Özgürlük; kişiden kişiye değişen bir anlama dönüşmüştür.

“Bu tür olaylar deva ettiği sürece polisimiz de tavrını koruyacaktır”

Polis, biliyorsunuz bazı olaylarda orantısız güç gösterisi yapmaktadır ve zafer işaretleri altında bir birlerine Amerikan selamı olan elleri bir birine vururken yani sokak dili ile çakarken fotoğrafları yayınlanır. Yetkili kişilerden de teşekkür alırlar. Bu yetkili kişilerin arkasında da hükümet olduğu gerçeği gün yüzüne başbakanın yukarıdaki sözleri ile serilmiş durumdadır.

Geçmişte 1 Mayıs olayları sırasında yaşananlar hala gözleri yaşartmaya devam ederken, üzerimizde gaz bulutu dağılmadan, başka olaylarda da gaz bulutları alanı kaplamıştır. Öğrenci, işçi … kim ki, hükümete muhalif potansiyeli taşıyorsa; üzerlerinden cop, gaz eksik olmaz olmuş. (Bu durum sadece bu hükümete ait değildir, kim iktidar gücünü alıyorsa, karşısındakine onu yapmayı hak olarak görmektedir, sanki bu yasalar ile ruha işlenmiş ve sürekliliği olan bir gelenek gibidir. Gelenek bu hükümette daha çıplak olarak sergilenmektedir sadece… Ne yazık ki bu sergilenenlere ise yandaş kalemler başka anlamlar yükleyerek gözden saklamaya çalışmaktadırlar.) Gaz tüketimi o kadar fazla olmuş ki, üretim ihtiyacı duyulmuş, artık gaz için dışarıya dolar göndermek yerine, iç üretim yaparak tasarruf, bir kaçta yandaş vatandaşa iş çıkarılmış olduğunu düşünüyorum.

Polis, hükümetten almış olduğu güç ile gazını gerekli görülen grupların üzerine sıkmaktan geri durmuyor, çünkü devlet memurunu koruyan yasalar nasıl olsa yapmış olduklarını korumaktadır ve meşrulaştırmaktadır. Hükmet, sadece gaz sıkan polisi değil, Hrant Dink (Nefretin ortaya çıkarmış olduğu cinayetlere karışan devlet memurlarını ve görevlilerini…) cinayetinde şüpheli olan devlet görevlilerini de korumaya devam etmektedir. Hükmet nasıl bir toplum özlediğini sözleri ile değil ama yaptıkları ile çok şey anlatmaya devam etmektedir. Devlet gücü hangi amaçlar içinde kullanıldığı yaşananlar ile ortaya bir kere daha serilmiştir.

Anayasa komisyonu başkanı, bir protesto karşısında takındığı tavır, aslında gelecekte nasıl bir devlet yapısı ve toplum istediğini ortaya serer konumdaydı. Kuzu bir toplumun bir de çobanı olması yeterlidir, çoban nereye sürer ise oraya toplum gitmelidir diyerek, toplum içinde taşkınlık yapanlara nasihat değil, gaz hoşgörüsü göstermekte sakınca görmemektedir. Bu olaylar üzerine başbakan kendisini ve niyetini çok açık olarak ilan ediyordu. “Bu olaylar sürdüğü sürece polisimiz de tavrını koruyacaktır”. Tavır açıktır, yapılan operasyonlar, operasyonlar sonucunda açılan davalar ve sonuçlanmamış olaylar, gündemin sürdüğünü kanıtlamaktadır. Yaşanan süreçte; sonuçlanmış olaylar, bir niyetin gerçek boyutunu ortaya sermesini engellemektedir. Çünkü, bugüne kadar sonuçlanmış olayların olmaması, olanların ise; hükümetin istekleri yönünde yapılan hukuksal değişiklikler olarak ortaya çıkmış olmasına rağmen, demokrasi, insan hakları ve kişilerin özgürce kendisini ifade etmesi konusunda ne yazık ki Avrupa Birliği devletleri boyutunda henüz olgunluğa erişmediğimiz göstermektedir.

Devlet adına hüküm verenleri koruyan yasalar gün geçtikçe daha da sağlamlaşmaktadır. Torba yasa olarak ortaya gelen ve tartışılmadan meclisteki komisyonlardan çoğunluk sayesinde geçen düzenlemeler, meclis onayladıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Bu yasaların özgürlüğü daha da olanak tanınması beklenirken, özgürlük belirli kesim için alan genişletirken, geniş kesimler içinde daralma anlamına gelmektedir.

Var olan demokratik açılımlar sonuçlanmamış ve sürece bırakılmıştır. Bu süreç ne kadar süreceği henüz belli değildir. Önümüzdeki günler seçimlerin olacağı günlerdir, bu süreç içinde, hükümet geniş kesimlerin ağzına bir parmak bal sürmeye devam edecektir ama ikinci bir balı onlardan esirgeyecektir. Çünkü yaşanmış olan referandum ve sonraki süreçte teşekkür ettiği kesimin beklentilerini yanıtlamamış, sessizlik içinde izlemeye devam etmiştir. Hükümet kendi programını ödünsüz olarak uygulamaya ve programı içinde pürüz gördükleri konularda torba yasalar çıkararak sorun üzerinden gelmeye devam etmektedir.

Sonuç olarak hükümet özgürlük anlayışını kendisine göre tanımlamakta ve bu tanıma uygun olarak açılımlarını yapmaya devam etmektedir. Özgürlük tanımı ve anlayışı farklı olan bir başbakan, kendi anlayışına uygun davranmayanları azarlamakta sakınca görmemektedir ve görüşünü dayatmaktadır. Görüşüne uygun ortam yaratması içinde, çevresinde oluşturmuş olduğu medya gücü ile kamu yaratmakta her türlü propagandayı kullanmaktan geri durmamaktadır. Özgürlük sübjektif bir kavrama dönüşmüştür ve nereden baktığına göre anlam ifade etmektedir.


—————————————
http://cemoezkan.blogcu.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.