Zavallı küçük adam

Zavallı küçük adam

0
PAYLAŞ

O gerçek bir sinsidir. İşi gücü birilerine bağsız koşulsuz hizmet etmektir. Sinsilikte iki ayaklı ya da dört ayaklı ya da ayaksız hiçbir varlık onunla aşık atamaz. Bir dost görüntüsü vermeye çalışır küçük adam her zaman. Sözde İnsan’a büyük saygısı vardır. Sözde bilgi tutkunudur, öğrenmek için can atar. Okumaz ama. Sözde içi dışı birdir, gizlisi saklısı yoktur. Eh, sözde oldukça yüreklidir de. Birileri onu kullanırlar. O kullanılacak insandır, dünyaya kullanılmak için gelmiş gibidir. Zaman zaman üstünlük gösterilerine zaman zaman ezilmişlik gösterilerine kalkar. Alçakgönüllü görünmeme bakmayın, gerektiğinde hart diye ısırırım demek ister. Alaycıdır,“Ayağını denk al, yoksa canına okurum senin” demek ister. Beni zayıf görüyorsunuz ya, ben şeytana pabucunu ters giydiririm gerektiğinde demek ister. Bazen susar, bazen bir kendini anlatma bunalımına girer. Konuşması boyunca o uydurma saygısını elden bırakmaz. Küçük çıkarlar elde etmek için fırsat kollar. İçinde çok büyük yatkınlıkların olduğunu, bu yatkınlıkların bir gün uyanmak üzere uyuduğunu duyurmak ister size. Bu yatkınlıkları devindirmek gerekir, bunun için de sizin yardımlarınıza gereksinimi vardır. O bir ilişkiler insanıdır. Onun için önemli olan olabildiğince çok kişiyle ilişki kurmaktır. Ama öyle her adamla ülfet etmesi de gerekmez. Beğenmez kolay kolay kimseleri. Seçkin kişilerle olmalıdır, çünkü yeteneklerini ancak onların verimli ve anlayışlı ortamında geliştirebilecektir. Yumuşaklıklarında görünür görünmez bir tehdit havası vardır: onu iyiden iyiye bir zavallı saymakla yanılmakta olduğunuzu da alttan alta duyurmak ister size. Aslında büyük adam olmak için sessiz sessiz epeyce yol almıştır bu arada: siz enayi gibi tek kişilik yaşamınızı özgürce sürdürmekte direnir ve dünyaya metelik vermezken o görünür görünmez uzlaşmalarını çoktan yapmıştır.

Duruşunda, bakışında, küstahlıklarında ders çıkarılması gereken bir insan gerçeği vardır: küçülerek büyümek. Demek ister ki senin tuttuğun yol benimkinden daha güzel bir değil. Ahlak değerleri diye adlandırdığın şeyler adına yaptığın aptallıklar seni yarı yolda bırakacak. Verdiğin emeklerle elde ettiğin şeylerin daha çoğunu, bak göreceksin, ben çok daha kolay yollardan elde edeceğim. Bugün beni burada böyle çaresiz biri gibi görüyorsun ya, bal gibi yanılıyorsun. Bir gün beni ummadığın yerlerde bulacaksın, şaşıp kalacaksın. Bizim kılkuyruk neymiş meğer diyeceksin. O zaman karşımda şapka çıkaracaksın. İstersen gene burnu büyüklüğü elden bırakma ve beni kafana göre aşağıla. Bu tutumun hiçbir şeyi değiştirmeyecek. Bugün hafife aldığın ve bakışlarınla aşağıladığın bu adam o zaman senin çok üstüne yükselecek, seni gölgeleyen bir yıldız gibi tepende parlayacak. Kimi büyük çabalarla elde eder bir şeyleri kimi de benim gibi kurnazlıkla. Evet, çok yakında bana şapka çıkaracaklar, sen gül daha. Sen bana şapka çıkarmazsın belki de, çünkü elde ettiğim şeyleri sana göre çirkin yollardan elde etmişimdir. En azından gücümü onaylarsın. Ama varlığın benim gücümü hiçbir zaman yok edemeyecek, bunu bil. O zaman birimizden biri gidecekse giden sen olacaksın.

Zavallı küçük adam sanki siz ona yukarılarda bir yerlere tırmanamazsın demişsiniz gibi, sen tepede bir yerlerde tutunamazsın, oralarda bir şeyleri ele geçiremezsin demişsiniz gibi sizi suçlar bir hava içindedir. Padişah olursun ama adam olamazsın gerçeğini gözden uzak tutmaktadır çünkü. O anlamda adam olmayı hiçbir zaman düşünmemiştir zaten. Bir yerlere tırmandıkça gerçekten büyüdüğünü sanır: kendine dayanabilmesi için kendini kandırması gerekir. Siz onunla ilgili haberleri aldıkça hayretler içinde kalırsınız? Ne, felsefe konusunda kitap mı çıkarmış? Ne, doçent mi olmuş? Ne, başkan mı olmuş? Köşe yazarı mı?

Şaşarsınız, gene de şaşarsınız. Olamaz demek istersiniz. Daha doğrusu olmamalı demek istersiniz, olmamalıydı demek istersiniz. İçiniz insanlık adına rahat değildir: insanın böylesine çürüdüğü, insan olma koşullarının bu kadar basitleştiği ve bayağılaştığı bir dünyada yaşıyor olmanın acısını ta derinlerinizde duyarsınız. Bir yandan gülmenizi zor tutarak izlersiniz bu zavallı cahil adamı, öte yandan onun genç insanlara ve giderek insanlığa verdiği zararları düşündüğünüzde içiniz kan ağlar. Kendinizi avutmaya kalkarsınız, daha geniş bakmak gerektiğini düşünürsünüz. Bunlar da var yazık ki dünyada, bunlar da olacaktır, ama asıl güçlü olanlar, asıl insanı insan kılacak gücü kendilerinde taşıyanlar daha başkalarıdır dersiniz. Pekiyi, kim bu gerçekten insan olanlar? Onlar nerede eğleşiyor nerede oyalanıyor? Onlar neden ortada görünmüyorlar da bu zavallı küçük adam her alanda at koşturuyor?

BİR CEVAP BIRAK