Özdamar’a Almanya’dan bir ödül daha

Emine Sevgi Özdamar, eserleriyle Almanca’ya katkıda bulunduğu gerekçesiyle ülkenin önemli bir sanat ödüllerinden birine daha layık görüldü. Hem roman, öykü ve tiyatro yazarı, hem de sinema ve tiyatro oyuncusu olan çok yönlü sanatçıya Mainz’da törenle “Carl Zuckmayer madalyası” verildi.

Almanca yazan Türk kökenli yazarlardan Emine Sevgi Özdamar, bir kitabı “insanın ölmeden önce mutlaka okuması gerekir” katagorisine girmiş bir yazar… Roman, öykü ve tiyatro oyunları yazıyor… Aynı zamanda da sinema ve tiyatro oyuncusu.

Berlin’de yaşayan yazar, geçenlerde Almanya’nın önemli bir edebiyat ödülüne daha layık görüldü. Özdamar, çağdaş Alman edebiyatının önde isimlerinden, savaş, militarizm ve faşizm karşıtı eserleriyle tarihe geçmiş olan Carl Zuckmayer (1896 – 1977) adına her yıl Rheinland Pfalz Eyaleti’nce verilen “Carl Zuckmayer Madalyası”sı, eyalet başkenti Mainz’da düzenlenen bir törenle sosyal demokrat Eyalet Başbakanı Kurt Beck’in elinden aldı.

Mainz’daki Devlet Tiyatrosu’nda düzenlenen törende yazar, Özdamar’a madalyanın yanısıra, Carl Zuckmayer’in doğum yeri olan Mainz yakınlarındaki şarabıyla ünlü Nackhenheim kentinden gelen 30 litrelik bir fıçı şarap da hediye edildi.
Roman, öykü ve tiyatro oyunlarını Almanca yazan Özdamar, daha önce başta “Berlin Sanat Ödülü” ve “Ingeborg Bachmann Ödülü” başta olmak üzere Almanya’da ve ülke dışında önemli edebiyat ödüllerine layık görülmüştü.

Almanca’ya ve kültürarası anlayışa katkı

Başbakan Kurt Beck, 1979’dan bu yana her yıl eserleriyle Almanca’ya katkıda bulunan ve aralarında bu yılki Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Herta Müller’in de bulunduğu sanatçılara verilen ödülün ilk kez “anadili Almanca olmayan” ilk yazara verildiğine dikkat çektiği konuşmasında, Özdamar’ın eserleriyle farklı kültürler arası anlayış ve töleransın gelişimine çok önemli katkıda bulunduğunu vurguladı. Özdamar’ın Batı Berlin’de “misafir işçi” olarak bulunduğunu, ardından İstanbul’da tiyatro oyunculuğu eğitimi aldıktan sonra, bu mesleğini icra etmek için Doğu Berlin’e geldiğini belirten Beck, sanatçının o dönemden beri Almanya’da ve ülke dışında tiyatrolarda, çok sayıda Alman filminde rol aldığını söyledi. Başbakan, Hitler diktatörlüğü döneminde Almanya’yı terkederek, ABD’ye sürgüne gitmek zorunda kalan yazar Zuckmayer ile Özdamar’ın “eserleriyle sınırları aşarken ve dil üzerinden vatanı bulurken” birleştiklerini, ayrıca tiyatroya sevgide buluştuklarını sözlerine ekledi.

Tören, ud ve def gibi oryantal müzik enstrümanlarının yer aldığı “FisFüs” grubunun Mozart’ın Türk marşını “oryantal” yorumuyla başladı. Özdamar’a yönelik övgü konuşmasını Prof. Dr. Fransizka Schösser yaptı. Edebiyat bilimcisi Schösser, ünlü Alman edebiyatçısı Bertold Brecht’ten esinlenen Özdamar’ın Almanca’yı, dilin sözcüklerini yeniden keşfedip, onlarla gezintiye çıkıp, olayları masalımsı bir dille aktarmak için kullandığını vurguladı. Özdamar’la Alman edebiyatının ünlü yazarları arasındaki benzerliklere de dikkat çeken ve Schösser, sanatçının Türkçe’ye de çevrilmiş olan romanı “Hayat Bir Kervansaray, İki Kapısı Var, Birinden Girdim, Birinden Çıktım”ı tanıtırken “Bu herkesin ölmeden önce mutlaka okuması gereken bir kitap” dedi.

Özdamar’dan küçük bir Türk sanat müziği konseri

Özdamar da Berlin lehçesiyle başladığı teşekkür konuşmasında Malatya ve İstanbul’daki çocukluğundan başlayarak, tiyatro ve edebiyat dünyasına yolculuğunu anlattı. Sinema aracılığıyla Avrupa’yı tanımaya başladığını, tiyatrocu ve yazar olmaya çocuk yaşta karar verdiğini söyleyen Özdamar, çocukken kendisini çok etkileyen bir Türk sanat müziği eserini sahnede mükemmel bir yorumla okuyarak, alkış aldı.

Bertold Brecht’in eserlerinden esinlerek gözlediği dünyayı daha iyi anladığını vurgulayan sanatçı, Türkiye’de “insanların söz ve yazı yüzünden öldürüldüğü” bir dönemde, “Brecht’in dünyasına yakın olmak için” Almanya’ya geldiğini söyledi.
“Misafir işçi sözünü çok severim. Çünkü burada iki kişi görüyorum. Biri misafir, oturuyor. Diğeri de çalışıyor” diyerek “misafir işçi” sözünü yorumlayan Özdamar, “Brecht’e yakın olmak istedim. O nedenle dilimi Almanca’ya yönelttim. Almanca tiyatro yapmaktan ve yazmaktan çok mutlu oldum” dedi.

Rheinland Pfalz eyaletinin başkenti Mainz’daki törene aralarında daha önceki yıllarda bu ödüle layık görülen sanatçıların da yer aldığı 700’e yakın davetli izledi. Mainz çevresindeki liselerin öğrencilerinin de katıldığı törende kentteki diplomatik temsilciliklerin duayeni olan Türkiye Başkonsolosu Aydan Yamancan da yer aldı. Davetliler arasında bir süre önce başta Türkler olmak üzere Almanya’daki göçmenlere yönelik ırkçı içerikli suçlamalarıyla dikkatleri çeken ve birkaç gün önce partisi SPD tarafından bu açıklamaları resmen “ırkçılık” olarak tanımlanan Alman Merkez Bankası Yönetim Kurulu üyesi Dr. Thilo Sarrazin de bulunuyordu.

Emine Sevgi Özdamar hakkında

Malatya’da doğdu (1946) ve küçük yaştayken ailesinin göç ettiği İstanbul’a yetişti. On iki yaşında Bursa Şehir Tiyatrosu’nda Moliére’in Kibarlık Budalası oyununda ilk kez sahneye çıktı. Muhsin Ertuğrul, Ayla Algan, Melih Cevdet Anday ve Haldun Taner’in hocalık yaptıkları tiyatro okulunda onların öğrencisi oldu. Öğrenim için İsviçre’ye gönderilen kardeşinin ardından bu ülkeye gitme çabası sonuçsuz kalınca Almanya’ya, Berlin’e gitti, kısa bir süre işçi olarak çalıştı. Türkiye’ye döndü, ardından 1976’da Doğu Berlin’e, Brecht’in öğrencisi Benno Besson’la çalışmak üzere gitti. Volksbühne’de Besson, Heiner Müller, Matthias Langhoff’un baş asistanı ve oyuncusu oldu. Tiyatro çalışmalarını bir süre Paris’te sürdürdü. Almanya’nın önemli tiyatrolarında, operalarında ünlü yönetmenlerle çalıştı. Viyana’da, Paris’te, Berlin’de, Bochum’da, Münih’te sahneye çıktı. 1982’de ilk tiyatro oyununu (Karagöz Almanya’da) yazdı. Frankfurt Şehir Tiyatrosu’nda yönetmen olarak çalıştı. Pek çok filmde rol aldı. 4 tiyatro oyunu, 3 roman ve 2 kısa öykülerden oluşan kitabı var. Yapıtları 15 dile çevrildi. 1994’te Amerika (New York) ve İngiltere’de (Londra) kitapları yılın en iyi kitapları arasına girdi. “Ingeborg Bachmann Ödülü” (1991), “Walter Hasenclever Ödülü” (19993), “Kuzey Ren Vestfalya Yılın Sanatçısı Ödülü” (1998), “Almanya Kuzey Şehirleri Literatür Ödülü” (1998), “Frankfurt Şehir Yazarı Ödülü” (2003), “Heinrich von Keist Ödülü” (2004), “Berlin Sanat Ödülü” (2009)gibi büyük edebiyat ödüllerinin sahibi oldu. Çok ödüllü romanı “Hayat Bir Kervansaray, İki Kapısı Var, Birinden Girdim, Birinden Çıktım”, 2006’da İngiltere’de “Ölmeden önce okunması gereken binbir kitabın” içinde yer aldı.

Carl Zuckmayer ve madalyası hakkında

1896’da Nackenheim’da doğan ve 1977’de İsviçre’de ölen Alman yazar Carl Zuckmayer adına 1979’dan beri doğum yerinin bağlı olduğu Rheinland Pfalz Eyalet Hükümeti tarafından veriliyor. “Teufels General” (Şeytanın Generali) ve “Hauptmann von Köpernick” (Köpernick’li Yüzbaşı) gibi oyunları hem tiyatroda, hem sinemada defalarca işlenen diktatörlük, militarizm karşıtları eserleriyle Alman edebiyatında saygın bir yer edinen Zuckmayer, Hitler döneminde Almanya’yı terketmiş ve önce İsviçre’ye, sonra da ABD’ye yerleşmişti. Savaş döneminde Hollywood’da senaryo yazarı olarak çalışan yazar, daha sonra İsviçre’ye yerleşti. Carl Zuckmayer’in babası şarap tıpası üreten bir fabrikatördü ve çocukluğu şaraplarıyla ünlü Ren bölgesindeki Nackenheim’da geçti. Bu nedenle ödül, madalyanın yanısıra bu bölgeden 30 litelik de bir fıçıyı içeriyor. Ödüle daha önce layık görülen sanatçılar arasında Friedrich Dürrenmatt (1984), Martin Walser (1990), Herta Müller (2002), Armin Müller-Stahl (2006), Udo Lindenberg (2007) ve Volker Schlöndorff (2009) da yer alıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.