1844 El Yazmaları üzerine kısa notlar yahut Wall Street ayaklanması

1844 El Yazmaları üzerine kısa notlar yahut Wall Street ayaklanması

0
PAYLAŞ

Birkaç haftadır altını üstünü çize çize, Karl Marx’ın 1844 Elyazmaları’nı okuyordum.
Marx’ın dev eseri Kapitali’ne hazırlık olan bu çalışmayı bir kez gençliğimde, sonra yarım yarım orta yaşlarımda okumuştum; şimdi tekrarı olacaktı.
Tam onu okuyup da bir tek yanlışını dahi bulmaya çalışmak üzere kendimi satırlara verdiğim, ama ne kadar haince bir kusur aramaya kalkışıp bulamasam da, işte o sıra New York’taki dünya borsalarının ve finans piyasalarının merkezi olan Wall Street, bir ayaklanmaya tanık oldu.
Her kesimden ve her sınıftan Amerikalı, Wall Street caddesinde toplanıp, dünyayı yöneten paranın sahiplerine baş kaldırıyor, yeter artık diyordu.
¨Yeter!¨ demekle yeter miydi, bunu anlayacağız; insanlık tarihi sınıflar savaşı tarihi olduğundan beri bir türlü anlayamadığımızı şimdi, belki anlayacağız.
Bu barışcıl gösteriler giderek hem ABD’de yayılmaktaydı, hem de Kanada’ya oradan Avrupa başkentlerine sıçradı.
Kimileri bunun bir tür ¨Arap Baharı¨ gibi bir ayaklanma olduğunu söylerken, birçokları bunu gelgeç şeyler tarifesine koydu.
Bir kafa karışıklığıdır, aldı başını gidiyordu…
Benim kafamın karışmadığı bir zamana denk gelen bu hadiseler şimdi devam ediyor; kafam karışmadı, zira Marx’ı okuyordum.
Çok açık ve net anlatıyordu:

Dünya üzerinde bir toprak parçasını dört tarafından çalı çırpıyla yahut taştan duvar dizip çevirdikten sonra, ¨Burası bana aittir, adım atanı şişlerim ha!¨ diyen insan ekonomik insandır, yani homo-economicus’tur.
Bu insan kapattığı arazi parçasında tarım yapmaya başlayınca sıcaktan terleyip soğuktan tir tir titremeye uğradığı zaman, ¨Burada ben niye eşek gibi çalışıp yoruluyorum ki¨ demiş, o sırada kendisi kadar akıllı olmayan ve bu yüzden bir başka toprak parçasını çevirip kendisine mülk ilan edemeyen beceriksiz bir başka insanı tarlasına sokup çalıştırmıştır.
Birisinin mülküne gidip çalıştığı için, ¨Aman tanrım, ne şanslıyım, bak iş güç sahibi oldum, ekmek paramı bu tarlanın sahibi bana veriyor, tuttuğu altın olsun¨ diye canla başla çalışan emekçiye yaşamasına, yani ertesi gün tekrar gelip iş yapmasına yetecek kadar gıda ve ihtiyaç maddesi veren mülk sahibi akıllı adam böylece işveren olmaktadır.
Bu işveren bir süre sonra çalıştırdığı adama sebze meyve vereceği yerde, eline bir madeni yahut kilden yapılmış bir parça tutturup ¨ Bak buna para derler, ben şimdi bunu icat ettim, bundan bir tane getirirsen, sana domates patlıcan satarım, al bunu güle güle harca¨ demeyi de akıl etmiştir.
Böylece paraya bağlı bir ekonomik hayat gelişmiş, parayı hazırlayan mülk sahibi olduğu için paranın idaresi de onun elinde kalmıştır; yani mülk sahibi hâlâ akıllı adamdır. Diğerleri akılsızdır; bu fıkranın yazarı da o akılsızlar arasındadır.
Bir süre sonra ilk bankerler Yahudiler arasında türemiştir. Yahudi dediğimiz İbranî milleti sürgünde olduğu için ne olur ne olmaz diye bulundukları yerde arazi, mülk almaya yanaşmamış, yani ötekiler gibi çalı çırpıyla toprak parçalarını çevirip burası bizim dememiştir, ¬ Gerçi bunu 20.yüzyılda demiş , bir devlet kurmuş ve o nedenle kan akmıştır, sonu nereye varacağı belirsiz bir maceraya girmiştir¬ işte bu akıllı insanlar bunun yerine mülk sahiplerinin icadı olan parayı elde tutmaya başlamıştır.
¨Elimde iki para var, senin de bunlara ihtiyacın var, al bunları şu kadar zaman sonra bana bunlardan üç tane getir¨ diye kesesindeki parayı satan, onu böylece süre içersinde çoğaltan adam da akıllı adamdır.
Bir süre daha geçince, bu para ticaretinin kayıt üzerinden sürmesine karar verilmiştir.
Eskiden al bu iki parayı diyen adamlar, parayı vermek yerine onu temsilen bir kâğıt parçası hazırlayıp üzerine ¨Vallahi billahi burada yazılı para gerçekte benim cebimdedir, ama ben ona kıyamadım, onun yerine söz veriyorum ki bu kâğıdı bulan, taşıyan, kullanan ve bana getiren mutlaka karşılığını bulur¨ demiş, böylece ortada para olmadığı hâlde varmış gibi bir değer yaratılıp akılsızların eline tutuşturulmuştur.
Bu kâğıt üzerindeki verilen garanti aynı zamanda fazladan gelir getirmiştir. İki garantili kâğıt alan kişi bir zaman sonunda bu kâğıtların bir üçüncüsünü daha bulacak, alıp ilk sahibine ¨Buyrun, teşekkür ederim, sayenizde yedim içtim, zira bu parayı kullanarak ihtiyaçlarımı gördüm, böylece yaşamak olanağı bulduğum için gittim çalıştım ve emeğinden artırdığımla yine sizden bir üçüncüyü alıp onu tekrar size getirdim¨ demiştir.
Cebinde daha evvel iki tane para olan akıllı adam, şimdi üçüncüye sahiptir. O artık bir dördüncünün peşindedir. Bu dördüncüyü kazanması zor olmaz, zira geri ödemeyi yapan akılsız adam yine ihtiyaç durumundadır, çalışabilmek için yaşam gücüne, yaşamak için çalışmaya mecburdur. Yemek yemelidir, uyumalı, giyinmelidir.
Bunlar için tekrar para sahibi olan akıllı adama gelir, ondan daha evvel verdiği 3 paradan yine 2’sini geri ister, alır, gider, kullanır, harcar, sonra kazanır bir fazlasıyla geri getirir.
İşte buna kapitalizm denir.
Kapitalizm akıllı adamların sevdiği bir oyundur.
Kapitalizm akılsızlar olmazsa olmaz…

Kapitalizmin akıllılarına karşı, bu akılsızlara akıl veren akîl insanlar da yok değildir; tarih yazıyor, biz okuyoruz.
Wall Street ayaklanmasında bıçak kemiğe dayandığı için bu saçma global düzene karşı çıkanların ellerinde iPad, iPhone, Blackberry gördükçe ayaklanmanın silahlarına bakıp da gülüyoruz. Yok, bu elektronik aletlere karşı olduğumuz için değil, varsın olsun, yeter ki doğru kullanılsın; ama doğru nedir ve nerededir…
Facebook ve twitter sayfalarından yazışa çizişe bir Amerikan devrimi gerçekleştirildiğini söyleyenlerin ciddiyetine nereye kadar inanılacaktır?!
Örgütlü işçi sınıfı partisi olmadan, Stalinist anlamda söylemiyorum, örgütlenmemiş emek gücünün kendi başına buyruk ve facebook üzerinden lafazanlık yaparak bir sonuç elde etmesi zor görünüyor; facebook şalterleri Wall Street’in elinde oldukça…
Wall Street borsasında hisse senetleri en çok alım satım yapan Facebook’u, duvarların dışında olup da içerdekilerine karşı olmak için elindeki elektronik aygıtı kullanan ¨sözde devrimci¨ durumun ya farkında değildir, yahut en iyi ihtimalle, hâlen kapitalizmin akılsızını oynamaktadır.
Olsun, ayaklanma ayaklanmadır diyen sırf nerede hareket orada bereket anlayışındaki anarşistlerin körüklemesiyle bu hareketler yayılacağa benziyor, yayılmasa şaşardık!
Ne ki Wall Street ¨devrimine¨ katılanlar ellerindeki internet araçlarını en yakındaki mağazadan satın alıp bu harekete katılmak zorundadırlar, yoksa bir hiçtirler.
Kapitalizm eliyle anti-kapitalist devrim için omuz omuza…
Galiba kapitalizm bu kendi karşıtını da örgütlüyor, ondan para kazanıyor! Çok mu hain açıklamalar yapıyorum!
Yoksa bilmediğimiz, bugüne kadar akıl etmediğimiz bir Truva Atı var ve onunla kapitalizmin hançeresine giriliyor da biz mi görmüyoruz?
İngiliz deyişiyle bekleyelim ve görelim…

BİR CEVAP BIRAK

one × two =