12 Eylül öncesi ülke kan gölüne dönmüştü!

12 Eylül öncesi ülke toprakları kan ile sulanıyordu. Olaylar ülke saffında, cepheleşmenin boyutları, birlerini rahatlatırken, birilerini de rahatsız ediyordu. 12 Eylül öncesi yaratılan korku söylemi, 12 Eylül sonrası daha da genişleyerek ülke boyutlarını aşmıştır. 12 Eylül mahkemesi, Almanya’nın Düsseldorf kentinde de kurulmuştu.

12 Eylül koşularını yaratan kan gölünde, kaç canlı vücut toprak ile buluşmuştu? Verilen istatistiki bilgilere göre, 5 bin kişi olduğu ortaya çıkıyor. Peki, 12 Eylül’ün ertesi günü başlayan süreçte kaç kişinin vücudu toprağa karıştı? Bugüne kadar olan süreçte; beş binin yanına sıfırlar ekleyerek konuşabiliyoruz. Kan gölüne rakamın sağ tarafına sıfır eklendiğine göre, acaba hangi dönemde ülke kan gölüne döndü? Tamam, 12 Eylül öncesi kan gölüne döndü ama 12 Eylül sonrası kan denizine hatta okyanusuna dönmüş durumdadır ve bu kan hala akmaya devam ediyor.

12 Eylül öncesi bir cente ihtiyacımız vardı, bugün ihtiyaçlarımızı borçlar ile karşılar konumuna düştük. Cebimizdeki cent bile borç, doğmamış çocuğumuz bile borç içindedir…

12 Eylül öncesi oluşturulan cephe, soğuk savaşın eseri ve Amerika’nın o günkü ihtiyaçlarına cevap verir konumdaydı. 12 Eylül gününe kadar, ulusal sınırlar içinde sermaye birikimi yapan ulusal ekonomi politika darbe ile birlikte yıkıldı, Amerikan ve diğer global firmaların yağmaladığı alana dönüştürüldü. Bakkal süpermarket karşısında yenilgiye uğradı, süpermarketlerde, alışveriş markezlerinin içinde yer kapabildiği kadar yaşayabilir konumuna geldi. Ülkede her türlü malı bulabilirsiniz, banka kartının borç kartına bağlı olarak alışveriş yapar konumdayız.

12 Eylül öncesi, evde yemek yapmak için yağ bulmazdık, şeker yoktu. Savaş koşullarında yaşıyor gibi bir ortam yaratılmıştı. Depolarda olanlar, yağmalama sonucu ortaya çıkıyor ama piyasada yoktu. Sigara yoktu, tombalacılar ortalıkta sahte markalar ile kumar karşılığı sigara satar olmuşlardı. Bugün saydıklarımızın hepsi var, fakat bize ait olan yok olmuş konumdadır. Başkalarının verdiği izin ile üretim yapar, başkalarının verdiği markaları kullanır konumuna düştük. Tütün ülkesiydik, tütün alan ülke konumuna düştük. Tütün çiftçisi bugün başka alanlara kaymış durumdadır. Fındık üreten en büyük ülkeydik, başkalarının izni ile o fındık üretici konumundan çıkıyoruz. Çay üreticiydik, İngiliz çay markasının istilası altındayız. Bütün bu alanları belirleyen Dünya Ticaret Örgütü, bizi yoksulaştırmaktadır. Borçlandırmakta ve elimizde var olan teknolojimizi, tarımımızı büyük firmaların bir şubesi konumuna getirildi. 12 Eylül öncesi beğenelim beğenmeyelim, sosyal devlet özelliklerini çarpıkta olsa yaşıyorduk. Bugün sosyal devlet değil, global firmaların çıkarlarına uygun liberal ekonomi gereği, ilkel kapitalizmi yaşıyoruz. Parası olan, parası kadar yaşıyor!

Emeği ile geçinme yerine, el açarak geçinmeyi onurlu hale getirdiler. Ekonomimiz için dışarıdan atama memurlar geldi, görevlerini yapıp, onlar için uygun rayların üzerine oturtup gittiler, sonra uzaktan izlediler. Kontrol ettiler. Lokomotifin başına kimi verirseniz verin, o demir yolunu izlemek zorunda konuma geldi. Kendi yolumuzu ve yönümüz bile özgürce seçme hakkımız elimizden alındı.

Okulda okuyan öğrencileri, sınav maratonu içine koştuk, okulları çocukları oyalama merkezi, dershaneleri sınava hazırlama merkezleri haline getirdik. Sınava girip başarılı olması için çocuğun dershaneye gitmesi zorunlu kıldık! Özelleştirdik, parası olanın sesi çıktığı, parası olmayanın adam yerine konulmadığı bir devlete dönüştürdük. Yeni firma kuracakların önüne hükümet, vergiler ile yerli olanların önü engeller çıkardı. Dışarıdan gelen sermaye için her türlü kolaylıklar sunulurken, yerli olanın üzerine balyoz gibi inildi. Liberal ekonomi, dışarıya açık, içeriye kapalı olarak uygulandı. Sermaye renk değiştirdi. 12 Eylül sonrası giren ılımlı İslam sermeyesi, yeni gücün sembolü olarak birlik kurdu. 12 Eylül’ün en önemli eseri sermeyenin yeşile doğru dönmesidir, yaşam kalitesinin düşürülmesi, yeni tutucu bir yaşam biçiminin topluma zorla kabul etmesi olarak yansıdı.

12 Eylül öncesi yaşananlar kan gölüne döndü olarak anlatılır, bugünkü sorunların temelinde o günler olduğu belirtilir. Doğrudur, fakat eksiktir. Çünkü o günlerde yaratılan korku, daha büyük şekilde bugünde yaşamaktadır. Sokaklar ülke saffında olmazsa da, kan denize dönderildiğini istatistikler söylüyor. Emekçiler kaybettikleri haklar için bugün kar altında eylemlerine devam ediyorlar. 12 Eylül emekçiyi, emeği ile geçinenleri ezdi, yok etti. Bugün borsadan elde ettiği hayali para ile geçinenler, kara para ile yaşayanların hakim olduğu bir ülkede yaşıyoruz! Ezilenlerin olabildiğince parçalandığı, ezenlerin birlik içinde yaşadığı bir dönemi yaşamaktayız…


—————————————
http://cemoezkan.blogcu.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.