İzlenimler…

Düşünmekle kalmayayım dedim ve tatil fırsatı içinde izlenimlerimi kısaca da olsa dile getireyim. Kim hangi cemiyet içinde yaşıyorsa, dünyaya o penceren bakıyor, bir de karşı alandan bakmayı başarabilsek, acaba bugünkü kadar hava gerilir miydi? Hava gergin ve üzerimde havanın ağırlığı var!,


Bayburt’tan otobüse binmişti. Otobüs İstanbul yönüne doğru hızlı bir şekilde hareket etmekteydi. Hava kararmış, uykusu da gelmişti. Bir süre sonra gözkapaklarının ağırlığına dayanamamış, gözleri kapanmıştı. O koltukta uyuyordu, rahat olmazsa da. Bir yandan da yarın İstanbul’da karşılaşacağı manzarayı düşünüyordu. Her ayrılık hüzün, her buluşma mutluluk getirir miydi? Elbette değilidi mutluluk. Geleceğin belirsizliği hakimdi. Yolda otobüs hızla karanlığın içine doğru gidiyordu. Bir süre sonra otobüs ilk molasını vermişti. Yol uzundu ve insan ister istemez molaya ihtiyaç duyuyordu. Ayakları şişiyordu her yolculuk sırasında, kasları geriliyordu. Bu molalar sayesinde kendisini topluyordu. Molalar eskisi gibi de değil, daha modern ve temiz. Molada kendi ihtiyacını karşılayıp geri döndüğünde gözelerine inanamamıştı. Yanlış otobüse bindim diyerek geri indi ve panik halinde tüm mola yerdeki otobüslere bakmıştı. Sonra orada birine sordu; “kardeş, ben Bayburt’tan geliyorum, İstanbul’a gidiyorum, acaba geldiğim otobüs kalktı mı?” şaşkınlık içindeydi, geldiği otobüsü bulamıyordu. Buluyordu ama içinde bir şüphe vardı. Acaba demekteydi. İlk bindiği otobüs o geldiği otobüs olduğunu öğrendiğinde inanamadı ve tekrar otobüse bindi. Sonra hayal görüyorum diyerek gözlerini ovuşturdu. Hayır, her şey olduğu gibiydi, küçük çantası oradaydı, peki neden yanıldığını düşündü.


Bayburt’tan ayrılırken önünde oturan bayanlar çarşaflar içindeydi, şimdi ise her yerleri açıktaydı! Kısa kollu tişörtler içinde iki bayan oturmaktaydı önünde. Üstelik saçları da açıktı.


***


İran sonunda izin verdi ve Türkiye’ye turist olarak vatandaşlarının gelmesi için Isparta havaalanını kullanma koşuluyla izin verdi, çünkü Antalya havaalanı İran vatandaşların ahlakını bozuyordu! Isparta’ya gelen vatandaşlar, tıpkı modern Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları gibi modern kıyafetler içinde konaklayacakları yerlere doğru gidiyorlar.


***


Deniz kenarına gidince önce gözünüzün banyo yapmasını düşünür ve çevreye şöyle bir bakarsınız! Göz banyosu hep öncelikli olmuştur. Nereye giderseniz gidin önce orada ne var ne yok tararsınız ve size ilginç gelen bir şeyin üzerinde yoğunlaşırsınız!


Tatil beldelerini gezerken gözüme takılanları paylaşayım dedim.


Bir mayo markası şimdi deniz kenarlarında çok görülmeye başladı. Eskiden deniz kenarında ya da su kenarında oturan yerli halk göle ve denize pek girmezdi. Şimdilerde hala yerli halk bu uzak durmayı çoğunluğu korurken, dışarıdan gelenler kendi görgü kurallarına uygun kıyafetlerle su ile barışmaya başlamış olduklarını gördüm. Su kenarına gelip hiç girmeden piknik yapıp gidenler olurdu, sadece çocuklar suya girer çıkar, büyüklerde uzaktan onları yönetirdi!


Başları bağlı olan kadınlar, suya girerken altlarında mayo kumaşı ile yapılmış bir tip elbise giyiyorlar, bu sayede kendi inançlarına uygun davranmış olduklarını düşünüyorlar.


Bu açığı gören birçok amerikan oraklı firmalar uygun kıyafetler üretmeye hızlı bir şekilde devam etmekteler. Üretici firmadan alan bu kıyafetler basındaki adı haşema! İlk üreten istediği ismi vermiş, şimdi bir askeri kıyafet gibi sahillerde gözükmektedir. Mayo ve bikini ile görmeye alışık olduğumuz kadını başka bir kıyafet ile görmeye başladık deniz kenarında.


Ülkemizde ise varlıkları ret edilemeyen bir kapalı kadın var. Onlar yıllardır bir mücadele vermeye devam etmekteler. Fakat bu deniz kenarında gözükmeleri eski değil, henüz çocukluk dönemini yaşamaktalar.  Bunlar henüz kitlesel anlamda sahillere inmediler, fakat inmeyecekleri anlamını da taşımıyor.


Kadınlara özgü plajların yaratılması taraftarıyım. Bu sayede, görünümü çok kötü olan bu mayolar, askeri bir görünüm kazanmadan hayatımızdan çıkıp gitmesi. Çünkü çok kötü gözüküyorlar. O kıyafeti ne diye giyiyor kadın, erkeğe seksi bir şekilde gözükmemek için. Erkeğin arzusunu kabartmamak için. Yani kadın kadın olduklarında bu kıyafete ihtiyacı yok!


Deniz sahillerinde bildiğiniz gibi bir erkek egemenliği var, askeri ve polisiye tedbirler ile plajların güvenliği tam sağlanamamakta. Plajda kadın tek başına güneşlenemez, güneşlenmeye kalktığı an çevreden rahatsız eden de çok olur. Gönül rahatlığı ile kitabını okuyup denize giremez. Her an yanına yaklaşan bir sarkıntı olma ihtimali yüksek. Sadece söz ile değil, fiilen taciz olayları azımsanamayacak kadar yüksek ülkemizde. Kadınlar kendilerine ait yaşam alanları yaratmak zorundadır. Ülkemiz gibi henüz birçok çağdaş değerleri içine sindirememiş bir toplum olduğumuz göz ardı edilmez ise, kadınları korumak onlara yeteri kadar yaşam alanları açmak yerel yönetimlerin görevleri arasında olmalıdır diye düşünüyorum. Bir otoparkta dahi kadınlara ait yer olması çağdaş toplumlarda zorunlu, ülkemizde de birçok büyük alışveriş mağazalarının park yerlerinde gördüm. Bu güzel uyguluma yaşamın diğer alanlarında da olmalıdır, çünkü kadınlara hala nasıl davranması gerektiğini bilen bir toplum değiliz!.. Onları birer obje olarak gören ve cinsel metal olarak gören anlayış hala toplumun belli tabakası içinde varlığını korumaktadır.


***


Tatillerde olanlar, kısıtlı imkânları ile kısıtlı alanlarda fahiş fiyatların altında ezilmekteler.


Turizmin bu kadar kötü olduğu bir dönemde, dört yıldızlı oteller her şey dahil 80 YTL olarak fiyat biçerken, hiç yıldızı olmayan oteller muhafazakâr kesim görüşüne uygun hizmet veren yerler, en düşük ücret 75 YTL’den başlıyor.


Kadınlar kendi yaşam anlayışlarına uygun mücadele ederken erkekler nasıl kıyafetler giymekteler?


Bu konuda tek tip bir kıyafetten bahsedilemez. Kadınların kıyafetini tanımlarken nasıl türban ile cümleye başlarken, erkekler o konuda daha özgür.


Değişik tarikatlar kendi kıyafetleri ile geziyorlar. Onların dışında büyük çoğunluğu oluşturan ve genellikle küçük işletmeci olan ya da orta işletmeci olan kişiler ise modern kıyafetler ile karşımıza çıkmaktalar. Onlar bağlı oldukları tarikat ya da siyasi çevre yüzlerindeki sakal ve saç tıraşına göre ayrım yapılabilmektedir.


Deniz kenarında ise daha farklı bir görünüm sergiliyorlar. Uzun mayolar. Diz kapaklarının altında olan bu mayolarda kadınların mayoları gibi üretildiği firmanın adını alıyor, haşema.


Deniz kenarında boksör şortları ile güneşlenenler, donları ile girenler yanında bir de haşema ile girenlerde çoğalmaya başladı. Toplu alanlarda bu kıyafettekileri gördüğünde düşünmeyin, eşleri orada mı diye. Onlar ya bir gölge kenarında yemek hazırlıyorlar, ya da yoklar. Olanlarda genç değillerse, çocukları ya da torunları ile ilgileniyorlar, erkeler denize girerken.


Siyasi amaçlarını değişik sembollerle ifade edenler, meydanlardan sonra şimdilerde deniz kenarlarında da kendilerini göstermekteler.


Muhafazakâr kesim kendilerini nasıl denize ya da suya bırakabilir?


Kendilerine uygun yerleşim olan yerlerde!


Peki, oralar nasıl olmaktadır?


Kadınlar için ayrı yüzme havuzu, erkekler için ayrı. Kadınlar için ayrı plaj, erkekler için ayrı. Ailecek girebilecekleri ortak bir plaj ve yüzme havuzu olamıyor. Ekonomik gelmediği içinde ortak bir su kenarında buluşamıyor aile! Ortak alan, yemek saatlerinde kafeteryalar, oyun salonları gibi yerler olmakta…


Su kenarında aile olamıyorsun.


Ülkemizde bu açığı gören bazı işletme sahipleri otellerini bu ihtiyaca göre yapılandırmışlar. Şimdi bu yapılaşma elbette beli bir ücrete dair. Normal ailelerin ortak yaşayabildiği alanlar ile burada ki fiyat farkları bu şekilde açıklanabiliyor. Aslında işletmeler hiç bir şey yapmıyor, bayanların girdiği havuzların kenarına çadır ya da başka bir şeyle kapatıyor, oluyor bayanlar havuzu. Küçük koylardan  birini erkeklere diğerini bayanlara ayır, al sana İslam’a uygun plaj! Yok, tek plajın mı var, o da sorun değil, belli saatlerde bayanlar, belli saatlerde erkeler o plajdan yararlanabiliyor.


Kadınlar yıllardır yaptıkları mücadelenin kendilerine vermiş olduğu özgüven ile sokaklarda ne kadar bağımsız ve özgür yürüdüğüne hiç dikkat ettiniz mi?


Zafer kazanmış bir eda ile kollarını daha özgür kullanarak göğüslerini gere gere dik dolaşmaktalar. Fakat deniz ve su olunca aynı özgür alanı bulmakta zorlanıyorlar, çünkü henüz onların dünyaya bakış açılarına uygun yerler yaygın değil. Rekabetin en az olduğu alan bu alan. Duyduğuma göre Türkiye çapında bu şekilde hizmet veren işletme sayısı 19.


Deniz kenarında gözüme çarpanlar şimdilik bunlardı! Bir de sahillerin boşluğu, birçok yazlık henüz açmamıştı kapısını. Deniz kenarını kuşatan beton binalar şimdilik boş durmaya devam ediyor. Neden deniz kenarına yazlık yapılır anlamıyorum, oraya harcanan paralar ile daha lüks ve güzel tatil yapabilir aile…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here