78’LİLERDEN… Ergenekon Nereye?

78’LİLERDEN… Ergenekon Nereye?

0
PAYLAŞ

Türkiye 25 yıldır darbe anayasasıyla yönetiliyor. Anayasadaki Geçici 15. Madde’yi kaldırarak darbecilerini yargılama demokratlığını gösterememiş bir ülke olmanın ayıbını taşıyor Türkiye.

Susurluk yargılamaları devlet içindeki karanlık kurumlaşmadan kurtulma yönünde bir umut yarattıysa da, denetim dışına çıkmış bazı unsurların göstermelik yargılanması dışında büyük bir hayal kırıklığıyla sona erdi bu süreç.

Halen yürümekte olan Ergenekon soruşturması da  tavsatılıyor. Denetim dışına çıkmış bazı “suç” unsurları ve bazı hükümet muhaliflerinin yargılanarak kapatılması olasılığıyla ciddi bir biçimde karşı karşıyayız.

Ülkemizin tüm darbecilerden ve “derin devlet” güçlerinden temizlenmesini bir nevi varlık nedeni haline getirmiş olan biz 78’liler, gelinen noktada kaygılarımızı kamuoyuyla paylaşma gereksinimi duyuyoruz. Ergenekon soruşturmasının, “derin devlet” ve darbecileri içermeden, dahası Hükümetin muhalifleriyle hesaplaşma operasyonun döndürülmesinin belirtileri giderek kamuoyunda daha açık hale gelmekte.

Başından beri davanın takipçisi olacağımızı kamuoyuna ilan etmiştik. Kimsenin Türkiye’yi ikinci kez aldatmaya hakkı olmadığını, sürecin ilan edildiği gibi darbecilerin ve “derin devlet”in yargılanması yönünde yürütülmesini talep ediyoruz. Soruşturmanın darbeciler ve “derin devlet” güçleri yönünde değil, muhalifler yönünde sürdürülmesi, davanın inandırıcılığı ve geleceği açısından ciddi  kaygılar yaratmaktadır.

Ergenekon soruşturması ve bu soruşturma kapsamında yürütülen operasyon dalgaları, başlangıçtaki izlenimin aksine, “derin devlet” ile mücadele etmek ve darbecileri soruşturmaktan çıkarak bir şekilde muhalefeti susturmaya yönelik bir rotaya kaymış görünüyor.

Darbe zihniyeti ve “derin devlet” örgütlenmesinin Türkiye’deki varlığı bir gerçek olup, onunla yüzleşme ve onu yargılama başarısı göstermeyen bir Türkiye’nin demokratikleşemeyeceği açıktır. Darbeci  “derin devlet” zihniyetinin başlıca meşruiyet dayanağının da Kürt sorunu olduğu anımsanacak olursa, bu soruşturmanın aynı zamanda Kürt sorununu çözmeye yönelmekten geçtiği de açıktır. Oysa son gelişmeler, ne böylesi bir yüzleşmeye ne de böylesi bir yargılama kararlılığı ile örtüşmemektedir.

Bütün NATO ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’de de 1950’li yıllarda kurulan, ilk adı Seferberlik Tetkik Kurulu olan, daha sonra Özel Harp Dairesi adını alan, 28 Şubat sürecinden sonra da Özel Kuvvetler Komutanlığı ismiyle yeniden örgütlenen yapılanma dağıtılmadan, MİT, Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı ve JİTEM gibi oluşumlar bizzat bu soruşturma kapsamında sorgulanıp suç unsurları dağıtılmadan bu soruşturmadan demokrasi adına bir şey çıkmayacağı açıktır. Maraş, Sivas, 16 Mart, 1 Mayıs 1977 gibi katliamlar soruşturulmadan, Amerikan generallerinin “bizim çocuklar” dediği 12 Eylül  darbecileri yargılanmadan, kirli savaş suçluları yargı önüne çıkarılmadan, Mehmet Ağar’ın ağzından ifadesini bulan “1000 operasyon” ve bu kapsamdaki faili meçhul cinayetler aydınlatılmadan, bu sürecin sorumluları soruşturulmadan derin devletin tasfiyesi ve demokratikleşme mümkün değildir.

Bu kapsamda bir soruşturmaya yönelmeden yürütülen ve yürütülecek bir Ergenekon yargılaması, Türkiye’nin yeni egemenlerinin hakimiyetlerini pekiştirmeye yönelik bir psikolojik harp operasyonu olmaktan başka bir anlam taşımayacaktır. Esasen soruşturmanın Sisi, Nurseli İdiz gibi magazinel unsurlara yönelmesi de ister istemez bize bunu düşündürmektedir. Son olarak, 78’liler Girişimi’nin kurucularından, arkadaşımız gazeteci Merdan Yanardağ’ın gözaltına alınması, bu kanaatimizi daha da pekiştirdi. Arkadaşımızın gözaltına alınmasının, “Fethullah Gülen Hareketi’nin Perde Arkası” adlı bir konferansa katılmak üzere Almanya’ya gideceği günün hemen öncesinde, imzasız bir ihbar mektubu üzerinden gerçekleştirilmesi, mahkemeye bile çıkarılmadan serbest bırakılması da darbecileri ve çeteleri yargılamak adı altında yürütülen operasyonun hukuk dışı bir keyfilikle yönetilir hale geldiğini göstermektedir.

Türkiye’de darbe ve darbecilerle mücadele gereksinimini böylesine tavsatan, keyfi gözaltılar ve haber manipülasyonlarıyla soruşturmayı bir psikolojik harp yöntemi olarak yöneten bir zihniyetle Türkiye’nin darbeciler ve derin devletiyle hesaplaşması imkansızdır.  Kuruluşundan beri darbecilikle hesaplaşmayı temel gündemi yapmış olan biz 78’liler, bir kez daha bu davayı yönetenleri, kamuoyuna ilan ettikleri hedef doğrultusunda hareket etmeye çağırıyoruz. Bu dava soruşturmasının, Hükümet muhaliflerine karşı bir cadı avına döndürmekten vazgeçmelerini, başta Darbe Günlükleri’nin yazarı emekli oramiral olmak üzere, başta 12 Eylül darbesinin yaşayan faili olmak üzere, başta “1000 operasyon yaptık” diyenler olmak üzere, başta faili meçhul cinayetlerin zanlıları olmak üzere ve tabii Türk derin devletinin ağababası ABD ve NATO güçleri olmak üzere gerçek darbecilere ve derin devlete yönelmeleri, yakın tarihimizin suç sicillerini temizlemeleri talebimizi yineliyoruz.

Bunu yaptıkları oranda başta biz 78’liler olmak üzere Türkiye’nin tüm demokrat ve ilerici kamuoyunu arkalarında bulacaklardır. Aksi takdirde ülkemizin darbecileri ve derin devletinin kendini gizleme ve yeni koşullar çerçevesinde kendini yenileme sorumluluğuna ortak olacaklarını kamuoyuyla paylaşıyoruz.

Türkiye’yi Aldatmayalım!

Gerçekten Darbecileri Yargılayalım!

__________

* 78’liler Girişimi Sözcüsü

BİR CEVAP BIRAK