‘AB genişleme cesareti bulmalı’

2004-2007 yılları arasında AB’nin üye sayısını 15’den 27’ye yükselten genişlemenin bütün AB üyesi ülkelerin gurur duyması gereken bir başarı olduğu vurgulanan, Tony Barber imzalı makalede, “Ancak gelecekteki genişleme hamlesinin görüntüsü giderek kararıyor” denildi ve bundan bazı “dik başlı” üye ülkeler ve başvuru sahipleri sorumlu tutuldu.

Alman Hristiyan Demokratların Hırvatistan’ı istisna kabul edip diğer başvurulara soğuk baktığına işaret edilen makalede, “zaten o da sorunlu bir süreç” ifadesine yer verildi ve söz konusu ülkenin Slovenya ile arasındaki sorunlara dikkat çekildi.

Slovenya’nın Hırvatistan’ın üyeliğini engelleyici girişimlerine bütün üye ülkelerin karşı çıktığı belirtilen makalede, “Ancak AB uzlaşmayla çalışan bir yapı ve bu durumda da yaptığı Slovenya’nın yanına kar kalıyor” ifadesi kullanıldı.

RUMLAR ENGEL ÇIKARIYOR

Aynı şekilde Kıbrıs Rum kesiminin tutumlarının da ele alındığı makalede, Rum yönetiminin de Türkiye’nin üyelik müzakerelerinin önüne engel çıkardığına işaret edildi.

Bunun da biraz, Rumların daima Türkiye’nin üyeliği fikrine düşmanca yaklaşmasından kaynaklandığı belirtilen makalede, “Bir yandan da bunu Kıbrıslı Türklerle yürüttükleri müzakerelerde bir baskı unsuru olarak kullanmak istiyorlar” ifadesine yer verildi.

“Rumlar ayrıca Bayan Merkel (Almanya Başbakanı) ve Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin de Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğine karşı olduklarını biliyor” denilen makalede, “Rumlar bu davranışlarını savunurken, adanın Kıbrıslı Türklere ait kuzey bölümünde 30 bin Türk askerinin varlığına işaret edebilir” görüşü ileri sürüldü.

Bunun dışında Yunanistan’ın, Makedonya’nın başvurusunun ilerlemesine izin vermemesinin hiçbir mantığı bulunmadığı da kaydedilen makalede, Yunanistan’ın, bu ülkenin “Makedonya” ismini kullanmasına karşı çıktığı ve bunu kendi toprak bütünlüğü için bir tehdit olarak gördüğü hatırlatıldı.

Bosna’nın AB umutlarının “kendi dar görüşlü milliyetçi siyasi liderleri” tarafından önlendiği, Sırbistan’ın yolunun Hollanda hükümeti tarafından kesildiği belirtilen makalede, Hollanda hükümetinin Sırbistan’dan Ratko Mladiç’i teslim etmesini istediği anımsatıldı.
Makalenin son bölümünde, AB’nin genişlemenin önünü tıkayan anlaşmazlıkları çözecek cesareti kendinde bulması gerektiği vurgulandı. “Balkanlar ve Türkiye’nin siyasi olarak kırılgan, ekonomik olarak hassas, ancak stratejik olarak Avrupa’nın önemli bölgeleri olduğu” belirtilen makalede, “Eğer istenmedikleri duygusuna kapılırlarsa AB’nin ödeyeceği bedel çok daha büyük olacaktır” denildi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

ten + nine =