2 bin 500 yıllık kaya mezarını parçaladılar!

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Antalya’nın Kaş ilçesine bağlı Dirgenler köyü sınırlarında bulunan Likya dönemine ait 2 bin 500 yıllık kaya mezarı göz göre göre yok edildi.

Yaklaşık 6 yıl önce de tahrip edilen kaya mezarı bu kez paramparça edildi. Demre ilçesi ile Dirgenler köyü arasındaki ulaşımı sağlayan vadideki karayolunun bitişiğinde, Dereağzı Mevkii’nde bulunan kaya mezarındaki defineci tahribatını görüntüleyen arkeolog-rehber Ümit Işın, “Buradan gece gündüz sürekli araçlar geçer. Kaya mezarı tahrip edilirken kimsenin görmemesi mümkün değil. Bu durum akıllara soru işaretleri getiriyor. 2500 yıldır varlığını sürdürüp günümüze ulaşan bir kültür varlığını koruyamıyoruz. Kültür varlıklarının bulunduğu alanlara da hiç değilse birer fotokapan yerleştirmek bu kadar zor mudur?” diye konuştu.

Demre Çayı Vadisi’nin kuzeybatısında bulunan Dereağzı Mevkii, binlerce yıllık kültürel mirasa da ev sahipliği yapıyor. Ancak vadi içlerine ve bölgedeki ormanlık alana yayılan Likya ve Doğu Roma dönemlerine ait tarihi kalıntılar definecilerin insafına terk edilmiş durumda. Defineci talanından en çok kaya mezarları etkilenirken bunun son örneklerinden biri de Dereağzı’ndan geçen kara yolunun kenarındaki Likya dönemine tarihlenen kaya mezarı oldu.

‘YOLUN KENARINDAKİ TAHRİBATIN GÖRÜLMEMESİ MÜMKÜN DEĞİL’

Bölgede turlar düzenleyen Arkeolog-rehber Ümit Işın’ın Dereağzı’nda görüntülediği defineci tahribatı, yıllar önce parçalanan kaya mezarının neredeyse tamamen tahrip edildiğini gözler önüne seriyor. Önceki gün görüntülediği tahribatın bir kaç önce gerçekleşmiş olabileceğini belirten Işın, “Bölgede çok fazla antik yerleşim ve kalıntılar bulunuyor. Ancak bu alanlardaki kültür varlıkları korunamıyor. Bu kaya mezarının bulunduğu alan, Demre ile Dirgenler köyü arasındaki kara yolunun hemen kenarında. Buradan gece gündüz sürekli araçlar geçer. Bu mezarı parçalamak için jeneratörle çalışan hilti matkap kullanılmış. Bunu yapmak için saatlerce süren bir çalışma gerekir. Bu kadar süre içinde tahribatı hiç kimsenin görmemesi mümkün değil. Bu durum akıllara soru işareti getiriyor. Demek ki tarihi kaya mezarı yok edilirken birileri de gözcülük yapmış olmalı” diye konuştu.

‘BU KAYA MEZARLARINDA HAZİNE YOK’

Bölgede bir güvenlik zafiyeti olduğunu da dile getiren Işın, “Bu kaya mezarları zaten yüzlerce yılda defalarca soyulmuş. Bu tür mezarların içinde hazine bulunacağına inanmak tamamen hayal ürünü. Ancak insanların hayal güçleri sınırsız ve büyük bir cehaletle kültür mirası yok ediliyor” dedi. 

TARİH YAĞMASI SON 15 YILDA BÜYÜK ARTIŞ GÖSTERDİ

Kültür varlıklarına yönelik tahribatların özellikle son 15 yılda büyük artış gösterdiğine dikkat çeken Arkeolog-rehber Ümit Işın, bu artışın en önemli nedenlerinden birinin de cep telefonlarının yaygınlaşması olduğunu belirterek şunları dile getirdi: “Defineciler birbirine telefonla haber veriyor, görüntü paylaşıyorlar. Bu konuda iş çığırından çıkmış durumda. Defineciler bir dernek bile kurdular. Cezalar ise caydırıcı değil. Kültür mirasına zarar verenler bir kaç ay hapis yatıp çıkıyor, sonra yine aynı şeyi yapıyor. Ya da cezalar paraya çevriliyor.”

2500 YILLIK TARİHİ KORUYAMIYORUZ

Kültür varlıklarının korunmasına yönelik yasal düzenlemelerin yetersiz ve caydırıcılıktan uzak olduğunun altını çizen Işın, “2500 yıldır varlığını sürdürüp günümüze kadar ulaşan bir kültür varlığını koruyamıyoruz. Doğa koruma alanlarında foto-kapanlar kullanılıyor ve o alandaki bütün hareketler izleniyor, kaydediliyor. Dereağzı’nda tahrip edilen kaya mezarı örneğinde olduğu gibi bu tür kültür varlıklarının bulunduğu alanlara da hiç değilse birer foto-kapan yerleştirmek bu kadar zor mudur? Gerekli gereksiz onlarca kazı ve restorasyona milyonlar harcanırken görünürde ve tahribata açık olan tarihi eserlerin korunması için aynı özenin gösterilmemesi anlaşılabilir değil” görüşünü dile getirdi.

 

 

Önceki haberOrdu’da katliam gibi HES yıkımına ÇED Olumlu kararı verildi!
Sonraki haberDenizimiz GDO’lu yem ve antibiyotik çöplüğü olmasın!
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.