Özlenen sosyaldemokrasi

Kuzey Kıbrıs’ta temaslarda bulunan MÜSİAD Ankara Ekonomik Heyeti üyeleri birlikte çeşitli görüşmelerde bulunduğumuz CTP üyesi politikacılar konukları çok şaşırttılar. Türkiye’den gelenler sosyaldemokrat bir parti lafını duyduklarında akıllarına “CHP gibi mi?” sorusu takılmıştı. CTP’nin CHP ile hiç bir benzerliğinin olmaması ve modern sosyaldemokrat bir dünya görüşünü savunuyor olması Ankaralı konukları çok sevindirdi. Ben ise Türkiye’yi düşündüğümde üzüldüm bu duruma.

Neredeyse “Orjinali kaybolmuştur, taklitlerinden sakınınız!” ya da “Sosyaldemokrat partimi kaybettim, hükümsüzdür” diyerek mi açıklamalı acaba Türkiye’nin sosyaldemokrasiye en çok ihtiyaç duyduğu bir dönemde onun adına ortalıkta gezenlerin “milliyetçi” politikalarını?

Türkiye geçmişi ile hesaplaşıyor. Karanlıkta kalan faili meçhul cinayetlerin arka perdesi aralandıkça kamuoyu duyduklarına inanamakta ve şaşırmakta. Tek şaşırmayanlar ya da şaşıranlara tepki verenler ise “sözde” sosyaldemokratlar! Türkiye’nin Sosyalist Enternasyonal’e üye tek partisi CHP’nin Ergenekon diye bir sorunu yok. CHP daha çok “Ergenekon diye bir sorun var” diyenlerle sorunlu!

Oysa Ergenekon Soruşturması kapsamında AK Parti Hükümeti de hatalar yapıyor ve belki de bu hatalar vahim sonuçlar doğuracak ve hesap vermesi gerekenler “yine paçayı kurtaracak”. İşte tam bu noktada sosyaldemokratların sorumluluklarının bilincinde demokratlar olarak yapıcı eleştiriler ile sürece müdahale etmeleri büyük bir şans olabilir. Yapılan hataları haklı olarak eleştirirken diğer yandan Türkiye’nin “karanlık geçmişinin sorumluluğunu taşıyanların” hesap vermesi için süreci destekleyebilir. Bir ülkenin geçmişi ile hesaplaşmasının iktidar ve muhalefet kanatları olamaz. Bu hesaplaşma tüm demokratların ve gerçekten insan haklarından yana olanların birlikte tavır aldığı bir görev olmalıdır.

Ancak CHP nedense sosyaldemokrasinin tüm değerlerini bir kenara iterek orjinal “milliyetçilerden” daha sağda bir çizgiyi benimsemeyi tercih ediyor.

Türkiye’nin AB üyeliği için çaba verdiği ve çeşitli nedenlerden dolayı bir duraksamanın yaşanmakta olduğu günlerde CHP belki çok gecikerek ve sadece “dostlar alışverişte görsün” lafını hatırlatırcasına bir “Brüksel Ofisi” açarak bugüne kadar yapmadıklarını telafi etme şansına sahip değil. Türkiye’nin AB yolunda ilerlemesini “engellemediklerini” söylüyorlar. Doğru. Elbette engellemediler. Hatta manen desteklemiş ve “iyi dileklerde bulunmuş” da olabilirler. Ama hepsi bu! Bir sosyaldemokrat parti için yeterli mi?

İşte Kıbrıs Sorunu ortada. AK Parti Hükümeti iktidara geldiği ilk günden itibaren Kıbrıs Sorunu’nun “her iki tarafın da aynı göz hizasında olması” ilkesinden şaşmadan tüm çabaları desteklemekte. KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat tam desteğe sahip. CHP nerede? “Barış, adil çözüm ve federasyon modeli” söz konusu olduğunda AK Parti Hükümeti’ne gerektiğinde “yön vermesi” beklenen Türkiye Sosyaldemokrasi’si kayıp!

Bu nedenle Avrupa ülkelerinin sosyaldemokrat partileri CHP ile büyük bir soruna sahip. Bu duruma da aklı başında kimse şaşırmıyor olsa gerek. Sosyaldemokratlar arasında gayet doğal bir dayanışmadır seçim dönemlerinde işbirliği yapmak. Ama sadece Kuzey Kıbrıs’ta değil Almanya’da, Hollanda’da ya da İngiltere’de kimse CHP’yi yanında istemiyor. Aynı şekilde Türkiye’de seçimler söz konusu olduğunda Avrupalı sosyaldemokratlar bu partiye destek veriyormuş izlenimi uyandıracak ziyaretlerden kaçınmaktalar.

Evet, Ankara’dan gelen konuklar CTP, CHP’ye hiç benzemiyor dediklerinde ben de çok sevindim. Dünyada hiç bir sosyaldemokrat partinin Deniz Baykal’ın CHP’sine benzeme ihtimali söz konusu bile olamaz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here