3 Kasım’da Ankara’da mitingteyiz…

Kamu Emekcileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK),  Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve Türk Tabipler Birligi (TTB) ortaklaşa düzenleyeceği “Özgür, Demokratik ve Eşitlikçi bir Türkiye” mitingi için bugün İnşaat Mühendisleri odasında biraraya geldi.


Katılımcı derneklerin çağrı metni aynen şöyle:


“Değerli Basın Emekçileri


Türkiye önemli bir tarihsel eşikten geçmektedir. Bu tarihsel eşiğin sonunda aydınlık ve umut dolu bir geleceğe uzanmak için, toplumun örgütlü kesimlerinin özgür, demokratik ve eşitlikçi bir Türkiye talebini en güçlü biçimiyle seslendirmeleri hayati bir önemdedir.


Halkı yoksulluğa ve sefalete mahkûm eden neo-liberal politikaların, ülkede barış içinde birarada yaşam arzusunu yok etmeye çalışan şovenist histerinin, kültürel, inançsal, kimliksel mozaiğimizi tahrip etmeye çalışan tek tipçi anlayışın geleceğimize yönelik tehditlerine karşı, özgürlükten, eşitlikten, demokrasiden, sosyal adaletten, laiklikten, barıştan ve birarada yaşamdan yana toplumsal güçler 3 Kasım’da Sıhhiye Meydanı’nda yan yana gelerek, geleceğine sahip çıkacak.


Anayasa Tartışmalarında Tarafız!


Türkiye’nin içinde bulunduğu bu tarihsel eşikte “yeni anayasa” tartışmaları büyük önem taşımaktadır. Çünkü anayasalar, toplumsal yaşama ilişkin temel tercihleri belirleyen ana belgelerdir. Anayasa tartışması aslında nasıl bir ülkede yaşamak istediğimize dair tartışmadır. Yıllardır “Başka bir Türkiye mümkün” diyen bizler, özgür ve demokratik bir Türkiye yolunda yeni bir anayasanın hazırlanmasında taraf olacağız.


İktidar partisinin, bugüne kadarki hükümet pratiği, yerleşik siyaset ve yönetim zihniyetinin bir devamı olduğunu göstermiştir. Bu nedenle, iktidar partisinin kapalı kapılar ardında yürüttüğü anayasa çalışmaları, 1982 Anayasası’ndan kopuşu sağlama yeteneğinden yoksundur.


Anayasa tartışmalarının bir diğer cephesinde ise, milliyetçi-otoriter güçler yer almaktadır. Bu güçlerin; özgürlük, eşitlik ve demokrasi yönünde talepleri olmadığı, neo-liberal politikalara itiraz etmedikleri de sır değildir. Anayasa tartışmalarının kaderi, bu güçlerin ellerine bırakılamaz.


Laikliğin, çağdaş bir toplumsal düzenin vazgeçilmez bir unsuru olduğu herkes tarafından kabul edilmelidir. Toplumsal yaşamın hiçbir alanında dinsel referanslı ayrımcılık ve baskının yaşanmaması için kamu iradesi gereken önlemleri almalıdır.


Gerçek anlamda bir demokratikleşme, toplumun her alanına sirayet etmiş cinsiyetçi anlayışın aşılmasıyla mümkün olacaktır.


Bizler, yeni anayasa tartışmalarının, Özgür, Demokratik ve Eşitlikçi bir Türkiye hedefine hizmet etmesini istiyoruz. Silahların gölgesinde, şiddet histerisi ile toplumsal barışın karartılmasına karşı duruyoruz.


Ülkemizdeki bütün kültür, kimlik, din ve inançların kendilerini özgürce ifade edebilmeleri sağlanmalıdır. Farklı kültür, kimlik ve inançlardan birisini diğerinin önüne geçirmeden, hiçbirini ötekileştirmeden bir arada yaşamayı sağlayacak düzenlemeler yapılmalı; böylece herkesin eşit biçimde özgürce yaşaması kamunun güvencesi ve koruması altına alınmalıdır.


Kardeşçe Birarada Yaşamak İstiyoruz


Her gün yeni ölüm haberlerinin geldiği, şiddet sarmalının adeta bir düğmeye basılmışçasına tırmandırıldığı bir süreçte, milliyetçi hezeyanların, militarist çığlıkların, toplumsal gerilimin sürekli yükseltildiği bir ortamda, savaşçı dayatmalara karşı çıkmadan “sivil anayasa” hedefinden söz etmek acı bir ironiden başka bir anlam taşımaz. Toplumsal barışın özgürlükçü, eşitlikçi ve çoğulcu bir temelde tesisi ve anayasa tartışmalarının buna katkı sağlaması için, silahların gömülmesi ve savaş hazırlıklarına son verilmesi, Kürt Sorununun barışçıl ortamda demokratik yöntemlerle çözülmesi gerekmektedir.


Bizler, Anadolu topraklarında yüzlerce yıldır yan yana, kardeşçe yaşayan insanları ötekileştirerek, birbirine düşman ederek Türkiye toplumunu ayrıştırmaya çalışan odaklara karşı, barış içinde, birarada, kardeşçe yaşamı savunuyoruz. Umuyoruz ki, 3 Kasım’da Sıhhiye Meydanı’ndan yükselecek bu barış içinde birarada yaşam çağrımız, tüm toplumu sararak savaş çığırtkanlarının kirli özlemlerini boşa çıkartacaktır.


Sosyal Devlet, Güvenli Gelecek


AKP Hükümeti, yıllardır uygulayıcısı olduğu neo-liberal politikaları anayasa içerisine yerleştirerek pekiştirmeye çalıştığı gibi, sosyal yaşamı düzenleyen pek çok yasayla da halkı yoksulluğa ve sefalete sürükleyen bu politikaları kurumsallaştırmaya çalışmaktadır. Geçtiğimiz hükümet döneminde başlattığı fakat toplumsal muhalefetin güçlü tepkisi sonucu geri adım attığı pek çok düzenlemeyi, seçimlerde aldığı oy oranının ardına sığınarak yeniden gündeme getirmektedir.


Halkın sağlık ve sosyal güvenlik hakkını tamamen ortadan kaldıracak, sağlığı ve sosyal güvenliği kamusal hizmet olmaktan çıkartarak piyasaya açacak olan SSGSS yasası, meclisin öncelikli gündemi durumundadır. Bunun yanı sıra, kamu emekçilerinin geleceğini elinden alacak, kamu alanında güvencesiz istihdamı yerleştirecek olan Kamu Personel Rejimi Yasası da AKP hükümetinin öncelikli icraatları arasındadır.


Bizler eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik gibi en temel sosyal haklarımızın piyasanın kar hırsına açılmasını; iş güvencesiz, kadrosuz, geleceksiz bir çalışma yaşamı dayatmasına karşı 3 Kasım’da ülkemizin zenginliklerine ve çocuklarımızın geleceğine sahip çıkacağız.


Tüm Halkımızı 3 Kasım’da Sıhhiye Meydanı’na Çağırıyoruz!


Türkiye’nin içinde bulunduğu bu kritik eşikte, eşitlikten, özgürlükten, barıştan, adaletten, demokrasiden, laiklikten, sosyal haklardan, demokratik bir çalışma yaşamından yana taleplere sahip çıkan biz aşağıda imzası bulunan örgütler, 3 Kasım Cumartesi Günü, hep birlikte Ankara Sıhhiye Meydanı’nda olacağız. Ülkemize ve geleceğine sahip çıkan tüm yurttaşlarımızı 3 Kasım’da Sıhhiye Meydanı’nda olmaya çağırıyoruz.


3 Kasım’da Türkiye’nin her yanından otobüs ve trenlerle gelecek olan miting katılımcıları saat 10.00’da Hipodrom alanında toplanacaktır. Saat 10.30’da yürüyüşe geçilecek ve tüm kortejin alana ulaşmasının ardından saat 13.00’de mitinge başlanılacaktır.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

17 − four =