptı.

Maliki bu süreçte Irak’ın komşularına da şöyle seslendi:

“Bu vizyonu gerçekleştirmek için komşularımızın iç meselelerimize müdahale etmemesi gerekli. Bazı komşu ülkeler diktatör Baas rejimi sırasında pek çok mülteciye kucak açmış olsa da bu onlara Irak’ın işlerine karışma ya da terörist operasyonlara göz yumma hakkı tanımaz.”

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

nine + 17 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.