21. Yüzyılın İslamı olur mu?

geniş yankı uyandırdığı ve  Dünya’nın önde gelen yayın organları Financial Times, Times, Guardian, Telegraph ve BBC bu çalışmaya geniş yer ayırdığı bildiriliyor.


İşte söz konusu gazetelerin haber özetleri;


The Guardian: Türkiye 21’inci yüzyılın İslam yorumunu arıyor… Diyanet’in çalışmasında şeriat hukukunun temellerinin yeniden yazılması ve Kuran-ı Kerim’in modern çağa göre yeniden yorumlanması hedefleniyor. İslam inancının Batı değerleriyle bağdaştırılması da hedefler arasında…


The Daily Telegraph: Hadisler’in yeniden yorumlanması çalışması “devrim niteliğinde” bir çaba… NATO’nun tek Müslüman üyesi olan ve küresel terörizmle savaşın önemli bir ortağı durumunda bulunan Türkiye’de hadislerin günümüze uyarlanması, İslami radikalizmle mücadeleyi amaçlayan planın bir parçası olabilir.


Habere göre, yeniden yorumun amacının hadisleri bilimsel ve tarihi anlamda daha doğru ve 21’inci yüzyıl Türk insanına daha uygun hale getirmek olduğunu söylüyor.


Sadece, yukarıdaki haber metinlerini okuyanlar, maksadın ne olduğunu çok kolay anlayacaktır.


Hemen belirteyim ki; ben bu hususlarda âlim değilim. Ancak, inandığı dini, kendisine yetecek kadar öğrenmeye çalışmış biri olarak, bu gibi suni tartışma gayretleri ve hele hele bunun gazete sayfalarına kadar taşınması,  beni de her Müslüman gibi derin derin düşündürmektedir.


İslam dininin kaynağının vahiy olduğunu bilmeyen var mı?


Peygamberin getirdiği ve yüzyıllardır İslam âlimlerinin üzerinde ittifak ettiği hususları kimler hangi bilgi ve hangi takva ile yeniden yorumlayacak?


Dini çağlara göre yorumlamak, dini beğenmemek veya eksik görmek değil mi?


Dini, bugün başka, yarın başka bir çağda başka şekilde yorumlamaya kalkışmak, dini değiştirmek olmaz mı? Din, vahiy olmaktan çıkıp insan aklı kaynaklı olmaz mı?


Din inancı, gayba (bilinmeyen, görülmeyen) inanmaktır ve tercih meselesidir. İsteyen inanır, isteyen inanmaz. Ancak, ben inanıyorum da, şu husus böyle değil, şöyle olmalı, ya da bu husus şöyle değişmeli diyerek dini aklına veya yaşantısına uydurmak dini değiştirmek olur. Böyle bir şey, asırlardır hiçbir samimi Müslüman ilim ehlinin aklına gelmemiştir ve gelmeyecektir.


Peki, neler mi oluyor?


Bu tartışmaları veya bu gibi konuların gündemde tutulmaya gayret edilmesini, Süper güçlerin “yenidünya düzeni” ya da “ılımlı İslam” projeleri çerçevesinde görmek gerekir. Yoksa Müslüman halk ve de Müslüman ilim adamları arasında, asırlardır bu hususta görüş birliği olmasını nasıl izah edeceğiz?


Ne oldu da, son birkaç yıldır bu hususlar (güya) tartışılır olmaktadır? Bunları kimin ortaya attığı ve neye dayanarak neler söylemeye çalışıldığı çok önemlidir.


Müslüman halkın ve gerçek İslam âlimlerinin böyle bir gündemi yoktur ve hiç olmamıştır.
Türkiye’nin, başka bir deyişle Müslüman halkın, 21. yüzyılın İslâmını  aradığı falan yok. Arayanlar başkaları ve ne düşündürücüdür ki, arayanların İslam ile alakaları yoktur.


Müslümanların çok dikkatli olmaları gerekiyor. Dinlerini rast gele kitap veya kişilerden öğrenmesinler.


Bir önemli konuya sadece işaret etmek istedim.


Malum, ahir zaman…


izzettinicin@hotmail.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.