‘Çözüm: Ortak meşru alan’

Çalışlar, Türkçe Konuşan Avukatlar Birliği’nin (Turkish Speaking Lawyers Association-TSLA) North London Community House’ta düzenlediği panelde Türkiye’deki son gelişmeler hakkında bilgi verdi.


Türkiye’nin son 50 yılda ekonomik ve onun belirleyiciliğinde siyasi ve sosyal yapının da öngörülenden farklı bir boyutta değiştiğini belirten Çalışlar şu yorumu yaptı:


“Özellikle 1980 darbesi sonrasında Türkiye 3 dalgayla sarsıldı. Kürt, Alevi ve islamcıların oluşturduğu üç dinamik Türkiye’yi olduğu gibi Türk solunu da serseme çevirdi… Türkiye Cumhuriyeti’ni oluşturan egemenler ne yapacağını bilmiyor ve yasakçı yöntemlerini sürdürüyor… Bunlar kolay halledilebilecek sorunlar değil ama konuşulabilecek hale gelmesini istemeliyiz…”


“SOLCULAR NE YAPMALI?”


“Peki biz solcular ne yapmalıyız” sorusunu soran Çalışlar yine kendisi şöyle yanıtladı:


“Türkiye Cumhuriyeti ya bu 3 dinamiği kendi meşru zemininde ifade etmesini sağlamalı. Böyle bir zemin kurulacak mı? Onun sancısı yaşanıyor… yeni ve gerçek demokrasi anlayışında azınlık hakları ne kadar korunuyorsa o demokrasi o kadar ileridir. Gerçek demokrasinin ve gerçek solculuğun da bu olduğuna inanıyorum. Doğru olanı, çoğunluğa karşı da olsa söyleyebilmeliyiz… Yeni Anayasa’da bu doğrultuda ezileni, hakkı yenileni, azınlıkta olanı koruyan bir anayasa olmalıdır… Çözüm ortak meşru bir alan yaratmaktır…”


“OPERASYON SORUNU ÇÖZMEZ”


Irak operasyonun Kürt sorununu çözemeyeceğini belirten Çalışlar Kürt sorunu hakkında şunları söyledi:


“İlk gençlik yıllarımızda 1965’lerde doğu sorununun çözümü için mitingler yapıyorduk. O zamanlar ‘Kürt’ kelimesini söylemek bile suçtu. Aradan 45 yıl geçmesine karşın hâlâ aynı sorunu yaşıyoruz… Bizim ömrümüz bitti ama sorun bitmedi… Kürt sorunu Türkiye’deki demokratik gelişmeyle bağlı olarak demokratik zemine çekilerek çözülmelidir. ‘PKK silahı bıraksın, devlet demokratik açılımlar yapsın’ söylemimizi sürdürüyoruz. Umarız son operasyon kalıcı kin ve öfkeye yol açmaz…”


“ÜNİVERSİTEDE TÜRBANA İZİN VERİLMELİ”


Üniversitelerdeki türban tartışmalarına da değinen Çalışlar, tartışmanın özünde iki tarafında üniversitelere egemen olma kavgasının yattığını söyledi…


Çalışlar, 12 Eylül anlayışının pek çok kurumda olduğu gibi YÖK’te de sürdüğünü vurgulayarak cumhurbaşkanlığı ve iktidara islamcılara kaptıran ulusalcıların bazı kurumlardaki etkisini yitirmenin kavgasını yaptığını öne sürdü. Üniversitelerin batıda olduğu gibi özerk ve bağımsız olması gerektiğini vurgulayan Çalışlar şu yorumu yaptı:


“Türban meselesinin üniversitelerdeki kız öğrencilerin üzerinden yapılması sahtedir. İki tarafta yalan söylüyor. Kadınlar üzerinden yapılan kavgaya son verilmesi gerekir. Üniversiteye türbanlı öğrenci girdi diye Türkiye’ye şeriat gelmez… Üniversitelerde herkes türban takmalı denildiğinde bir başkasının özgürlüğüne tecavüz yapılmış sayılır.”


MUHAFAZAKARLAR DA DEĞİŞTİ


Çalışlar, Türkiye’de yükselen islamcıları şöyle yorumladı:


“Türkiye’nin dış ticaretinin son 10 yılda 10 milyar dolardan 250 milyara ulaştı… Bu ciddi ekonomik değişim, sosyal ve siyasi sonuçlar da doğurdu. Marksizme göre ideolojiyi üretim süreci belirler… Türkiye’de eski muhafazakarlardan yeni bir orta sınıf doğdu. AB ile küresel anlamda ticaret yapabilecek güç haline gelen eski muhafazakarlar da modern yaşamın çelişkilerini yaşıyor. Onlar da İran gibi bir ülke yerine laik bir Türkiye’de yaşamak istiyorlar… Ne yazık ki çoğumuz hâlâ 1940’lardan paradigmalarla onları doğru tahlil edemiyoruz…”


Bülent Ersoy’un “oğlum olsa askere göndermezdim” sözlerini değerlendiren Çalışlar, sanatçının cesurca demokratik hakkını kullandığını belirterek, Ersoy’a yapılan eleştiri ve baskıları da insafsız ve gereksiz bulduğunu söyledi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.