Yerli üreticiyi küstüren Türkiye ithal palmiye yağına 418 milyon dolar ödedi!

Yerli üreticiyi küstüren Türkiye ithal palmiye yağına 418 milyon dolar ödedi!

0
PAYLAŞ
TRAKYA PLATFORMU YÜR KUR ÜY GÖKSAL ÇİDEM
Türkiye’nin ayçiçeği deposu Trakya’da üretici toprağa küserken, palmiye yağı ithalatına isyan var…
YUSUF YAVUZ /AÇIK GAZETE – Kanserojen olduğu iddialarıyla gündeme gelen palmiye yağını en önemli ithalatçılarından biri olan Türkiye, 2015’te 418 milyon dolar ödedi. Yağ açığını kapatmak için yerli üretimi artırmak yerine ithalat yönelen Türkiye’nin en önemli bitkisel yağ deposu olan Trakya’da ise ayçiçeği üreticisi adeta üretime küstü. Trakya Platformu Yürütme Kurulu Üyesi Göksal Çidem, sanayi tesisleri ve vahşi madencilik ile suları ve toprakları kirletilen bölgede ayçiçeği üreticisinin desteklenmediğini belirterek, Sanayiciye sağlanan destek üreticiye verilmiyor. Bilgi var. Modern tarım aletleri var. Bereketli topraklar var. Üretim yok. Çünkü ithal ettiğimiz ülkelere göre mazot pahalı, tohum ithal ve üstelik de çok pahalı. Rekabet şansı yok. Çiftçimiz kredi ekip, haciz biçiyor. Bunun sonucunda da topraklar el değiştiriyor. Büyük şirketler borç ve kredi sarmalında kalan üreticinin elindeki toprakları yok pahasına alıyor” diye konuştu.  
TÜRKİYE 2015’DE PALMİYE YAĞINA 418 MİLYON DOLAR ÖDEDİ
Günlerdir Türkiye’nin gündeminden düşmeyen palmiye yağı tartışmalarıyla bir ilgili açıklama yapan Greenpeace Akdeniz, insan sağlığını tehdit eden palmiye yağının üretimi için Almanya büyüklüğünde yağmur ormanının yok edildiğini belirterek, “Türkiye’nin 2015 yılında 418 milyon dolar değerinde ithal ettiği palmiye yağı, gıda, kozmetik ve temizlik sektörü ürünlerinde yaygın şekilde kullanılıyor. 2013’te Türkiye 592 bin ton palmiye yağı ithal etti; başka bir deyişle bugün bir süpermarkete girdiğinizde reyonlarda gördüğünüz ürünlerin yaklaşık yarısı palmiye yağı ya da palmiye yağından üretilen kimyasalları içeriyor” açıklamasında bulundu.
ALMANYA BÜYÜKLÜĞÜNDE YAĞMUR ORMANI YOK EDİLDİ
418 milyon dolar değerindeki palmiye yağının neredeyse tamamı Malezya ve Endonezya’dan ithal eden Türkiye’nin bu konuda dünyada yalnız olmadığına dikkat çekilen Greenpeace Akdeniz’in açıklamasında, “Geçen 25 yılda palmiye yağı üretimi yaklaşık 6 kat artan Endonezya dünyanın da en büyük palmiye üreticisi konumuna geldi. Bu artış elbette bir anda ve kendiliğinden yaşanmadı. Üretimi arttırabilmek için palmiye yağı şirketleri yağmur ormanlarında ciddi kıyımlar yaparak, araziye palmiye yağı üretmeye yönelik ekimler yaptılar. Kısaca milyonlarca hektarlık alan palmiye yağı üretimi için yok edildi. Yaptığımız çalışmalar, 1990’dan bu yana Endonezya’da 31 milyon hektarlık yağmur ormanı alanının yok edildiğini öngörüyor. Bir başka deyişle Almanya’nın yüzölçümü kadar yağmur ormanı yok edildi. Endonezya ve Malezya’dan yılda yarım milyar dolarlık palmiye yağı ithalatı yapan Türkiye gıda endüstrisi de, bu kabul edilemez çevre suçuna ne yazık ki ortak oluyor” ifadelerine yer verildi.
 
TRAKYA’DA İSYAN VAR: ‘KENDİ YAĞIMIZLA KAVRULAMIYORUZ’
Palmiye yağıyla ilgili tartışmalar sürerken Türkiye’nin en önemli bitkisel yağ kaynağı olan ayçiçeği üretimi merkezi Trakya’da ise isyan var. Türkiye’nin bitkisel yağ açığını kapatmak için yerli üretimi desteklemek yerine ithalata yönelmesi Trakyalı ayçiçeği üreticisinin üretime küsmesine neden olmuş. Konuyla ilgili sorularımızı yanıtlayan Trakya Platformu Yürütme Kurulu Üyesi Göksal Çidem, Türkiye’nin yüzde 3’ünü oluşturan bölgede ülke nüfusunun yüzde 20’sinin yaşadığına dikkat çekerek, şu değerlendirmelerde bulundu:
 
‘BUĞDAY EKİYORUZ AVM, AYÇİÇEĞİ EKİYORUZ CEZAEVİ ÇIKIYOR’
“Ergene Ovası,  yaklaşık 1,07 milyon hektardır. Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ İllerinin toplam arazi varlığı 1,4 milyon ha kadar olup, bunun yüzde 65’i ise tarım alanı olarak kullanılmaktadır. TÜİK verilerine bu üç ilimizde Türkiye buğday üretiminin yüzde 10’u, çeltik üretiminin yüzde 47’si ve ayçiçeği üretiminin yüzde 65’i gerçekleştirilmektedir. Bu kadar verimli topraklarda her geçen gün tarım alanları, üretici sayısı ve üretim miktarları azalıyor. Bunun sonucunda da ithalat artıyor. Topraklar o kadar bereketli ki. Ayçiçeği ekiyorsunuz cezaevi çıkıyor. Çeltik ekiyorsunuz duble yol çıkıyor. Buğday ekiyorsunuz AVM çıkıyor. Ormanlardan ise dinamitler patladıkça madencilerin kamyonları çıkıyor. RES çıkıyor. Termik Santral çıkıyor. Ne ekersen onu biçersin denir ya, bu atasözü Trakya için geçerli değil. Ne ekersen onu ithal edersin daha doğru bir söz oluyor buralarda. İthal edilenler arasında canlı hayvandan sonra,  üretimine ve işlenmesine bu topraklarda ki en uygun ürünler Pirinç ve ayçiçeği geliyor.”
 
AYÇİÇEĞİ ÜRETİMİ BULGARİSTAN’DAN GELEN GÖÇMENLERLE BAŞLADI
Trakyalı ayçiçeği üreticisinin çok zor günler yaşadığına değinen Çidem, “Ayçiçeğinin olmadığı yerde de adını bile telaffuzda zorlandığımız ‘palm yağı’, midemize kadar geldi” ifadelerini kullandığı değerlendirmesinde, bölgedeki ayçiçeği üretimi konusunda şu bilgileri verdi:  “Geçmişte Trakya’nın temel besin yağı tereyağıydı.  1940-45’li yıllarda Bulgaristan’dan gelen Türk göçmenler beraberinde bölgeye ayçiçeğini getirmiştir. Ayçiçeğine ilk zamanlar ‘şırlan yağı’ denilmekteydi. Günümüzde ise sıvı yağ olarak anılmaktadır. Ayçiçeğine Trakya’da gündöndü denir.  Bitkileri gibi insanlarının da yüzünü güneşe, aydınlığa döndüğü yerdir Trakya. Ekimi ve verimi ise maalesef son yıllarda azaldı. Bunun başlıca nedeni iklim değişikliğine bağlı olarak yağışların azalması, Mutlak tarım alanları arasında birer zehirli mantar gibi türeyen madencilik faaliyetleri var. 2.100 civarında fabrika, yer altı sularını fütursuzca çekip kirleterek yüzey sularına deşarj edilmesi, girdilerin yüksek olması ve gerçekçi maliyet hesabı yapılmadan uygulanan yanlış tarım politikaları nedeniyle ot, saman, canlı hayvandan sonra ayçiçeği de ithal eder konuma geldik.
 
‘YAĞ AÇIĞINI ÜRETİM YERİNE İTHALATLA ÇÖZMEYE ÇALIŞIYORUZ’
Türkiye’nin dünyada ayçiçeği yağını en çok kullanan ülkelerden biri olduğuna değinen Çidem, TÜİK verilerine göre Türkiye’de ayçiçeği yağı tüketiminin yıllık yaklaşık 650 bin ton olduğunu ancak yerli üretimden elde edilen ayçiçeği yağının yıllık yaklaşık olarak 400-450 bin ton olduğuna dikkat çekerek, açığın, üretimi arttırmakla değil, ithalatla çözülmeye çalışıldığını söyledi.
 
‘İTHALAT ARTTIKÇA ÜRETİCİNİN BORCU DA ARTIYOR’
Son 10 yılda gübre fiyatlarının ayçiçeği fiyatından 2 kat, mazotun ise yaklaşık 3 kat arttığına değinen Çidem, şunları dile getirdi: “Uygulanan bu politika sonucunda da üretim değil, ithalat her yıl katlanarak artıyor. İthalat arttıkça üreticinin borcu da artıyor. Üretici sayısı da azalıyor. Bu arada ‘yağ ihracatımız arttı’ deniliyor, yüksek gösteriliyor. Burada bir aldatmaca var.  Ham yağ ithal eden sanayici bunu işleyerek ihracat yapıyor. Ayçiçeği ekimi desteklense, ülkemizde işlense hem istihdam yaratılacak, hem de elde edilecek küspe ile hayvancılık sektörünün de yem ihtiyacı karşılanmış olacak.
 
‘GEREKLİ HER ŞEY VAR, ÜRETİM YOK’
Biz neden üretemiyoruz? Çünkü sanayiciye sağlanan destek, üreticiye verilmiyor. Her şey var. Bilgi var. Modern tarım aletleri var. Bereketli topraklar var. Üretim yok. Çünkü İthal ettiğimiz ülkelere göre mazot pahalı, tohum ithal ve üstelik de çok pahalı. Rekabet şansı yok. Çiftçimiz kredi ekip, haciz biçiyor. Bunun sonucunda da topraklar el değiştiriyor. Büyük şirketler borç ve kredi sarmalında kalan üreticinin elindeki toprakları yok pahasına alıyor.
 
ÜRETİCİ BİRLİĞİ ÜYELERİNİN SAYISI 100 BİNDEN 50 BİNE DÜŞTÜ
Ayçiçeği maliyeti, ziraat odalarının yaptığı hesaplara göre 2016 yılında yaklaşık 2,00 tl/kg. Verilen fiyat ise 1,6 tl/kg. Sonuç Trakya Yağlı Tohumlar Tarım Satış Kooperatifleri Birliği üye sayısı 100 binlerden, bugün yarı yarıya azalmış, 50 binlere kadar düşmüştür. Ortakları üreticilerden oluşan, çiftçi kuruluşu olan Trakya Birlik maliyet hesaplarının altında bir fiyatla ayçiçeği alım sezonuna girmektedir. Zamanında ödenmeyen ve yetersiz destekler. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 5 Mayıs 2016 da yaptığı duyuruda ayçiçeği 30 kuruştan 40 kuruşa çıkarıyor. Bir ton ancak 5 dekardan alınır. O da iklim şartları normal seyrederse. 2016 kurak gitmesi nedeniyle 1 dekardan 80-100 kg arası alındı.  1 dekara  40 lira destek demek. 8-9 lt mazot parası. Ya da 1,5 kg ayçiçeği tohumu parası.   Bu kadar mazotla tarlaya ancak gider gelirsin. Sürüp ekeceğim dersen tarlada kalırsın.”

BİR CEVAP BIRAK