Zirvedeki ‘Fast food’ görüşmeler…

Amerika’yı ziyaret etmeyen tek cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’e karşı, “aylık olağan görüşme” yapar gibi baba Bush’la hr an buluşan ve TC’nin ABD’yi en çok ziyaret eden Cumhurbaşkanı olan Turgut Özal’ı düşününce,  ifrat ve tefritin eşsiz örneklerini gelin de hatırlamayın.
Siyah ve beyaz iki ayrı davranış.
İki zıt kişilik.
Özal ABD’yi kapı komşusu yapmıştı 1990’larda.
Sezer ise yedi yıl içinde bu ülkeye adımını atmadı ve sadeta ABD’ye küstü.
Bunlar hep ilk’ler.
Gelelim bir başka ilk’e…
Çiçeği burnundaki cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’ün ABD’ye yapacağı ziyarete.
Koltuğu oturduğu günden itibaren eski “mekik diplomasi’lerini çöp kutusuna atan ve adeta “panik atak” diplomasisi mucidi olmaya adaymış gibi görünen Abdullah Gül yerinde duramıyor.
Dışişleri bakanlığından gelen bir alışkanlık desek bir derece. Belki de yeni bir diplomasi taktiğidir bilemem.
Ama devletin bir nolu adamı ile bakan arasındaki farkı bilecek kadar da deneyimli.
Acaba bu “panik atak diplomasi” biraz kendini kabul ettirme güdüsüne mi yönelik, yoksa popüler olma hevesinin bir tezahürü mü?
Bunu anlayabilmek için Gül’ün, yılın ilk günü TRT’de yaptığı “Zirveden Söyleşi’ye göz atmak gerekir.
Devletin zirvesindeki Gül ABD gezisi öncesi, ülkenin en büyük ve etkili gazetelerinin genel yayın müdürleriyle bir görüşme yapmak istemektedir.
Neden?
Daha önce, Kayseri’den getirtilen özel pastırma ile yapılan yumurtalı pastırma kahvaltılarına çağrılan köşe yazarları muhabbetleri sonucu ortaya çıkan açığı telafi etmek.
Genel yayın müdürlerini tepede, yani zirvede  onore etmek.
TRT ekranlarından günlerce ilan edilen “Zirvedeki açık oturum”a genel yayın müdürleri yerine gele gele Ankara Temsilcisi gazeteciler gelince çok şaşırdım.
Dağ fare doğurmuş gibi bir hal vardı ortada.
Önceden davetiye gönderilen ve teyidi alınan genel yayın müdürlerinden hiç birinin bu açık oturuma, sohbet toplantısına katılmaması kimleri güç duruma sokmuştur bilemem.
Ama tahmin ederim.
Güç durumda kalanlar, ya da başarısız olanlar.
Çankaya’daki basın patronu…
TRT’nin yeni genel müdürü…
Açık oturumu yöneteni
Ve devletin, basın üzerindeki etkili isimleri.
Gerçi sohbet toplantısı saat 23.00’den sonra yapıldı.
Geç saatlere neden alındı, bunu bilemiyoruz.
Ama genel yayın müdürlerinin yerine ikinci olsa iyi, üçüncü hatta bazılarına göre dördüncü adam sayılabilecek gazetecilerin tesbih tanesi gibi Gül’ün karşısına dizilmeleri bence fiyaskodur.
Acaba büyük gazetelerin genel yayın müdürleri kendi aralarında anlaşıp mı sohbete katılmadılar, yoksa  güç dengesi yüzünden mi ihtilafa düştüler, bilemeyiz.
Bence “zirve”deki devlet adamı “zirve”deki gazeteciler veya yazarlara muhatap olmalıydı.
Bence bu sohbet bir anlamda “gece yarısı fast food buluşması” idi.
Bu yakıştırma benim buluşum değil.
6 Aralık’ta Gül’ün ABD’ye yağacağı ziyarete ABD’nin önde gelen gazeteleri “Bush ile Gül’ün fast food görüşmesi” yakıştırmasını yapmışlar.
Kısa görüşme anlamında.
Öğle arası ayak üstü atıştırılan  burger gibi…
Geziye çıkmadan üç gün önce, iki ya da üçüncü sıradaki gazetecilerle yapılan fast food muhabbet toplantısından sonra, Bush-Gül görüşmesinin aynı mahiyette –düzeyde değil- olması ve fast food yakıştırmasıyla sonuçlanması bence yeni ilk’lerden bir başka örnek.
Hem de düşündürücü bir örnek.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here