1 milyon işçi sendikalara sahip çıktı

Yüzbinler Avustralya’yı kilitledi… Avustralya Hükümeti’nin “modası geçmiş” diye ilan ettiği sendikaları bitirmeye, işçilerin iş güvenliği, toplu sözleşme gibi 100 yıldır var olan temel haklarını ortadan kaldırmaya yönelik yeni işyeri ilişkileri yasa tasarısı Avustralya Temsilciler Meclisi’nden geçerek Senato gündemine geldi.

Yasa tasarısını protesto etmek amacıyla sendikalar tarafından en büyüğü Melbourne’da olmak üzere ülkenin bütün eyalet başkentleri ve diğer sanayi merkezlerinde düzenlenen protesto gösterilerine yarım milyon kadar işçi katıldı. Avustralya tarihinin en büyük protesto gösterisi olarak tarihe geçen mitinglere katılan işçi ve emekçiler, yasayı durdurmak ve haklarını savunmak için sonuna kadar mücedele edecekleri sözü verdi.

Avustralya’da genel grev yapmak yasalara aykırı olduğu için sendika önderleri eylem günü olan 15 Mart öncesinde hedeflerini “shut down the city” (şehri kapatmak) olarak açıkladı. Bu hedef özellikle mitinglerin merkezi olan Melbourne kentine yöneldi. Hafta içi çalışma saatlerine denk getirilen miting dolayısıyla belli başlı bütün büyük fabrikalarda üretim durdu, fabrika ve hükümet dairelerinden onbinlerce işçi kent merkezine aktı.

Melbourne kernt meydanında toplanan işçi ve emekçilerin sayısı 200 bini aştı. Daha once işyerini izinsiz terk edecek işçilerin cezalandırılacağını ilan eden hükümet, kalabalık karşısında tonunu yumuşatarak işyerini terke eden işçilerin cezalandırılması seçeneğini “işverenlerin inisiyatifine bıraktığını” açıkladı.  Mitinge büyük bir kalabalıkl bekleyen sendikalar, şehir merkezindeki her cadde köşesine üzerinde dev hopörlörler bulunan araçlar yerleştirerek, meydana ulaşamayan, ara caddelerde kalan kalabalığa konuşmaların duyurulmasını sağladı.

Kurulan dev ekranlarda, diğer şehirlerde aynı anda düzenlenen mitingler uydu aracılığıyla canlı olarak yansıtılarak kalabalığın coşkusu artırıldı. Aynı ekranlarda, daha önceden hazırlanmış, bu yasanın işçileri nasıl etkileyeceğini dramatize eden bir iki dakikalık bir tür “reklam” kuşakları da yer aldı. Melbourne’daki miting anında radyolarda verilen habere göre öğretmenleri mitinge geldiği için 100 okulda derslerin iptal edilerek öğrencilerin eve gönderildiği duyuruldu. Onbinlerce işçi ve emekçi, o sabah ev ve buluşma yerlerinde alel acele hazırladıkları pankartlarda yeni işyeri ilişkileri yasa tasarısı ile Irak Savaşı ve çıkarılması planlanan anti terör yasları arasındaki ilişkiyi sergileyen sloganlar da dahil, kendi görüş açılarını ifade eden pankartlar taşıdı.

Bir ev kadını, kartonun üzerine yazdığı sloganda hükümete, “Tutukla beni. Yeni yasalarınıza göre Anayasayı çiğniyor, hükümete karşı komplo kuruyorum” diye seslenirken, bir başkası, “Bizim sahip olduğumuz haklara çocukları sahip olmayan ilk kuşak olmayacağız” diyordu. Ortaçağ kölelerini andıran kıyafetlerle mitinge katılan 15-17 yaşlarındaki gençlerse, “geleceğin düşük ücretli köleleri” pankartı altında yürüdü.

AVUSTRALYA’NIN İZMİT’İ: GEELOG

Geelong, Melbourne’dan ayrı, fakat İzmit gibi bu kentle arası birleşmiş bir sanayi kenti. Büyük otomobil fabrikaları ve rafinerileri olan bu kentin sendikal kademelerinde sosyalist eğilimli sendikacıların etkisi büyük. Geelong sendikaları, 15 Kasım’da 30 km uzaktaki Melbourne mitingine jkatılmayı değil, kentte kendi gösterilerini organize etmeyi tercih etti ve aynı saatlerde kent merkezinde 45,000 kişinin katıldığı miting düzenledi. Bu mitingde, diğer kenbtlerde düzenlenenlerden farkı bir şey oldu. Hiç bir kentte yeni yasaya karşı grev tehdidi ortaya çıkmazken miting alanında alınan kararla yeni yasaya sendikaların genel grevle karlılık vermesi önerisi kabul edildi. 

Avustrala İsçi Sendıkaları Konfederasyonu ACTU’nun sekreteri Greg Combet, daha once yeni yasa tasarısının ortaya çıkmasından sonra sendika üyesi olmak için sendikalara başvuran işçi sayısında patlama olduğunu açıklamıştı. Combet, Melbourne mitinginde yaptığı konuşmada hükümetin bu yasayı parlamentodan geçirmekte bir sorunla karşılaşmayacağını, yasayı önleyecek gücün işçilerin kendi gücü olacağını söyledi.

TASARIDA NELER VAR?

Yürürlükteki Avustralya çaklışma yasaları, sendikaların tarihten gelen gücünün de etkisiyle, göreceli olarak işçi haklarını koruyan yaslardan oluşuyor. Liberal Parti Lideri ve Başbakan John Howard’ın 30 yıl önceye dayanan demeçlerinde bile, çalışma hayatını düzenleyen yasaların “çok sıkı” olduğundan yakındığı biliniyor. Howard Hükümeti Temsilciler Meclisi ve Senato’da elde ettiği çoğunlukla ilk kez bu yasaları değiştirme imkanı elde etti.

Hükümetin yasa tasarısı, 100 ve 100’den az işçi çalıştıran işletmelerde çalışan işçilerin iş güvenliğini ellerinden alıyor ve işverenlere hukuki bir yaptırımla karşılaşmadan istediği gibi işçi atma hakkı veriyor. Yasa ayrıca “toplu sözleşme”nin içeriğini de değiştirerek “bireysel sözleşmeye” dönüştürüyor. İşçi, ücret ve çalışma koşullarını patronla birey olarak tartışacak. İşçi, bu pazarlığı kendisi yapabileceği gibi, “bir arkadaşı”, “annesi” ya da “sendika temsilcisi” aracılıyla da gerçekleştirme hakkına sahip olacak. Sendika, işyerlerine gerekli yazışma ve izinleri almadan giremeyecek.

Yapılacak değişiklikler işçilerin tatil ücreti, fazla mesai ücreti, izin, kıdem tazminatı gibi bir çok temel hakkını yitirmesi anlamına gelecek.

Hükümet, çalışma yasalarının, ekonominin rekabet edebilme gücünü kırdığını, bu nedenle “basitkleştirilmesi” ve “sadeleştirilmesi” gerektiğini ileri sürüyor. Başbakan bu yasanın yararlarını anlatırken, “İşçi isterse öğle tatiline çıkmama karşılığında işverenle pazarlık yaparak parasını alabilecek” dedi. Başbakan, Avrupa ülkelerinin, özellikle de Almanya ve Fransa’nın çalışma yasalarında reform yapamadığı için ekonomilerinin gerilediğini söyledi.

Yeni yasa, Avustralya çalışma yasalarının tam olarak “Amerikanlaşması” anlamına da geliyor. Sendikalar, Amerika Birleşik Devletleri’nde “kadrolu” işçi kavramının önemli ölçüde ortadan kalktığına, milyonlarca kişinin “geçici işçi” statüsünde düşük ücretlerle birkaç işte birden çalışmak zorunda olduğuna dikkat çekiyor. Gazetelerde yayınlanan okur mektuplarında, “Bu yasa çıktıktan sonra Nike firmasının Güneydoğu asyaladaki fabrikalarını kapatıp Avustralya’ya taşımaması için bir neden yok. Sosyal haklarından soyunmuş düşük gelirli işçi bulmak, artık Avustralya’da da zor olmayacak” ifadeleriyler dolu mektuplar yayınlanıyor.

Yeni Yasa, işçi ve işveren temsişlcilerinin de katıldığı bir tür “mahkeme” olan ve her yıl toplanıp asgari ücreti belirleyen komisyonu da ortadan kaldırıyor ve bu görevi ABD’de olduğu gibi hükümetin atadığı bir başka kuruma veriyor. ABD’de bu kurumun değil ücretleri artırmak, yıllardır toplanmadığına dikkat çekiliyor.

__________________

*Karen Fletcher Kayhan Avustralya’da yayınlanan Green Left Dergisi yazarı

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

ten − 5 =